Hayatı kolaylaştırmak varken...
Özel nitelikteki inşaatlarda işverenlerin yeterli işçilik bildiriminde bulunmuş olup olmadıklarına yönelik SGK tarafından yapılan araştırma işlemlerinde inşaat maliyeti, inşaatın ruhsatnamesinde yazılı bulunan yüz ölçümü ile inşaatın yapıldığı döneme ait birim maliyet bedelinin çarpımı suretiyle hesaplanmaktadır. Birim maliyet bedeli ise inşaatın sınıfı ve grubuna göre her yıl Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Tebliğinde açıklanmaktadır.
Ne var ki bazı yapılar için hesaplamada esas alınması gereken yıl veya yıllara ait tebliğlerde söz konusu inşaatın yapı sınıfı ve grubunun yer almaması, başka bir anlatımla bazı yapılara ait birim maliyet bedelinin ilgili yıla ait tebliğlerde belirlenmemiş olması nedeniyle uygulamada ciddi bir tıkanıklık ortaya çıkabilmektedir.
***
SGK’nın 2026/16 sayılı Genelgesi ile bu tıkanıklığı aşmak adına, üç aşamalı bir kural geliştirilmiştir. Şöyle ki maliyet hesabına dahil edilen yıllarda hesaplamada kullanılacak yıla ait birim maliyet bedelinin Tebliğde bulunmaması durumunda,
1- Öncelikle Çevre İl Müdürlüklerine yazı yazılarak bu bedelin ne olması gerektiği sorulacak.
2- Yazışmadan bir sonuç alınamazsa, yapının kullanım amacı ve nitelikleri dikkate alınarak inşaatın yapı sınıfı ve grubu sosyal güvenlik merkezlerince (dosya memurları tarafından) belirlenecek.
3- Bunun da mümkün olmaması veya işverenin belirlenen maliyete itiraz etmesi halinde, konu Sosyal Güvenlik Denetmenlerine intikal ettirilecek. Denetmen tarafından gerekli incelemeler yapılıp yapının teknik özellikleri tutanağa kaydedildikten sonra ilgili yıl için esas alınacak yapı sınıf ve grubu tutanakta yer alan bu tespitlerle birlikte yine sosyal güvenlik merkezlerince belirlenecektir.
***
Kâğıt üzerinde pratik bir adım gibi görünse de bu yöntemin uygulamada yeni bir bürokratik tıkanıklığa zemin hazırlama potansiyeli taşıdığını göz ardı etmemek gerekir. Zira genelgede ilk aşamada Çevre İl Müdürlüklerinden Tebliğde yapı sınıf ve grubu belirlenmemiş yapılar için yıllar sonra geriye dönük maliyet bedeli belirlenmesi bekleniyor. Tebliği hazırlayan Yüksek Fen Kurulunun dahi geçmişe dönük böyle bir bedel ihdas etme görevi bulunmazken, bu tespiti yerel İl Müdürlüklerinden beklemek pek de gerçekçi değildir.
***
Bu yazışma trafiğinden bir netice alınamadığında geçilecek olan ikinci adım, birim maliyet bedelinin “sosyal güvenlik merkezlerinin belirlemesi” safhası. Hatırlarsanız, geçmişte Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin sosyal güvenlik merkezlerine inşaatın yapı sınıf ve grubunu belirleme yetkisi veren ilgili hükümleri ile inşaat maliyetini tespit edecek memurun bu tespiti hangi usul ve esaslara göre yapacağını açıklayan 2011/13 sayılı Genelgenin ilgili bölümleri (9.17.4 - 9.18. arası) 18/8/2021 tarihli Yönetmelik değişikliği sonrasında 2022/11 sayılı Genelgeyle yürürlükten kaldırılmıştı.
Haliyle yasal dayanağı kalmamış ve nasıl yapılacağına dair rehberi yürürlükten kaldırılmış bu ağır teknik tespit görevinin, hiçbir somut kriter sunmadan dosya memurunun omuzlarına yüklemek, onu mevzuat boşluğunda adeta bir başına bırakmaktadır. Altyapısı kurulamayan bu yaklaşımının sahadaki kaçınılmaz sonucu ise farklı sosyal güvenlik merkezlerinde aynı veya benzer nitelikteki yapılar için birbirinden tamamen farklı maliyetlerin ortaya çıkmasıdır.
Konu sosyal güvenlik denetmenine sek edildiğinde de tablo çok değişmeyecektir. Sosyal güvenlik denetmeni ruhsatta yazan bilgilerin dışında tutanağa başka ne kaydedebilir ki? Hadi diyelim ruhsatta yer almayan bazı bilgileri de tutanağa kaydetti. Bu bilgilere göre yapının sınıf ve grubun belirleyecek olan sosyal güvenlik merkezlerindeki personel mimar değil mühendis değil, genelgede yapının kullanım amacı, niteliği ve özelliklerine göre yapı sınıf ve grubunun nasıl belirleneceğine yönelik bir açıklama da yok. Tutanakta yer alan bilgilere bakarak tebliğde olmayan yapının maliyetini sosyal güvenlik merkezleri nasıl belirleyecek?
***
Her şey bir tarafa inşaatını bitirmiş işveren; iskân alıp yaptığı dairesini, dükkanını satacak ya da fabrikasını açıp üretim yapacak, para kazanacak, istihdam yaratacak. Bu işlemleri yapabilmesi için öncelikle SGK’dan ilişkisizlik belgesi alması gerekecek ki, yapı sınıf ve grubu tebliğlerde bulunmayan yapılan yapılar için ilişiksizlik belgesi alınma süreci Genelgede yapılan açıklamalar çerçevesinde en iyi ihtimalle birkaç ay, hatta konu sosyal güvenlik denetmenine sevk edilirse çok daha fazla süreceği ortadayken, bu yöntemin sürdürülebilir bir uygulama olmadığı aşikardır.
NELER YAPILABİLİR?
Devlet kurumlarının bir görevi de sorunları çözmek ve hayatı kolaylaştırmaktır. Bu açmazı yönetmelikte veya genelgede yapılacak basit bir düzenlemeyle aşmak mümkün. Örneğin, maliyet bedelinin bulunmadığı yıllar için; ruhsatta yer alan yapı sınıfının bir üst sınıfı ile bir alt sınıfına ait birim maliyet bedellerinin ortalaması alınarak işleme devam edilebilir. Bu yöntem hem hakkaniyete daha uygun düşecek hem SGK merkezleri arasındaki uygulama farklılıklarını giderecek hem de yatırımcının iskân beklerken kaybettiği o değerli zamanın önüne geçecektir.
Olmadı başka bir yöntem de belirlenebilir elbet. Belirlenemediği durumda kötünün iyisi ise yapının sınıf ve grubunun belirlenmesine yönelik açıklamaların daha da ayrıntılı bir şekilde tekrar genelgeye konulması olacaktır.
Ez cümle ikincil mevzuatta yapılacak iki satırlık ufak dokunuşlarla, pratik çözümlerle hem işverenlerin hem SGK personelinin hem de denetmenlerin üzerindeki bu yükü alarak, kolaylaştırabiliriz hayatı.
