Irak Tezkeresi’nde milletvekillerinin iradesine saygı duyan AK Partiden...

Yeni Parti lideri Özgür Özel, TBMM’de yaptığı konuşmada kendisinin ve kurmaylarının Çerçeve Yasa’ya “evet” oyu vereceğini açıklamasına rağmen, 35 milletvekilinin “evet”, 54 milletvekillinin ise “hayır” oyu kullanması Özel’in liderlik otoritesini sarsmış mı oldu? Ve bu durumda da Özel, henüz kırkı çıkmamış partisinde daha şimdiden azınlığa mı düşmüş oldu?

İktidar ve “mutlak butlan CHP’si” kanadına göre, Yeni Partinin 54 milletvekillinin Özgür Özel’in açıkladığı tutumun aksine ‘hayır’ oyu vermesi, Özel’in partisinin üzerindeki siyasi ağırlığının sınırlı olduğunun, partisinin ancak üçte birine hâkim olduğunu gösteriyormuş!

İktidar kanadı sonuçta; çıkıp aksini söyleyecek, “Ne güzel, parti içi demokrasi işliyor, milletvekilleri AK Partili milletvekilleri gibi liderleri ne derse sorgusuz sualsiz yerine getirmiyorlar, kişiliklerini yok saydırmıyorlar, liderlerinin talimatıyla değil, kendi iradeleriyle karar veriyorlar” övgüsünde bulunacak değil ya. Elbette ki tabloyu Özgür Özel’in partiye hâkim olmaması üzerinden değerlendirecekler.

Bu konuda dün Akif Beki “İktidar Yeni Parti’den istediğini aldı mı?” başlıklı muhteşem bir yazı kaleme aldı, okumadıysanız dönüp okumanızı tavsiye ederim.

Yeni Parti’nin Çerçeve Yasa’da yaşadığı durumu AK Parti de iktidarının ilk yılında, 1 Mart Tezkere’sinde yaşadı.

“Bu sonuç Özgür Özel’in partinin üçte birine hakim olduğunu gösterdi” diye yazan Abdülkadir Selvi, Özgür Özel’in milletvekillerini ‘evet’ oyu kullanmaları için zorlamadığını, ikna görüşmeleri yapmadığını, oysa 1 Mart Tezkeresi’nde Tayyip Erdoğan’ın “bir hafta boyunca partisinin milletvekilleriyle ‘evet’ demeleri için ikna görüşmeleri” yaptığını, partisinin milletvekillerinin ‘direncini kırmak’ için “Arkadaşlar bölgemizde meydana gelen bir olay var, duygusal davranmayın. Tribünde olmamalıyız. Tribünde seyirci kalırsak maçın sonucuna katlanırız. Sonucu etkileyemeyiz ama sahada olursak operasyon sonrası bölgenin yeniden yapılandırılması masasına oturabiliriz” dediğini ama buna rağmen AK Partili milletvekillerinin tamamına söz geçiremediğini biliyor elbette. (Erdoğan tribünde, Milliyet Gazetesi, 2 Mart 2003)

Bugün iktidar medyası Özgür Özel ve Yeni Parti arasında nasıl fitne sokmak için haberler yapıyorsa dönemin muhalif medyası da 2003 yılında AK Parti’ye aynısını yapıyordu. Milliyet Gazetesi mesela “Erdoğan tribünde: ‘AK Parti lideri, oylama öncesinde milletvekillerini ‘tribünde kalmayalım, sahaya inelim’ diye ikna etmeye çalıştı, ama AK Partililer Erdoğan’ı tribüne çıkardı” manşetiyle çıkmış.

Yeni Şafak gazetesi ise 2 Mart 2003 günü “Meclis ‘barış’ dedi” manşetiyle çıkmış, sürmanşetine ise Bülent Arınç’ın “Dünya bizi anlamalı” sözlerini taşımış, gazetenin bütün köşe yazarları tezkereye ret çıkmasını büyük bir memnuniyetle karşılamış, ret oyu veren AK Partilileri dışlamamışlar, bilakis övmüşler, ortaya çıkan tablonun millet vicdanının yansıması olduğunu yazmışlar.

Yeni Şafak gazetesi 3 Mart tarihinde ise Abdullah Gül’ün tam boy fotoğrafıyla “Demokrasi kazandı: TBMM’nin, tezkere oylamasında verdiği ‘ret’ kararı AK Parti’nin ve Türkiye’nin ‘demokrasi notu’nu yükseltti” manşetiyle çıkmış. Manşetin yan haberinde Erdoğan’ın “Hükümetin karar sonrasında güvenoyu krizine girdiği iddiaları gülünç, biz parti içi demokrasi ilkesini işleterek Türk siyaset hayatında yepyeni bir sayfa açtık. Milletvekillerimizin iradesini beğenmeme lüksümüz yok” açıklamasına yer vermiş.

Erdoğan tezkerenin geçmesi için milletvekillerini ikna etmeya çalışırken mesela Yeni Şafak gazetesi, bütün ağır yazarları, gazetenin Ankara temsilcisi Meclis Başkanı olan Bülent Arınç’ı ziyaret etmişler ve Arınç’ın “Meşru olmayan tezkere geçmez” açıklamasını manşet yapmış. (22 Şubat 2003)

Hay Allah, Allah, Allah değil mi?

AK Partili milletvekillerinin liderlerinin bütün ısrarına rağmen “hayır” oyu vermeleri, belli ki ne liderlik otoritesini sarsmış ne de partiye hâkimiyet tartışması doğurmuş!

Abdülkadir Selvi o tarihte Yeni Şafak’taydı değil mi?

Yeni Şafak Gazetesinde Ankara haber müdürü elbette!

Abdullah Gül Irak Tezkere’sine karşıydı Erdoğan tarafıydı. İki lider arasında da bir küskünlüğe sebebiyet vermedi, sonuçta sağduyu hakim geldi ve iyi ki de 1 Mart Tezkeresi geçmemiş…

O tarihlerde gerçekten AK Parti’de parti içi demokrasi hakimdi, AK Partili retçi vekiller gizli saklı da değildi, baya baya kamuoyuna “Irak Tezkeresi’nin Meclis’ten neden geçmemesi gerektiğine dair” demeçler veriyorlardı.

Tezkereye “hayır” oyu verenler arasında o tarihte bakanlık görevinde bulunan isimler de vardı; bu isimler görevlerini sürdürdüler. Dahası, “hayır” oyu veren bazı milletvekilleri de sonrasında bakanlık görevine getirildi.

Mesela AK Parti’nin kurucularından Hüseyin Çelik, kişisel internet sitesinde yayımladığı “1 Mart Tezkeresi’ne neden ret oyu verdim” başlıklı yazısında, Irak Tezkeresi’ne neden “hayır” dediğini ve oylama öncesinde kendisini “evet” oyuna ikna etmeye çalışan dönemin AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la arasında geçen konuşmaları bütün ayrıntılarıyla anlatıyor. (15 Kasım 2016)

10 Şubat ve 10 Mart 2003 tarihli gazete arşiv taraması bile aradan yıllar geçse bile bir arpa boyu yol alamadığımızı, zihniyet yapısının asla değişmediğini, ülkemizde meselelere ilke ve prensip açısından değil, bilginin, birikimin, mesleğin tarafı tutulan yere göre eğilip büküldüğünü gösteriyor.

Adnan Menderes’in bakanlarından Samet Ağaoğlu Demokrat Parti’nin “Demokrat Parti’nin Doğuş ve Yükseliş Sebepleri” adlı kitabında yıllar önce yaptığı tespitte ülkemizin değişmeyen şu kaderinden bahsediyordu.

“Türkiye’nin demokrasi mücadelesi tarihinde hemen hemen değişmeyen bir gerçek var: Aynı konular muhalefetin elinde hücum bayrağı, iktidarın elinde savunma siperidir. Muhalefette eleştirilen prensipler iktidarda savunulur.” (Sh. 69)

Bir de şunu söylüyordu Samet Ağaoğlu, demokrasi, hukuk, parti içi demokrasi vaadiyle iktidara gelen liderler köşebaşlarını başarı ile aştıktan sonra, gittikçe dava şahsileşir, tek adamın elinde toplanır ve otoriterleşme kaçınılmaz oluyor. Eleştirdikleri gibi oluyorlar, savundukları konulada ise savruluyorlar.

Irak Tezkeresi’nde “ret” oyu veren milletvekillerinin iradesine saygı duyan bir AK Parti liderliğinden, milletvekillerinin iradesini yok sayan bir AK Parti’ye…

Nereden nereye, değil mi?

“Ret” oyu veren milletvekillerini kutlayan, hatta onların tavrını “milletin vicdanı” diye yücelten gazetecilerden; bugün Yeni Parti’de “ret” oyu veren milletvekillerinin liderlerinin otoritesini sarstığını söyleyen gazetecilere…

Irak Tezkeresi dönemine ait gazete arşivlerine ulaşmamı sağlayan, arşiv taramalarında büyük emek ve destek veren İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kütüphane ve Müzeler Şube Müdürü Ali Şafak Özdemir’e ve Ogün Akın’a çok ama çok teşekkür ediyorum.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.