Fon oyunu reel sektörü vurmaya başladı

Fon işi patladığı ilk günden beri işin ciddiye alınması gerektiğini dile getiriyorum. Çünkü Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ısrarla sorunun küçük olduğunu belirtiyor.

Çözemediğim şudur: Cevdet Yılmaz sorunun ciddiyetini kavradığından mı sorunu küçümsüyor yoksa göremediğinden mi?

Dün aslında giriş yazısı olacak şekilde değinmiştim: Fon krizi ilk etapta hisse senedi piyasasını vurdu. Önceki günkü değerlere göre borsadaki yatırımcılar şimdiden 40 milyar doların üzerinde bir kayıp yaşadılar bile.

Fon krizinden 20 milyar dolar kayıp beklenirken şimdiden borsada 40 milyar doların kaybedilmesi küçümsenecek bir şey değildir.

Bakınız bu 40 milyar dolar halka açık kısımdır. Eğer toplam şirketler baz alınsa önceki güne göre toplam kayıp 100 milyar doları geçiyor.

Burada bakış açısı önemlidir. Eğer sadece borsadaki değer kayıpları veya artışları yaşanıyorsa bunun kalıcı önemi olmaz. Oysa bugün finansal olarak yaşanan dalgalanmanın reel sektörün etkilemesini gözlemliyoruz.

Bir başka ifade ile durumu izah edelim: Hisse senedi piyasasındaki dalgalanma nedeniyle borçlanma piyasasında kilitlenmeler yaşanıyor.

Bir örnek verelim: Tera Yatırım Menkul Değerlerin bilanço verilerine göre 251 milyar lirası likit varlık olmak üzere toplam 92 milyar lira özvarlığı bulunuyor. Böylece şirketin kısa vadeli borcu 158 milyar lira… Hatta şirketin 6 aylık net karı bile 46 milyar lira ama piyasa değeri 49 milyar liradan alıcısı bile yok.

Çünkü yukarıdaki değerlerin borç harici kısımları fiktif varlıklardan oluşuyor. Ponzi sistemlerin fiktif varlıklarına açılan krediler ise şimdi başımızın derdi olacak demektir.

Hadi bu durumu finansal şirketler için kullandık… İyi ama reel sektör şirketlerinin doğrudan tahviller yolu ile borçlanmaları ne olacak? Halka çık bazı şirketlerin son dönemde temerrüde düşmesini bu nedenle yaşıyoruz.

Örneğin Alves Kablo…Borlaese Otomotiv ve sayamadıklarımız. İki yıl önce 5 liradan işlem gören Uşak Seramik bugün 50 kuruştan alıcı arıyor.

Sağlam şirketlerin bile hisselerinde beklenmedik satışlar geliyor. Çünkü likidite akışını boğan kapanmış ve alıcısı olmayan şirketlerin açığı sağlam şirketlerin satışı ile kapatılmak zorunda kalınıyor.

Özet ile söyleyeyim: Ciddi önlem alınmaz ise finansal sorun kredi pazarı üzerinden reel sektörü etkilemeye başladı bile…

Bizden hatırlatması.

ÇÜRÜKLER SAĞLAMLARI VURUYOR

Finansal sektörümüzde şu anda özellikle hisse senetlerinde çok değişken ve dalgalı bir seyir izleniyor.

Bir yanda çürük diyebileceğimiz hisselerde alıcı bile yok. Ama diğer yanda sağlam diyebileceğimiz hisselerde satışlar gözleniyor. Çünkü çürüklerden kaynaklanan zincirleme bulaşma etkisi sağlam şirket hisselerini de etkiliyor.

Kısaca kavramların ve varlıkların karmaşıklaştığı bulaşıcı etkili bir dönemdeyiz.

Piyasanın dengeye kavuşması için bir an önce varlık-kredi ilişkisinin kurulması gerekiyor.

Bu dengenin sağlanamaması halinde finansal esintinin reel sektörü etkileme oranın da yükselecektir.

UÇAN ARABA VAADİ

Hisse senedi piyasamızda özellikle foncular yakın takip ediliyor. Israrla diyorum ki asıl ana hissedarlar izlenmelidir.

Mesela “uçan araba yapacağız” vaadi ile ana hissedarlar ne fiyattan ne kadar ek hisse satmıştır?

Halka açıklanan bilgilerin karşılıksız çıkması ama karşılığında ana hissedarların yaptığı yüksek fiyattan satışlar incelenmelidir.

Öyle şirketler var ki, yüzde 20 oranında halka açılmış ama 2 yıl içerisinde halka açıklık yüzde 80’lere gelmiştir. Ve şirket hisseleri yanıltıcı bilgilerle yüksek fiyattan yatırımcıya satıldıktan sonra şimdi batmanın eşiğinde oynuyorlar.

Eğer bir temizlik yapılacak ise öncelikle kirli ellerin piyasadan silinmesi gerekir. Aksi halde dün belirttiğim gibi “leş tarlası” ile yaşamak zorunda kalabiliriz.

YORUMLAR (4)
4 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.