Ekonomide artık en büyük düşman enflasyon değil!
Eylül'ün son haftasında Körfez'deki askeri gerilim, nükleer diplomasi ve Avrasya'daki rafineri savaşı küresel dizel arzı etrafında birleşti. Ham petrol akışında kısmi bir toparlanma yaşanırken asıl sıkışma beklenildiği üzere rafine ürünlerde ortaya çıktı ve krizin faturası Hong Kong'dan Londra'ya kadar pompa fiyatlarına yansıdı.
İran, 24 Eylül'de yedi gün içinde boğazın açılması karşılığında ABD ablukasının kaldırılmasını, dondurulmuş fonların serbest bırakılmasını ve petrol yaptırımlarının askıya alınmasını önerdi, ancak zenginleştirme konusunda hiçbir taviz vermeyeceğini açıkladı. Trump öneriyi cumartesi günü reddetti ve Tahran bunun ardından sahada hepten sertleşti. IRGC'ye bağlı Fars ajansı iki gecede 19 ihlalci geminin hedef alındığını duyurdu. Bu saldırlar son zamanlarda İran tarafından düzenlenen en büyük gemi avı operasyonları oldu.
IRGC ayrıca 8 Eylül'dekinin ardından ikinci pazar günü de bir ABD sualtı aracını ele geçirdiğini iddia etti (ama ABD iddiayı reddetti). Mayın avlama araçlarının hedef alınması, ABD'nin açık tutmaya çalıştığı güney koridorunun güvenliğini doğrudan zayıflattı. Sonuç olarak da ABD’nin karizmasına bir çizik daha atıldı.
Washington tarafı ise farklı bir tablo çizmeye devam ediyor. Hazine Bakanı Bessent, denizde yalnızca 15 milyon varil İran petrolü kaldığını ve boğazdan günde 15 ila 22 milyon varil petrol geçtiğini söyledi. Bazı ekonomistler 80 milyon varilden bahsetse de İran ekonomisinden gelen siyaller Bessent’ı destekler nitelikte. Rakam ne olursa olsun İran’ın ateşkes sürecinde elde ettiği nakit tükenmek üzere gibi…
Boğazdaki tıkanıklık bölgenin enerji haritasını da değiştirdi elbette. Irak, Nisan'dan bu yana 2,12 milyon ton akaryakıtı kamyonlarla Suriye çölü üzerinden Baniyas limanına taşıdı. İki ülke Kerkük-Baniyas boru hattını yeniden inşa etmek için anlaştı. Bu tablo Suriye'ye transit gelir ve jeopolitik ağırlık kazandırdığından her an başının belaya girme ihtimalini yükselten bir gelişme olarak okundu.
Tüm bunlarla beraber diplomaside çelişkili sinyaller birbirini izlemeye devam ediyor. Al Hadath, İran'ın yaptırım gevşemesi karşılığında zenginleştirmeyi askıya almayı kabul ettiğini iddia etti. Press TV'ye konuşan bir İranlı yetkili bu haberleri yalanladı ve ABD'nin Hürmüz'de sıkıştığı için nükleer konuyu öne sürdüğünü savundu. Trump da yaptırım gevşemesi teklif ettiğine dair Axios haberini uydurma olarak nitelendirdi. Buna rağmen Arakçi, New York'ta Katarlı arabulucularla görüştü.
Arakçi, ABD gerekli adımları atarsa boğazın dört beş gün içinde açılabileceğini ve nükleer müzakerelerin yedinci gün başlayabileceğini söyledi. Washington ise nükleer program ele alınmadan anlaşma olmayacağını yineledi. Sonuç olarak taraflar hangi adımın önce atılacağı konusunda ayrı düştü ve olumlu beklentilerle ciddi bir salınım yapam brent petrol ben bu yazımı kaleme alırken yeniden 105 dolara kadar tırmandı.
Haftalardır üzerine yazıp konuştuğumuz üzere krizin en kritik boyutu dizel piyasasında yaşanmaya devam ediyor. Ukrayna 20 Eylül'de Moskova rafinerisini, 25 Eylül'de Perm rafinerisini vurdu ve Rusya'nın rafinaj kapasitesinin kabaca üçte birini devre dışı bıraktı. Öyle ki bazı bölgelerde yol üzerindeki benzinliklere bile dron saldırıları gerçekleştirdikleri hususunda haberler basına yansımaya devam ediyor.
Moskova’nın üreticilere yönelik dizel ihracat yasağını Ekim sonuna kadar uzatmasıyla ABD dünyanın son başvuru tedarikçisi haline geldi ve ihracatı günlük 2 milyon varile yaklaştı.
İç piyasada galon fiyatı 6,50 dolara çıkınca Trump, ara seçim öncesinde 90 günlük ihracat yasağını ciddi biçimde değerlendirdiğini söyledi. Analistlerin hesaplarına göre iki ülkenin ihracatı birlikte devre dışı kalırsa küresel dizel ihracatının yaklaşık dörtte biri piyasadan çekilebilir durumda.
Fiyat baskısı ülkeden ülkeye farklılık göstermeye devam ediyor. Hong Kong'da dizelin litresi 4,90 dolarla rekor kırmış durumda. G7 içinde Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere 2,6 doların üzerinde kalırken ABD 1,73, Japonya 1,01 dolarda kaldı. En kırılgan halka yine İngiltere oldu. Dizelinin %55'ini ithal eden ülkede ithalatın büyük kısmı ABD'den geliyordu. Fiyatlar 199,18 peniyle 2022 rekorunu geçti, stoklar 42 güne indi ve hükümet karne ile 50 mil hız sınırını içeren acil planı masaya koydu. Olası bir ABD yasağının İngiltere'de litre fiyatını 2,50 ila 3 sterline çıkarabileceği konuşuluyor.
Bu olumsuz küresel tablonun varlığında bir de fon krizine tutulan ülkemiz cephesinden bakarsak tam anlamıyla ayazda kalmış durumdayız.
Bir yandan borsada ardı ardına yaşanan düşüşlerle oluşan 5 trilyon liralık kayıp varken diğer yanda oluşan (iç ve dış gelişmeler kaynaklı) belirsizlik ikliminde döviz satışları ve altının küresel gelişmeler çerçevesindeki kayıpları nedeniyle rezervler erimeye devam ediyor.
Enerji cephesinde, petroldeki her 10 dolarlık artış cari açığı 2,5 milyar dolar büyütüyor ve bugünkü brent seviyesi kabaca 9 milyar dolarlık ek yük anlamına geliyor.
Motorinin litresi dört haftada 81 liradan fırlayıp 100 lira civarına yaklaşmış durumda. Eşel mobil sistemi 1 Ekim'de uzatılmazsa benzine 12,48 liralık ek zam gelecek.
%31,51'lik enflasyon ve yüzde 37'lik politika faiziyle TCMB'nin manevra alanı fon krizinin de patlamasıyla iyice daralmış durumda.
Her ne kadar yaşananlardan ötürü iç talep zayıflayacak olsa da konunun nerelere kadar gidebileceği ve piyasadaki likidite sıkıntılarının artma ihtimali düşünüldükçe durgunlukta enflasyona neden olabilecek gelişmelerin ortaya çıkması gayet olası gözüküyor.
Önceki yazılarımda ifade ettiğim üzere Türkiye zaten mevcut ekonomik durumuyla tarihin en keskin virajlardan birine son derece yetersiz bir karneyle girmişken şimdi bir de bu krizin patlaması ile üzerine taşıyamayacağı çok bir yük daha almış oldu.
Söyleyebileceğimiz en net şey bundan sonrasının (beğenmediğimiz) öncesine göre çok daha zorlu olacağı.
Problemleri çözmesini beklediğimiz aktörlerin bizi her geçen gün daha fazla beter hale getirmesini çaresizce izlemeye devam ediyoruz…
Tekrar tekrar ifade edelim. Problemlere neden olanlar, neden oldukları problemlere çare olmazlar.
Hasılı, ekonomide artık en büyük düşman enflasyon değil. O artık sadece düşmanlardan biri. Yeni büyük düşmanlarımız ikiz kardeşler: Belirsizlik ve güvensizlik…
