Asrımızın Nene Hâtunu(!)

Kırsal bir bölgede yörenin AK Parti kadın kollarının da mevcut olduğu bir etkinlikte iki beyin konuşmasına kulak misâfiri olmuştum. Birisi, modern giyimli, güneş gözlüklü, tesettürlü hanımları ve sandalyelere oturmuş beyaz namaz örtülü yaşlı hanımları göstererek şöyle dedi:

“Bu hanımlar, bu ninelerin torunları ama bir tuhaflık var. Nineleriyle alâkaları yok.”

Elbette kastettiği sâdece kıyâfet değildi. Rûhen alâka olmayışını anlatmak istiyordu. Adamın bahsettiği modern hanımlar, fon krizinde adı geçen Fatma Betül Kaya’ya benzemeye çalışanlar; yaşlı hanımlar ise Nene Hâtun’a benzeyenlerdi.

Turuncu Dergisi, 10 yıl evvel Âile Bakanı Fatma. B. Kaya’yı Hollanda ile yaşanan diplomatik kriz sebebiyle asrın Nene Hâtun’u ilân etmişti.

Derginin benzettiği Nene Hâtun kim?

Üç aylık bebeğini bırakıp Aziziye Tabyası’na yardıma koşan kahraman Türk kadını. İki oğlunu 1. Cihan Harbi’nde kaybeden çilekeş Anadolu kadını. Geçim sıkıntısı çektiğinden 1943 yılında devletten yardım isteyen fakir şehit annesi. Soyundan gelenler de kendisine benzeyen yerli millî Anadolu hâtunu.

Ya benzeyen hanım?

Fâtih’te dört çocuklu mütedeyyin bir âilenin üçüncü çocuğu. İlkokulu Fâtih’te okumuş. Sıra liseye gelince Erdoğan’a ve muhtemelen imamhatip dâvâsına yakın baba Sayan, kızı için bir zamanların misyoner okulu Beyoğlu Anadolu Lisesi’ni tercih etmiş. Katsayı sorunu varken bunu yapmasını haklı görüyorum ama yerli ve millî başka bir devlet okulu tercih etmemesini anlayamıyorum.

Çok başarılı bir öğrenci olan ve bir rivâyet liseyi birincilikle bitiren Fatma Betül, ÖSS’de Türkiye derecesi yapıp Bilkent elektrik-elektronik bölümünde burslu okumuş. Üzerine de tıp bitirmiş. İBB bursuyla doktora da yapmış. İBB bursuyla doktora yapmasını eleştirenlere katılmıyorum. Böyle başarılı öğrencilere birçok devlet kurumu burs veriyor. Bir zamanların ayrıcalıklı çiçek çocuklarının devlet parasıyla yurt dışına gitmesini efsâne gibi anlatanların, muhâfazakârlara sıra gelince burun kıvırması, nâmuslu bir eleştiri değil.

Keşki Fatma Hanım, aldığı bursla bilim dünyâsında ilerleyip siyâsete hiç girmeseydi. “Fâtih arsasından ayrılan çocuklar” yazımda Fâtihli mütedeyyin âilelerin çocuklarının siyâsetin ve kapitalizmin çarklarında nasıl savrulduğunu anlatmıştım. Sayan âilesi de bunlardan birisi.

Kendisi gibi başarılı bir tıp doktoruyla evlenen Fatma Hanım’ın oğlu Ahmet Âkif, 2004 yılında LGS’de birinci oldu. Peki hangi liseyi tercih etti? Elbette imamhatip değil. Etse bilirdik. Etse iktidara yakın gazeteler, özellikle Yeni Âkit, birinci sayfadan verirdi. 2024-25 öğretim yılında Robert Koleji’ni tercih edenler arasında Ahmet Âkif Kaya var. İmamhatipleri öven Fatma Hanım, babasının izinden gitmiş anlaşılan.

Fatma Hanım’ın TBMM sitesinde ve kişisel bloğunda lisesi yazmıyor. AK Parti’nin sitesinde var mıydı bilemiyorum. Silindiği için ulaşmak imkânsız. Eğer aynı liseden mezun olan Gülse Birsel, bakan olduğunda, “Hayırlı olsun hemşirem” diye yazmasaydı benim de dikkatimi çekmezdi. Her zaman söylüyorum, imamhatip güzellemesi yapan bakan ve bakan yardımcıları okudukları liseleri ve çocuklarını gönderdikleri liseleri açıklasalar imamhatip dâvâsındaki samimiyet belli olacak.

Sayan âilesi, bu skandal sebebiyle epey perişan olmalı. Hiçbir anne-baba, kariyeri bu kadar parlak bir evlâdının jübilesi böyle olsun istemez. Onlar bir yana, Türkiye birincisi olacak kadar zeki çalışkan bir gencin şu andaki psikolojisini düşünmek bile istemiyorum. Neyse ki babası, ergen psikiyatristi.

Peki kariyeri böylesine parlak bir anne baba, niye ergen yaştaki evlâdının toplum içinde ne duruma düşeceğini düşünmez. Paran var, kariyerin var, yediğin önünde yemediğin arkanda. Niye daha fazlası? Hem de haram yoldan. Fatma Hanım’ın eşine uyduğu söylentileri de var.

Bütün bu olanlara çok çeşitli zâviyeden bakanlar var. Ben, bu memleketi bize vatan yapan şehit ve gâzilerin âhı tuttu diyorum. Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan, “Nene Hâtun’un bile içini boşalttılar.” dedi. Nene Hâtun rûhunun içi boşalmaz. İçi boşlar sömürür, o kadar! Ama kesin olan bir şey var, başörtüsünün içi boşaldı, bir metre bez oldu. Güven vermiyor artık. Bu gidişle çalıp çırpmayan başörtülüler hakkında, “Başörtülü ama dürüst birisi” cümlesini bol bol duyacağız.

Fatma Hanım, Nene Hâtun’a benzetildiği zaman itiraz etmeliydi. “Biz onların kesip attığı tırnak olamayız!” demeliydi. Demedi. Bu benzetmenin rantını yedi. Şimdi o rant da başını yedi. Nefisti paraydı kocaydı bir yana dursun. Nene Hâtun’u istismar eden rezil rüsvâ olur.

Dilerim Turuncu Dergisi, olanlardan ders çıkarıp Nene Hâtun’un rûhâniyetinden af diler.

YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.