Muhalefeti muhalefete mahkûm etmek
Türkiye’de muhalefetin çok ciddi bir entelektüel arka plan problemi var. Siyasi figürler değişirken nasıl oluyorsa, arka planda muhalefet(?) tabanını etkileyen yüzler hiç değişmiyor. Bu isimler kendilerine verilen köşelerden yıllardır yorum yapıyor ve tabanın sesi çok çıkan azınlık kesimi tarafından büyük bir iştahla alkışlanıyor. Peki, bu iştah muhalefeti iktidar alternatifi yapıyor mu?
Ya da daha açık soralım: Muhalefetin ve de CHP’nin iktidar alternatifi olmasına bir katkısı var mı?
“Ama çok güzel yazıyorlar. Damardan yazıyorlar…”
Yıllardır duyduğum bir sav. Güzel yazı yazmalarına kimse bir şey demiyor. Güzel yazmak, damardan mesaj vermek elbette önemli. Ama o damar yanlışsa, mutedil kesimlerle bile uzlaşıya engel ise ne olacak?
İsim vererek polemiğe girmek istemiyorum ama sanırım kimlerden bahsettiğimi herkes anlamıştır. Cüppeliye kızanlar, kendi cüppesizine tek laf etmiyor, edemiyor. Atatürk’e laf edildiğinde bağıranlar bu tezlere kaynaklık edenleri bağrına basıyor. Bir forvet gibi sürekli atak halinde olan ama golleri hep kendi kalesine atanları alkışlıyor. Yıllarca merkez medyanın(!) merkezini tutan bu isimler ve benzerlerinin temel konularda bir milim bile yerlerinden oynamadıklarını ülkemizdeki her kritik eşikte tekrar tekrar görüyoruz. Üzülerek görüyorum ki Türkiye’de demokrasi gerçek anlamda kimsenin umurunda değil. Varsa yoksa mevzilerin sıkılaştırılması ana mevzu…
Halbuki sokaktaki sıradan insanın sorunları boyunu aşmış durumda. Geçim sıkıntısı almış başını gitmiş, güvenlik ciddi bir problem. Sokaklarda vatandaşın vatandaşa şiddetinin haddi hududu kalmamış… Türkiye’nin sırtına binen geçmiş sorunlardan bir an önce kurtulmak gerekirken, dün olan bitenleri yok sayıp sanki savaş kaybediyormuşuz gibi bu isimlerin paylaşımlar yaptığını görmek açıkçası beni hiç şaşırtmadı.
MHP lideri Sayın Bahçeli büyük bir risk alarak geçmiş siyasetine sünger çekip adım atabilmişken, yıllardır bu sorun üzerinden ajitasyon yapan çevrelerin dahi itiraz ettiğini görmek gerçekten şaşırtıcı… Aslında benim gibi pek çok kişi için bu tablo hiç de şaşırtıcı değil. Çünkü Türkiye’de pek çok kesimin tutumu sadece günlük siyasete empoze durumda. O gün hava nasıl ise ona göre bir tavır alış var. Çok az kişide konjonktürden bağımsız bir ideolojik duruş var.
Mesela bu nedenle muhalefetin içinde sesi çok çıkan kesimler geçmişte “Yetmez ama ‘Evet’” diyenleri anlamakta güçlük çekiyor. Onlar için meselenin sadece tek bir yönü var ve bugün çerçeve yasa etrafında kopan fırtınada da benzer bir tavrın olduğunu görüyoruz. Halbuki gerek CHP ve Yeni Partiyi oluşturan tabanda gerekse muhalefetin diğer kesimlerinde, artık bu sorunun gündemden kalkması gerektiğini düşünen insan sayısı karşı çıkanlardan daha fazla.
Ama konuyu Erdoğan karşıtlığına sokmaktan haz alıyorlar.
İktidara talip olduğu iddiasındaki muhalefetin akıl öğreticileri yıllardır muhalefeti muhalefete mahkûm etme siyaseti uyguluyor ve muhalefetin siyaset kanadı da onların bu kuru gürültülerinin etkisi altında kalıyor. Düşünün ki bu akıl öğreticilerin her yazısının içine ustalıkla serpiştirilmiş ama ideolojik bağnazlıkları sebebiyle gizleyemedikleri her bir satırın iktidar cephesinden ayrılmayı düşünen insanların “Bunlardan iş çıkmaz. Bunlar mı ülkeyi yönetecekler?” diyerek yerlerinde kalmalarına ya da sandığa gitmemelerine sebebiyet verdiği de ortada. Buna rağmen hâlâ çok büyük övgü alıyorlar ve sosyal medyayı kasıp kavuruyorlar.
Aklı başında ve bu ülkeye, siyasete büyük hizmetler edebilecek birçok isim; bu kimseler ve bunların dilini takip eden sivri dilli, kurt siyasetçiler yüzünden kenara çekilmiş bir şekilde olan biteni izlemekten başka çare bulamıyor.
Bugün, CHP’den ayrılıp CHP’nin adının verdiği ağırlıktan kurtulma imkânı varken, Yeni Parti’ye bir zamanlar otobüs firmalarında gördüğümüz “Öz, Hakiki, Gerçek” gibi bir muamele çekilmesi ne kadar doğru?
Geçmişte SHP ve DSP gibi iki olumlu örnek varken…
Bir iktidar bundan daha iyi bir muhalefet bulabilir mi?
Gerçekten çok yazık…
