Kahir ekseriyeti doğru okumak
Öcalan, 2013 Nevruzunda Diyarbakır meydanında seslendirilen açıklamasında silâhlı mücadele döneminin bittiğini ilân etmişti.
Öcalan 1999’da yakalandığında da Nairobi’den getirilirken “Türkiye’ye hizmete hazır olduğu”nu söylemişti.
Öcalan içerde durdu, örgüt, 2013’ten sonra 13 yıl daha sekerat halinde faaliyetine devam etti. Geldik 2026’ya. Öcalan bir kere daha, üstelik sürpriz bir şekilde Bahçeli’nin çağrısı ile devreye girdi ve örgütün tasfiyesine karar verildi.
Tasfiye demek, dağdaki militanların boşa çıkması demekti. Dağda isyan halindeydiler, pek çok cinayet işlemişlerdi. Suç dosyaları vardı.
Meclis’ten son çıkan karar, Dağdakilerin ovaya inebilmesinin yolunu açıyor. Kısmi bir af ile. Devlet, bundan sonra teröre bulaşmamak kaydıyla eski suçları kısmen görmezden gelmeyi tercih ediyor.
Yasa Meclis’ten kahir ekseriyetle çıktı. 467 kabul, 87 ret, 7 çekimser. Ak Parti ve MHP’si ile iktidar bloku tam kadro “Evet” oyu verdi. DEM de beklendiği gibi iktidar paralelinde oy kullandı. Butlan CHP’sinden 2 “ret”, 29 “Evet” oyu çıktı. İyi Parti tam kadro kırmızı oy kullandı.
Oylamada en ilginç tabloyu Yeni Parti sergiledi. Özgür Özel dahil yönetim kademesinin olumlu oy vereceğini açıkladığı teklife, Yeni Parti’den 54 ret, 34 kabul çıktı. Bu durumda 87 ret oyunun 54’ü Yeni Parti’den gelmiş oldu.
Yeni Parti’deki tablo analiz edilmeye değer bir nitelik taşıyor. Bir yandan “YENİ”, bir yandan etrafında belirgin bir toplumsal heyecan birikiyor, bir yandan da Meclis’teki ilk oylama sınavında “içerde insicam sorunu” diye okunabilecek bir görüntü ortaya çıkıyor. Ne anlama geliyor bu?
Doğru, bir yerden bakıldığında liderlikle grubun farklılaşması gibi okunabilir. “YENİ” bir partide bu, ciddi sıkıntı anlamına gelir.
Ama liderliğin grubu serbest bırakması gibi bir durum da var. Özgür Özel, yasanın kamuoyunda tartışıldığı günlerde şehit aileleri ve eylem halinde bulunan er gazilerle buluştu. Sanki kendi zihninde de terörün tasfiyesi için kısmi affı içeren bazı adımlar atılırken, 10 yılların içinde terörle mücadelede yapılan fedakârlıkların görmezden gelinmesi gibi izlenimin oluştuğunu gördü.
Evet, bu illet sona ermeliydi. Ülkenin kan kaybı durmalıydı. Şu veya bu şekilde dağa çıkarılan ülke çocuklarının kazanılmasının yolu açılmalıydı. Terör sorunu, ülkenin demokrasi standardını düşüren bir mahiyet de taşımaktaydı. “Kürt siyaseti” ambargolu bir yürüyüş içindeydi.
En son DEM, adına “terörün tasfiyesi” demeyi içine sindiremese bile, hem “Dağdan iniş ve kısmi af” çerçevesini önemsediği hem de işin içinde “Önder Öcalan”ın bulunması sebebiyle sürecin asli sahibi gibi davranıyordu.
Özgür Özel, YENİ Parti başkanı olarak da, 2024’te yerel seçimlerde yer yer ittifak içinde yürüdüğü DEM’in hassasiyetlerini göz ardı edemeyeceğini düşünmüş olabilir.
O yüzden liderlik olarak destek verileceğini açıklayıp, DEM ile dirsek temasını kaybetmeme hassasiyeti ile hareket ederken, “gruptaki milletvekillerinin illerindeki hassasiyet çerçevesinde” hareket edebilmelerine imkân verdi.
YENİ Parti’deki oylama sonucunu genel Türkiye kamuoyunun nabzı gibi okumak doğru olmaz mı diye düşünüyorum.
İktidar partilerindeki milletvekilleri de serbest bırakılsa farkı sonuç çıkar mıydı, diye düşünüyorum.
Şöyle bakalım:
-Meclis’ten “kahir ekseriyet – ezici çoğunluk”la geçen yasanın toplumda uyandırdığı heyecan Meclis’teki oylama ile paralel nitelikte mi? Gazapizm’in seslendirdiği şarkıdaki gibi “Dağ”dakiler ve onlarla iltisaklı kesim dışında halkın kahir ekseriyetinde “Bu işin heyecanı meyecanı yok.”
Kaldı ki kahir ekseriyetle çıkan yasanın üslûbuna da bakıldığında yoğurdu üfleyerek yemek gibi bir tavrın benimsendiği, adeta Milli Güvenlik Kurulu gözetiminde kat kat denetimin öngörüldüğü bir vakıa. DEM zorlanarak razı oldu yasaya. Ama buradan bir kapı açılabilir gibi baktı muhtemelen olan bitene.
YENİ Partinin Meclis’teki tavrı, yasanın sınırlı af niteliğinin, ülkedeki barış, demokratikleşme, hukukun üstünlüğü gibi alanlardaki temel arazları görmüyor olmasına da tepki arz ediyor.
İktidar, başından beri bu çalışmaların “iç cepheyi tahkim – kardeşlik - barış” gibi amaçlar taşıdığını ifade etmeye çalışıyor. Muhtemelen orada bir birliktelik sağlayarak siyaseti de yönlendirmeyi ümit ediyor.
Ama ülke gündemi en başta açık hukuksuzluklarla yüklü. Ve bu hukuksuzlukların arkasında iktidarın siyasi hesaplarının yattığı gibi bir toplumsal algı var. Ana muhalefetin boğulmaya çalışılması, DEM’li belediyelerin kayyımlarla ipotek altına alınması vs… Bunlar siyasi iklimi zehirliyor.
Ayrıca ekonomideki çarpıklık…. açlık – yoksulluk sınırı altında kıvranan milyonlar… Onlar Meclis’teki “kahir ekseriyet”i hiç mi hiç anlamıyor. Çünkü buradaki “kahir ekseriyet” asgari ücret ya da en düşük emekli maaşı girdabında boğuluyor.
Çıkan yasa kimi siyasiler tarafından “Kök yasa” oyarak nitelendi. Ancak “Neyin kökü” pek anlaşılmış değil. Meclis Komisyonunda kabul edilen demokratikleşme yaklaşımları da hangi baharda ele alınacak belli değil.
Ayrıca henüz hukuksuzlukların giderilmesi noktasında bir kök değişimi de konuşulmuyor. Üstelik bunun yapılması için belki yeni yasa çıkarmaya da ihtiyaç yok. Hukuksuzlukların arkasındaki hakim irade kendini revize etsin yeter.
