Kürt yasasına dair demokrasi tartışması
Türkiye önemli ve tarihî bir adım attı, buna şüphe yok. Ülkeyi 40-50 yıldır boğan silahlı bir çatışmanın sona ermesi, silahların bırakılması, bu durumu üreten sorunun siyasete havale edilmesi hiç hafife alınmayacak bir gelişmedir.
Adını hemen koyalım: Bu bir sulh anlaşmasıdır.
Bir “demokrasi projesi”yle, “Kürt sorununa dair nihai çözüm hamlesi”yle doğrudan ilişkisi yoktur.
Kürt sorununda demokrasi sorunu üreten taleplerin tatmin edilmesi, Türk-Kürt bütünlüğüne dayanan yeni bir toplumsal sözleşmenin yapılması, bunun kurumsal sisteme yansıması ve toplum tarafından sindirilmesiyle mümkündür.
Bu noktada değiliz.
Ne birkaç gün için Meclisten geçen yasa ne 2024’te başlayan son çatışma çözümü hamlesi doğrudan bunu tarif eder.
Peki nedir olan?
Gerçek bir çözüme, demokratik bir duruma doğru açılması gereken onlarca kapı arasında açılan sadece bir kapıdır söz konusu olan. Şiddet ve siyaset arasındaki bir düzenleme durağıdır, aşamasıdır. Süreceğini umduğumuz bir sürecin başlangıç noktasıdır.
Bu aşamada yapılan demokrasi tartışmaları pek anlamlı sayılmaz…
2008’i hatırlayanlar olacaktır. O yıl MHP üniversitelerdeki başörtüsü yasağının kaldırılması için bir hamle yapmıştı. Amaç kimsenin yükseköğretim hakkından mahrum bırakılamamasını sağlamaktı. MHP ve AK Parti anlaştı, Anayasa’nın 10. ve 42. maddeleri değiştirildi. Bu girişime kuvvetli itirazlar gelmişti. Sadece bir kimliğe yönelik olduğu, bu anlamda demokratikleşmeyi ifade etmediği için karşı çıkılmıştı. Ama o gün mesele doğrudan demokrasi değildi. Bir haksızlık kapısını kapamaktı; hamle dolaylı olarak demokratikti. Nitekim haksızlık üreten o kapı kapandı, bir normelleşme sürecinin ilk adımı atılmış oldu. Laiklik ve başörtüsü ilişkisine endeksli kavga zaman içinde önemli ölçüde buharlaştı. Bunun bugün demokratik bir durumla ilişkisi olmadığı iddia edilebilir mi?
Gündemdeki yasaya dönelim.
Yasayla ilgili bugün tartışılması gereken kritik mesele bunun gereklerinin ne zaman ve nasıl yerine getirileceğidir.
Silahların bırakıldığının teyit mekanizması nasıl işleyecektir, ne kadar bir süreye yayılacaktır?
Yasadan istifade edecek kişilerin kimler olacağına dair karar yargı tarafından hangi çerçevede verilecektir?
Demirtaş, örneğin, bu yasadan istifade edebilecek midir?
Terör örgütü ortadan kalktığına göre, onun bağlantısı olduğu iddia edilen yerine kayyum atanan belediye başkanları göreve iade edilecek midir?
Yasadan istifade etmeyi mümkün kılacak diğer yasalardaki yapılması gereken değişiklikler nasıl ve ne zaman yapılacaktır?
Uygulama, niyet ve zaman…
Mesele burada yatıyor.
Başka bir ifadeyle çıkan yasanın bir sürecin başlangıç noktası olması için önce hükümlerinin adil biçimde uygulanması gerekir.
Yoksa yasa tek başına anlam taşımaz…
Demokrasi tartışması siyaset yapma imkânlarının açılmasıyla anlam taşıyacaktır. Silah bırakma ve entegrasyon fasıl bittikten sonra siyaset faslı açılması gereğiyle başlayacaktır.
Birkaç gün önce yazdım: iki anlamda siyaset…
Bir. Kürtlerin, onlar adına siyasi bir muhatabın, Kürt taleplerini demokratik zeminde dile getirecek ve mücadelesini verecek siyasi imkânlara ve özgürlüğe kavuşmaları anlamında siyaset…
İki. Devletin ve siyasi sistemin, haklar ve özgürlükler bakımından Kürt taleplerinin karşılanmasını ve bunların bütünlüğü pekiştirici bir dille yapılmasını temel mesele kabul etmesi anlamında siyaset…
Demokratik bir zihnin beklentisi, demokrasinin gerekleri bunlardır.
