Kante - Talisca
Górnik Zabrze maçlarına nazaran Chobani Stadı’nda oynanan ilk Sturm Graz maçının sonunda sarı-lacivertlilerin futbolu olumlu sinyaller vermişti. Bunda, İsmail Kartal’ın 2024 nostaljisinden çıkmasının da etkisi vardı.
Topla oynamak, rakibi kalenden uzak tutmak içindir. Topa hükmeden takım, şanssızlık faktörü olmadığı sürece kazanır.
Şahsımca, sarı-lacivertlilerin bu tarz baskın oyununu seven biriyim. Zico, Jesus ve rahmetli Aragones dönemlerinde de Fenerbahçe bu tarz oyunlar oynamıştı. Tabii, İsmail Kartal’ın önceki dönemlerinde de bu oyun vardı.
Maça döndüğümüzde; İsmail Kartal, Oosterwolde zorunluluğu dışında kazanan kadroyu bozmadan takımını Merkur Arena’ya çıkarmıştı. Ev sahibi Sturm Graz ise savunma ve forvet hattında yaptığı iki kritik hamleyle maça ofansif gücü yüksek bir kurguyla başladı.
İlk 10 dakikalık ev sahibi baskısını çabuk kıran sarı-lacivertliler, geçiş oyunlarıyla arka arkaya üç net pozisyon buldu. Ancak tıpkı ilk maçta farkın açılmasını engelleyen isim olan kaleci Khudyakov, yine kalesinde devleşti. Kerem’in kaçırdığı pozisyon, Talisca’nın kine kıyasla gole çok daha yatkındı.
Kadro istikrarı sağlandıktan sonra Kerem ile rekabete girecek kaliteli bir hamle oyuncusu şart. Millî futbolcunun sezonun tamamını bu yükle ve aynı fiziksel tempoyla götürmesi kolay değil.
Fenerbahçe, ilk 25 dakikalık bölümde skor üretebilecek fırsatları yakalasa da oyunun kontrolünü bir türlü eline alamadı. Sturm Graz, ilk 45 dakikada Fenerbahçe ceza sahasında tam 17 kez topla buluşurken sarı-lacivertliler rakip ceza sahasına yalnızca 4 kez girebildi.
Sahanın genelinde gözden kaçmayan ana problem, takımdaki reaksiyon eksikliğiydi. Usta ayakların üçüncü bölgede yaptığı basit pas hataları, oyun ritmini tamamen olumsuz etkiledi.
Kadıköy’ün coşkulu atmosferinde Asensio, Talisca, Greenwood ve Kerem’den oluşan hücum hattı oyunu bir şekilde taşıyabiliyor. Fakat deplasman şartlarında rakip baskısı arttığında bu dörtlü geriye dönmekte zorlanıyor. Hâl böyle olunca bütün yük Kante ve Guendouzi ikilisinin üzerine biniyor. Semedo ve Archie de dağınık olunca orta alan çok rahat geçilmeye başlanıyor.
Divan kurulunda satış listesine konulacağı konuşulan Kante, tüm bu karmaşanın ortasında sahanın en iyisi, takımın en ayakta kalan ismiydi. Artık Kante’nin bu takımın vazgeçilmezi olduğu anlaşılmalı.
İkinci yarıda oyunu domine etmek bir yana, topa sahip olma üstünlüğü de tamamen Sturm Graz’a bırakılmıştı. İsmail Kartal’ın tartışma yaratacak üç oyuncu değişikliğinin hemen ardından gelişen ilk atakta ise sahneye yine o çıktı. Talisca’nın kazandığı soğukkanlılıkla gole çevirdiği penaltı, beklenen rahatlamayı getirdi.
Sezona fırtına gibi bir giriş yapan Brezilyalı, oynadığı dördüncü resmî maçta da ağları havalandırarak kalitesini bir kez daha kanıtladı.
Zor da olsa rakibini yenerek tur atlayan sarı-lacivertlilerin, 2008 yılından bu yana katılamadığı Şampiyonlar Ligi için önünde 180 dakikası kaldı. Bu oyun Lyon maçlarına yeter mi? O da düşündürücü bir durum.
İsmail Kartal’ın iskelet kadrosunda 7-8 oyuncusu net gibi görünüyor. Ancak ülkede “Atanın ve tutanın iyi olacak.” söylemi çokça dile getiriliyor.
Mert Günok takımın birinci kalecisi mi? Ederson hâlâ ortalıkta yok. Gidecek mi, kalacak mı? Livakovic kalma taraftarı değil.
Vedat-Sheriff anlaşılırsa Lukaku varken forvet Talisca ile devam edilir mi? Asensio nun durgunluğu ise ciddi bir problem.
Kadro fazlalığına dönersek… Büyük olasılıkla açıklanması beklenen Lukaku ile beraber yabancı sayısı 25’i buluyor. Süper Lig’in başlamasına dört gün, transfer sezonunun bitmesine ise yaklaşık bir ay gibi bir zaman kaldı. 12 yabancı oyuncuyla yollarını ayırması gerekiyor. Maliyetlere bakıldığında yönetimi zorlu günler bekliyor.
