“Hâtıran aziz dostum, senin aziz hâtıran!”

Ankara’da 1976’dan itibaren en az haftada bir ziyaret ettiğim üç kişi vardı. Başta Hâlide Nusret Zorlutuna. Diğer ikisi, Yahya Kemal’in meclisine devam eden en genç iki isimden biri, Bergama Heykeltraşları şiirini ithaf ettiği ve “Muhtar refîk olmayıcak her şey boş” iltifatıyla karşıladığı Dr. Muhtar Tevfikoğlu ile Cinuçen Tanrıkorur idi. Emine Işınsu ve İskender Öksüzlerle zaten hep beraberdik.

Dinleyici olarak kendimi Türk Mûsikîsi’nin sayılı hayranlarından saydığım gençlik yıllarıydı. Cinuçen Tanrıkorur gibi bir saz virtüözüne yakınlaşma benim için göklerden gelen bir hediyeydi. Onun için de şartlar uygun olacak ki yakınlaştık. Bu yakınlık, tanıdıklarımızı da buluşturdu.

Yazıya koyduğum başlık Halide Nusret Zorlutuna’nın” Hâtıran” şiirinin son mısraıdır. Vefatının 5. Yıldönümünde çektiğim belgeselin jeneriğinde, görüntüler üzerine iki dörtlüğünü okumuştum. O kadar severim. Cinuçen Ağabey’le de ilgisi var. Galiba 1981 olacak, Halide Hanım’la tanıştırmamı istedi. Görüştüler ve pek seviştiler. Vefatına kadar (10 Haziran 1984) geçen üç senede arada bir buluştuk. Yazımıza konu Adanmış Bir Ömür hâtıra kitabında o ziyaretlerden birinin fotoğrafı da var.

Güzelliğine doyamadığımız zamanlardı.

adamis.jpg

O ZOR KARAKTER

Cinuçen Bey’in Ankara yıllarının son on yılında hemen her konuda beraberdik. Hiçbir projesi, konseri veya faaliyeti yoktur ki içinde olmayayım veya katılmayayım. Sevgili Bârihüda, 1980’den sonra hepsinde sessizce yükümüzü çekenlerdendir. Sabahladığımız gecelerde de bizimledir.

Cinuçen Bey zor bir insandır. Fırtınalı ruhunun yansımaları ağırdır. Etrafını da harekete geçiren yüksek voltajlı bir hayat yaşadı. Çocukluğundan gelen rahatsızlığı bir devreye kadar bu hıza engel olamadı. Titizliği, pek az kişide gördüğüm incelik ve zorluktaydı. Bir konuda değil, her konuda titizdi.

Seçiciliğini her durumda gösterirdi. Mesela çorba severdi. Fakat çorbası mutlaka tanesiz olacaktı. Kapıdan girerken bana uzattığı şiirde dendiği gibi “Tutup ke’sin kenarından” höpürdeterek bir çorba içişimiz var ki seyirlikti. “Höpürdetme” rahatsız olacağı bir işken, şiirle söylenen şaka pek hoşuna gitmişti. Böyle sanatlı oyunları severdi. Geçenlerde sosyal medya hesaplarımda o çorba höpürdetme hikâyesini paylaştım.

GELİŞMİŞ İNSAN ÖRNEĞİ

İçindeki yalnızlığın bir ölçüde tamamlayıcısı sanatı ve her seviyeden insanlardı. Her girdiği yerde asil bir insan olarak dikkat çekerdi. Dünyanın her yerinde hayranlıkla dinlenen, sahnede duruşuyla, sazıyla sözüyle güzellik örneği gösterilen bu büyük adamda sosyal sınıf gözetme nobranlığı yoktu. Ankara’da şimdi roman denilen vatandaşlarımızla yakından ilgilenirdi. Rahatça arar, görüşürlerdi. Hâlâ duruyor mu bilmiyorum, Hamamönü’ne yakın bir kahveleri vardı. Davulcudan klarnetçiye her tür müzisyenin iş beklediği yerdi. Onlara arada bir uğrar ve gönüllerini alırdı.

İnce ince işlediği zevkleri kadar tavizsiz yaşama alışkanlıkları vardı. Giyiminden kuşamından tutun da nerede nasıl davranacağına, kime nasıl ve ne şekilde konuşacağına kadar düşünülmüş ve kendi kendisiyle prova edilmiş bir hayatı vardı. Etrafında hiç kimse hemen hiçbir bakımdan tam onun gibi değildi.

İşte Bârihüdâ Hanım, bu zor mizacı dengeleyecek bir sıyanet meleği gibi Amerika’dan geldi. Geldi ve can yoldaşlığından öte bir rol üstlendi.

adanmis-2.jpg

O “SIYÂNET MELEĞİ”

Bârihüdâ Hanım’ın Cinuçen Tanrıkorur’u tam manasıyle rahat ettirdiğini söyleyebilirim. O işler ve eserler böyle çıkabildi. Hastalığı sırasında hastane odalarında eser bestelemesine ve kayıtların tutulmasına kadar her adımda o vardır.

2000 yılında vefatından sonra, tam manasıyla kendisini Cinuçen Tanrıkorur’u yaşatmaya adamış bir Bârihüdâ görürüz. Beste külliyatı, hakkında ilmî çalışmaların yapılması ve yayınlanması, her yıl düzenlenen anma toplantıları, konserler onun eseridir. Hepimizi o harekete geçirdi. Hedefini hiç kaybetmedi. Taciz derecesinde sıkıştırmalarından bunalanlar beni de de arıyorlardı. Haklıydılar. Fakat karşılarında hazırlayacağı kitabına Adanmış Bir Ömür diyecek, adanmış bir gönül vardı.

Bu iki ciltlik hatıra ve değerlendirme yazılarının yer aldığı muazzam eserin yıllar önceye dayanan macerasını düşününce katlanılmaz zorluğu bir daha görüyorum. On yıl oldu. Önce Atatürk Kültür Merkezi basacaktı. Dizgisi ve düzenlemesi bile yapıldı. Devletteki tasarruf tedbirleri dolayısıyla kâğıt baskı yapamayacağız dediler ve kaldı. Oraya nasıl gelindiği de yazılacak zor dönemeçlerdendir.

Yayınevi aramaları uzun sürdü. Bir değil, iki değil, belki yarım düzine yayıncı belli bir süre çalışıldıktan sonra vazgeçti. Olmuyor deyip kenara çekilebilirdi. Hayır, Bârihüdâ vazgeçmedi. En son Haliç Üniversitesi projeyi tam sahiplendi ve ortaya gönlümüzü hoş eden, düşüncemizi harekete geçiren mükemmel bir eser çıkmasını sağladı.

KUTLAMA YETMEYECEK ÖRNEK BİR ESER

Bunca problemden sonra iyi bir sondu. Yazıların toplanması ayrı, değerlendirilmesi ayrı bir iştir. Yazdırmak hiç kolay olmamıştır. Yıllar süren sancılı bir devredir.

Kitap, çoğu yeni olmak üzere hakkında yazılanların seçmelerinden oluşuyor. Birçok yenilikleri beraberinde getiriyor. İki ciltlik tertemiz baskılı prestij eserinin hazırlanış, düzenleniş ve sunuluş bakımlarından türünün özel bir örneği olduğunun görülmesini isterim.

Adanmış Bir Ömür, Cinuçen Tanrıkorur Hatıra Kitabı büyük boy, 1116 sayfa. İyi bir kâğıt seçimi ve çok güzel bir baskıyla çıktı. Sanırım Cinuçen Hoca görse, bazı yerlere takılsa da “O kadar kusur kadı kızında da olur” der ve beğenirdi.

Bir hususa daha dikkat çekmek isterim: Hakkında bu kadar yazılan mûsikîcimiz var mıdır bilmiyorum. Okuyan, sadece Cinuçen Tanrıkorur’u değil, bilmediği birçok şeyi öğrenecek. Belki en önemlisi bir insanın çok insan olduğunu görmekle o aydın kimliğiyle tanışacak. Kendi milletine, kültürüne, sanatına sevgisi artacak. Toplumuna güveni tazelenecek.

Haliç Üniversitesi’ni kutluyorum. Sevgili Bârihüda Tanrıkorur’u kutlamanın yetmeyeceğini biliyorum. Eskilerin dileği dileğimdir: “Ecrini Yüce Tanrı versin!

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.