Muhalefet neden savcılığa gitmiyor?

Tarih: 26 Şubat 2025.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, bu tarihte İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, eşi de SPK üyesi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, SPK’ya bir müzekkere gönderiyor.

Bugünkü fon soruşturmasının merkezindeki Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Yarız’ın adı yazıda açıkça yer alıyor.

Başsavcılık, Yarız ve diğer bazı kişilerin sermaye piyasasındaki işlemlerinin araştırılmasını, Katılımevim dahil bazı hisselerdeki manipülasyon iddialarının incelenmesini istiyor.

Dahası var.

Akın Gürlek eylemleri tespit edilen kişilere ilişkin raporların, diğer incelemelerin tamamlanması beklenmeden, kişi bazında “ivedilikle” savcılığa gönderilmesini talep ediyor.

Başsavcılığın bu yazısı çok önemli. Çünkü sorulacak önemli sorular bu Başsavcılık yazısı ile başlıyor.

Bu yazıya rağmen, Şubat 2025’te başlayan bu süreç neden bugün yaşadığımız fon krizini önleyebilecek bir adli veya idari müdahaleye dönüşmedi?

Bu müzekkerenin cevabı geldi mi? Geldiyse ne zaman geldi?

SPK ne tespit etti? Savcılık bu cevaptan sonra ne yaptı?

Cevap gelmediyse neden?

“İvedi” denilen bir incelemenin akıbeti takip edilmedi mi?

Bunlar herhangi bir kişiyi suçlayan sorular değil.

Bunlar devletin kendi kayıtlarında cevabı bulunabilecek ve bulunması gereken sorular.

Türkiye’nin kendi sağlığı için yanıtlaması gereken sorular.

Başsavcılık kısmı böyle de SPK kısmı nasıl?

SPK’nın durumunu 18 Eylül 2026 tarihli açıklamasında görmek mümkün:

“2025’in son çeyreğinde bazı fonların fiili dolaşımı düşük hisselerde, şirketlerin ekonomik gerçekliği ve temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine neden olduğu gözlemlendi. Konu 2 Aralık 2025’te Finansal İstikrar Komitesi’nin gündemine geldi. Ertesi gün SPK bünyesinde çalışma grubu kuruldu.”

SPK durumdan haberdar olduğunu kendisi söylüyor.

Galiba işte tam burada muhalefete dönmek gerekiyor.

Basın toplantısı yapmak, Meclis kürsüsünden konuşmak, sosyal medyada tepki göstermek elbette çok önemli.

Ancak bunlar siyasal enstrümanlar.

Ama yeterli mi? Muhalefet daha fazlasını yapamaz mı?

Örneğin, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunabilir, neden bulunulmuyor?

Muhalefet savcılıktan çok basit bir şey isteyebilir: Bu olayın yalnız fon yöneticileri tarafını değil, kamu denetimi ve müdahale tarafını da araştırın.

Ve Başsavcılığın 26 Şubat 2025 tarihli yazısı ile başlayan o çok önemli soruları sorabilir:

SPK riski ne zaman gördü? Kim gördü? Kime bildirdi? Hangi tedbirleri alma imkânı vardı? Hangi tedbir neden alınmadı?

26 Şubat 2025 tarihli Başsavcılık müzekkeresi SPK içinde kime havale edildi? Hangi raporlar hazırlandı?

Savcılığa ne cevap gönderildi ya da gönderilmedi ise neden gönderilmedi?

Eğer cevap geldi ise savcılık gelen bilgi üzerine ne yaptı?

Müdahalenin geciktiği dönemde kimler ekonomik menfaat elde etti?

Borsa İstanbul, MKK, Takasbank, saklama kuruluşları ve SPK kayıtları yan yana getirildiğinde bu soruların önemli bölümünün cevabı ortaya çıkabilir.

Sonra SPK içindeki zincire bakılır: Uzman, daire başkanı, ilgili başkan yardımcısı, SPK Başkanı ve gerekiyorsa yedi kişilik Kurul Karar Organı.

Böylece şimdilerde “SPK sorumludur” gibi konuşulan soyut bir cümlenin yerine asıl soru konulur: Kim, neyi, ne zaman biliyordu ve ne yaptı?

Elbette Sermaye Piyasası Kanunu’nun 133. maddesinde SPK Başkan ve üyeleri ile personeli için özel bir soruşturma izni mekanizması var. Başkan ve üyeler bakımından izin makamı ilgili bakan.

Ama bu düzenleme muhalefetin hiçbir şey yapmamasının gerekçesi olabilir mi? Olmamalı.

Hukuk mekanizmasının işletilmesini istemek muhalefetin görevidir.

Ve tabii ki savcılık elindeki delilleri değerlendirir, gerekli hukuki koşulların oluştuğu kanaatine varırsa 133. madde çerçevesindeki sürecin işletilmesi gündeme gelir.

İzin verilirse soruşturma yürür.

Verilmezse bu kez başka bir soru sorulur:

Neden verilmedi?

Fon krizinde peşinen suçlu ilan etmeye değil, sorumluluğun izini sürmeye ihtiyaç var.

Muhalefetin elinde Meclis var. Soru önergesi var. Araştırma önergesi var. Bilgi ve belge isteme yolları var.

Ama savcılığa başvurma hakkı da var.

Ve önünde artık çok somut bir tarih var:

26 Şubat 2025.

Başsavcılık o gün “ivedi” diyerek SPK’nın kapısını çalmış.

Aradan yaklaşık 19 ay geçmiş ve bugün aynı isimlerin konuşulduğu devasa bir fon krizini tartışıyoruz.

Öyleyse iktidara, SPK’ya ve yargıya sorulacak çok soru var.

Ama muhalefete de bir tane soralım:

Siz bütün bunların araştırılmasını istiyorsanız, neden hâlâ topluca savcılığa başvurmuyorsunuz?

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.