Back To Top
Cesaret için geç değil

Cesaret için geç değil

- A +

Gazetecilik bazı ülkelerde zorlu bir iş… Sizden beklenen şey, herhangi bir ideolojinin ‘askeri’ olmamanız, olaylara mesafe alarak ve bütünlüğünü gözeterek yaklaşmanız ve gördüğünüzden kaçmamanız. Önkoşul ise ulaştığınız gerçeği cesaretle ortaya koyabilecek insan ‘hamuruna’ sahip olmanız…

Türkiye bu alanda hiçbir zaman övünülecek bir kalibreye gelemedi, gazetecilik kendisini hep siyasetle bağlantılı ve siyasetin içinde tanımladı. Bazı dönemler siyaseti kendisine esir ederken, başka dönemlerde de siyasete esir düştü. Bugünlerde ikinci durumu yaşıyoruz. Toplumun cemaatsal yapısından beslenme kolaycılığı, tarihten gelen kimliksel ayrışma ve nefretle tahkim ediliyor. Bunun üzerine popülizmin gerekleri bindiğinde ve bu bir siyasi teşvike dönüştüğünde ise, artık orada gazeteciliğin esamesi okunmuyor. Çünkü siyasetin ihtiyacı gazetecilik değil, kamuoyunun medya üzerinden manipülatif yönlendirmelere tabi tutulabilmesi. Gazetecilerin ihtiyacı da gazetecilik değil… Onlar da duruma ‘uyum’ göstermenin peşindeler ve bu uğurda kamuoyunu bilerek yanlış yönlendirmekten utanç duymayacak kadar ‘gerçekçiler’. 

***

Günümüzün Türkiye’sinde bir tarafta siyasetin altında ezilen, başına bir şeyler gelmesin diye tek gözü kapalı gezenler var, diğer tarafta da siyasetten nemalanan ve ona yaranma gayreti içinde gerçekleri iğdiş eden, gözlerini rehin vermiş tetikçi ve oportünistler. Gazeteci olmayan benim gibi köşe yazarları da dahil olmak üzere, hiçbirimiz bu düzeysiz, aşağılayıcı ve kahredici dünyanın üzerimize yapışan ‘kirinden’ muaf değiliz.

Az sayıdaki bazılarımız söz konusu yapışkan tortuyu üzerinden atmak üzere gördüğünü cesaretle söylemeye çalışıyor ve kabul etmek gerek ki bunu köşe yazarı olarak yapmak daha kolay. Tarihten, ideolojik analizlerden, sosyal ve psikolojik gözlemlerden yararlanarak bugünün gerçekliğine biraz daha mesafeli kalabilir, bu sayede ‘gördüğünüzü cesaretle’ yazabilirsiniz. Ancak gazetecilerin böyle bir şansı yok. Onlar haberlerini yaşanmakta olan sıcak konuların, yani siyasetin doğrudan üretildiği alanın içinde arıyorlar. O nedenle her yazdıkları fazlasıyla siyasi olabiliyor ve cesarete pek yer bırakmıyor.

Ama tek tük de olsa hala böyleleri var… Ve hala böylelerine gazetecilik yapma imkanı veren bir iki medya organı mevcut. Nitekim hepimizin kıvanç duyması gereken bir örnek şu an önümüzde Yıldıray Oğur imzasıyla duruyor…

Cumartesi günkü “Büyükada’da aksayan vapur seferleri üzerine…” başlıklı yazı, sırf Büyükada’da toplantı yaptıkları gerekçesiyle, başka hiçbir delile dayanmadan tutuklanan insan hakları dernekleri üyelerine ilişkin… Olayın saçmalığını ve ima ettiği adaletsizliğin vahametini birçok kişi söylemeye çalışmıştı. Ama Erdoğan’ın tutuklamaları siyaseten sahiplenmesi ile birlikte itiraz sesleri ‘anlaşılır şekilde’cılızlaştı. Ayrıca savcılığın ne tür ‘delillere’ sahip olduğuna dair sağlam bir habere de rastlanmamıştı. Bunun deşilmesi gazetecilik gerektirmekteydi…

***

Yıldıray, toplantıya katılan tek bir kişi için bile ‘hukuki’ denebilecek bir gerekçenin olmadığını apaçık şekilde ortaya koymuş. Böylece sırf iktidarın hoşuna gitmek için bazı basın organlarının ve oralarda ‘çalışan’ birçok kişinin olayı nasıl çarpıttığını, düpedüz manipülasyon yaptığını, siyasi tetikçiliğe soyunduğunu ve gazetecilik ahlakını katlettiğini hatırlamamızı sağlamış.

O yazının bütün bu hukuk suistimalleri bitene ve kamuoyundan özür dilenene kadar malum medya organlarının her odasında zorunlu olarak çerçevelenip asılması lazım. Tabii Adalet Sarayları’nda ve AK Parti binalarında da… Bu olayı ‘çeşitli nedenlerle’ iki gözünü birden kapatarak izlemiş siyasetçilerin ve diğerlerinin iç dünyalarında böylesi bir duyarlılık, ahlaki sorumluluk ve cesaretin var olduğunu görmek iyi olurdu.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 22:46
Etyen beyin yazisinin ana konusu olan siyasal sistemlerin karakteri ve medya iliskisi uzerine yorumlari yayinlamadiniz. Iktidar sansurletiyor, sizde sansurluyorsunuz. Seviye bu. Afferin!
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 22:02
"Haksizlik karsisinda susan dilsiz seytandir" (hadis). Buyuk ada olayi dahil memleket bogazina kadar haksizliklara batmis durumda. Bunu yapanlar, destekleyenler ! Nasil geceleri uyursunuz ? Nasil aynalarla yuzlesirsiniz ?
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 21:46
Ortadoğu üniversitesi mezununu anlamak için aynı seviyedeki okuldan mezun olmak gerekiyor. Yorumlar da görüldüğü üzere anlamaları çok çok zor.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 20:34
Küresel sistemin cesaretlendirdiği bir müptezellik var. Bundan kurtulmak lazım...
DEBAKEY 08 Ağustos 2017 17:15
Tarafsız gazeteci bir tanım olarak var ise taraflı gazetecinin olmasında da herhangi bir sorun görmüyorum. sorun haberin doğru bir biçimde verilmesidir. Erdem haberi tarafsız olarak vermek değil doğru olarak vermektir gerisi yorum farkıdır. sayın Mahcupyan'ın taraflı gazeteciler için neden bir hoşnutsuzluk hissediyor anlayamadım. Ayrıca sayın Oğur hakkında tüm delileri incelediniz mi ki hakkında böyle bir kanaate vardınız sizi hep objektif olduğunuzu düşünürdüm.halende öyle olduğunuzu düşünüyorum .saygılarımla
muzaffer polat 08 Ağustos 2017 17:10
buyuk ada'da yakalanan aktivist bozuntularini savunmak sizemi kaldi yazar bu sekilde yazabiliyorsan eger? o'zaman turkiyede demokrasiyi yerden yere vurman ne anlam ifade ediyor sen bu yazini batili ulkelerde yazda gorelim seni tifsik tifsik ederler
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 18:31
2
"sen bu yazini batili ulkelerde yazda gorelim" cümlesi, pardon ama ancak bilgisizliğin verdiği cesaretle yazılabilirdi. Boş verin eleştirel yazıları, daha somut örnekler vereyim size. Başkan Nixon'ı istifaya götürenin bir gazeteci olduğunu biliyor musunuz? Zahmet edip aramayın, Bob Woodward idi. Ben hiç tercih etmem ama bu ülkenin Başbakanını condom giymiş bir şekilde tasvir edebilir misiniz? İngiltere Başkanını tasvir ettiler defalarca. Mesela İngiltere Kraliçesine de alenen "aptal bu kadın" diyebilirsiniz ve sizi temin ederim tutuklanmazsınız. Bunu bizde bir bürokrata bile diyemezsiniz. Bakın bunlar benim de hoşuma gitmeyen ekstrem örnekler. Ama bu örnekleri özellikle veriyorum, demokrasi anlayışınızın aslında ne kadar sığ olduğunu, sizin anladığınız demokrasinin bir "lütuf demokrasisi" olduğunu göstermek için. Yani hoşunuza gitmeyenler için sınırlarını öznel değer yargılarınıza göre sizin belirlediğiniz bir "demokrasi". Nereden mi biliyorum? Böyle bir yazının demokrasilerde yazılmayacağını düşünmenizden.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 20:35
2
Muzaffer tiksik ne demek? Tehdit konusunda çok haklısın. Bu tehdit batılı ülkeler konusunda sözünde haksızsın. Avrupa da bulunmadığın kesinleşti.
KARAR OKURU 09 Ağustos 2017 06:47
0
Batı'da ne nasıl yazılıyor herkes gayet iyi biliyor. Böyle anlamsız yargılar, yazar orada yazsın da falan gibi, tamamen boş laflar. Bizde Etyen'in de ifade ettiği gibi hiçbir zaman doğru dürüst gazetecilik olmadı. Biz körü bir batı taklitçisi olarak her varmış gibi yaptık. Özgür basın var, bağımsız yargı var, o var bu var dedik. Ama bunların gerçek manasıyla burada olmadığını bütün dünya biliyor. Bizde bunlar yok çünkü bunların kıymetini hakkıyla bilen bir halk yok. Bunları talep de etmiyor. O yüzden biz batılı ülkeler ile aynı ligde değiliz. Gelirimiz, insanca yaşama seviyemiz, vb tüm ölüçütlerde geriyiz. Ve tabii bunların farkında da değil halkımız. Biz sadece bize büyük komplolar düzenleniliyor denilerek korkutuluyor ve var olan aza razı ediliyoruz. Buna layıkız ancak...
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 15:13
Sn yazar bir önceki yazıda düşünme kültüründen bahsetmiş. Fakat ‘’ Yıldıray, toplantıya katılan tek bir kişi için bile ‘hukuki’ denebilecek bir gerekçenin olmadığını apaçık şekilde ortaya koymuş. ‘’ cümlesi düşünce konusunda çok sıkıntılı. Burada ya büyük bir düşünce eksikliği var yada bir tarafı kayırmak için yazılmış bir yazı olma şüphesi. Sebep:hiçbir savcı tutuklama aşamasında zanlının suçu ile ilgili tüm delilleri açıklamaz. Sadece suçlama yapar ve tutuklar. Deliller duruşma aşamasında açıklanır. Dolayısı ile hem zanlılar hem savcılar gerçek hukuki delilleri duruşma esnasında sunacaklar. Bu hukuk kuralları na görede yıldırayın hukuki gerekçe olmadığı iddiası bir savsata veya yalandan ibarettir. Savcı eldeki delilleri duruşmada açıklayana kadar kimsenın hukuki gerekçe yoktur iddiasında bulunması mümkün değildir. Bu olayda bylock kullanıldığı iddiaları bile mevcutken ancak Almanya adına avukatlık yapmaya çalışan bir şahıs hukuki gerekçe yoktur iddiasında bulunabilir
SD 08 Ağustos 2017 15:03
“Bizim sağ siyasetin iki zaafı vardır. Birincisi hamaset, ikincisi de ideolojik körlüktür. Aklını kaybetmiş bir İslam dünyası. E bizde de ne kadar kaldıysa onunla bu işleri götürmeye çalışıyoruz. Aksi halde akılsızlık olarak niteleyebileceğimiz birçok felaketi nasıl izah edeceğiz? Her on senede bir efendim ‘dış düşman, dış düşman, dış düşman.” Benim değil, Cemil Çiçek'in sözleri bunlar. Şimdi, Çiçek'in bu tarifinin yanına, manşetini atabilmek için kulağını "yukarıdan" gelecek yönlendirmelere, hamasi lakırdılara diken ve hükümetin herhangi bir yanlışını yarım ağızla bile eleştirmemeyi tercih eden pespaye gazetecileri ekleyin. Manzara vahim!
Erkan Özyürekli 08 Ağustos 2017 14:42
Yıldıray'ın yazısı tam bir araştırmacı gazetecilik olayı. Somut belgelerle güçlendirimiş altı dolu bir yazı. Yıldıray'ı sevmem ama o yazısını çok sevdim.
Selim 08 Ağustos 2017 14:06
Rahmetli Demirel gibisin çok konuşuyorsun ama hiçbirşey anlatmıyorsun
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 20:53
0
Bence işinize gelmiyor. Bu durum da zaman kaybetmenize gerek yok. Başka sayfaları okumanızı tavsiye ederim.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 21:22
0
Anlayamıyorsan sorun sende demek ki.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 13:36
Türkiye'nin ahvalini güzel bir şekilde anlatmış yazar.
Mutlu Yücel 08 Ağustos 2017 13:23
Bir insan, herhangi bir çıkarı için bir kez dahi bilerek bir olayı,bir haberi eğip bükerek, hatta tam ters yüz ederek makalesinde veya tv yorumlarında verdiyse o insan güvenilmezdir.O güvenilmez insanı haydi tenkit etmeyelim ama methiyesini de yapmayalım. Yandaş medyanın “önlerinde bölünmüş bir Türkiye haritası ile hainler yakalandılar” diye bahsettiği haberinin yalan olduğunu, Yıldırayın“Büyükada’daki Aksayan Vapur Seferleri” başlığı altında yazdığının aynısını daha önce diğer basından da okuduk zaten. Tek değişiklik böyle bir haberin Karar Gazetesinde yayınlanmasıdır. Yazar olaraktan aynı makaleyi alıp burada yayınladığı için de kutlarım ama çok methetmek te Mahçupyan’a yakışmadı. Örselenmiş bir kişilik te olsa güçlü bir kalemin KARAR a gelmesinin memnuniyetinden olsa gerekir ki Mahcupyan’ın ilk defa bilerek, hak etmeyen bir kişiye methiye dizdiğini gördüm.Onu da kaybetmenin üzüntüsünü bir daha yaşamamak dileğiyle Mahçupyan a saygılar.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 11:55
Büyükada toplantısın yapanlar için açılan davayı gazete köşelerinde suçlular diye yorumlamakla, suçsuz diye yorumlamak aynı hafifliktir. Makalenin iktibas uzunluğu bu hafifliği gidermeye yetmez.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 12:31
1
Bu toplantıyı gazete köşelerinde suçlu diye yorumlamakla suçsuz diye yorumlamak arasında dağlar kadar fark var, hele de Türkiye gibi bir ülkede. Suçlu iseler yargı hatasını düzeltip tekrar mahkum edebilir, ama suçsuz iseler bunun telafisi birkaç ay sonra salıvermek olamaz. O insanların yaşadığı travmayı hiçbir yargı kararı telafi edemez.
külyutmaz 08 Ağustos 2017 13:00
2
Burada problem tutuklamalardır.Tutuklamaya yetecek delil yoktur.Tutuklama olmasa sorun yok.Yazı da son derece iyidir.Gazetecilik had safhadadır.Referanstır.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 14:05
10
külyutmaz:külyutmadığını zannetsende herseferinde zoka yı yutuyorsun.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 16:35
6
Can Dündar örneğinden hareketle mahkemelerin tedbiri uygun gözüküyor. Bir kaç zanlının yaşayacağı travma yüzünden,15 Temmuzda 80 milyonun yaşadığı travmayı yok sayamayız.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 21:32
0
Büyükada da demek ki sen de vardın:)
Cemalettin Gulec 08 Ağustos 2017 11:19
Yavas yavas ölüyoruz hep beraber. Kimimiz kulaklarini tikayarak gormeyerek ,Kimimiz de aldig8 ucretin hakkini vermek icin, Benim asil merakim bunun dibine hala gelemedikmi
Hayreddin 08 Ağustos 2017 13:23
0
Tarih için iki üç sene uzun zaman değildir.
güven 08 Ağustos 2017 10:05
Sayın Mahçupyan söylermisiniz CIA, KGB, MOSSAD gibi örgütler ne işle uğraşırlar. Başka bir ülkede istihbarat ve gizli operasyon ne demektir. Bir adalettir tutturmuşsunuz. Siz Alman veya Hollandalı ne olduğu belirsiz kişilerle bir yerde toplantı düzenliyormusunuz. Ya anlamıyorsunuz ya anlamazlıktan geliyorsunuz
Turabi 08 Ağustos 2017 13:36
3
Fazla film izlemiş, uçmuşsun. Sen hangi delili veya karar metnini gördün de CIA, MOSSAD, KGB güzellemesi yapıyorsun tosun?
Selmaa 08 Ağustos 2017 15:45
3
Önümüze gelen her yabancıya ajan gözüyle bakılıyorsa artık, çok uzak değil, yakın bir gelecekte Kuzey Kore'ye döneriz.
güven 08 Ağustos 2017 16:41
4
Delilleri mahkemeler inceliyor. Kararıda hakim alıyor.Benim delil araştırmak gibi bir yetkim yok. Ama anlaşılan burada pek de masum işler dönmemiş. Biz sonuçta mahkemeden çıkacak karara saygı duymak zorundayız.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 23:21
0
Selmaa, hamaset yapma. Türkiye'ye milyonlarca yabancı geliyor. Üç beş ajan tutuklanmış.
KARAR OKURU 09 Ağustos 2017 18:31
0
Güven hangi mahkemelerden bahsediyorsun?
berre 08 Ağustos 2017 09:11
aldığı pozisyona göre yazıp, konuşmakmıdır gazetecilik bunu karşı taraf yapınca kötü siz yapınca stratejimi oluyor... insan hakları kılıfı kullanılarak o kadar çok kumpaslar kurulduki memlekette hele tüm fetöcü hainlerle hendekçi pkklılara kucak açan darbeci sisi yi kırmızı halıyla karşılayan almanya bu ''aktivistlere'' insan hakları adına sahip çıkıp 80 milyonluk ülkeye yaptırım uygulamaya karar verince kuşkular daha da arttı eee ''aktivist'' olmanın da bir bedeli var...
HACI CAVCAV 08 Ağustos 2017 08:33
Y.Oğur'un uzun yazısı "Bir toplantıya katıldım, hayatım değişti,tutuklandım ey halkım!" kıvamında bir yazı.Çerçeveletip sağa,sola asacak hiç bir özellik göremedim.Zorlanarak yazılmış bir rapora benziyor.Sıkıcı,zora ki okunan bir yazı.Nitekim köşesinde çıktığı gün yazıyı okumaya başlamış,sıkılmış ve yarıda bırakmıştım.Bu gün,bu yazı vesilesi ile tamamını okumayı başardım.O toplantıda ne yapıldı, neler konuşuldu, amaçları neydi,kötü bir niyetleri var mıydı, yok muydu bilmiyorum.O toplantıda bir suç unsuru olup olmadığı, katılanların bir suça bulaşıp bulaşmadıkları, Y.Oğur'un yazısından da anlaşılmıyor.Zaten bir köşe yazısı ile bazı kişilerin suçlu ya da suçsuz olduklarına karar verilebilecek olsaydı mahkemelere ihtiyaç kalmazdı.Bir toplantıya katılmaları sebebiyle tutuklandılar mesajı verilmek istenmesine rağmen,yazıdan, tutuklamada bazı bağlantıların da etkili olduğu anlaşılıyor. Bizde gazeteciler gazetecilik yapmaz. Gazeteler birer siyasi parti gibidirler.Muvafıkı da böyle,muhalifi de.Ama gazeteci muamelesi görmeyi de çok isterler.Şahsi hesaplarını da toplum adına hareket ediyormuş gibi yaparak görürler.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 10:34
2
Gercekten okudugunu anlamadigini itiraf eden cavcav bir yorum...
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 11:53
2
anlamamışsınız...
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 13:26
4
Oğur'un o uzun yazısının tamamını herhalde üç tip insan okur: 1- Tutuklananların yakınları, çünkü ateş onların ocaklarına düşmüştür; 2- Duyarlı insanlar, çünkü vicdanları vardır; 3- Bu ülkede gerçekten ne olup bittiğini anlamak isteyenler, yani dedikodudan çok daha fazlasına meraklı insanlar. Tevfik rumuzlu bir okur Oğur'un dünkü yazısına yorum yapmış: Efendim yeni haberler çıkıyormuş, yazar şüphelileri aklamış, yeni durumlar çıkınca da yazara soracakmış. - Tevfik bey müptezel basının manşetlerine dayanarak o kadar inanmış ki suçlu olduklarına, suçlu çıkmazlarsa Roma'yı yakacak korkarım. Ben de "masumiyet karinesi" diye bir şey var demiştim ama heyhat! KARAR editörü onu da göremedi!
A.A. 08 Ağustos 2017 15:52
1
Tam bir demagoji ve laf salatası. Yazının içeriğine yani materyal sebeplere yönelik somut tek bir yanıt getirememişsiniz. Dolayısıyla ucuz bir çamur at izi kalsın taktiği izliyorsunuz. Utanma duygunuz yok mu?
HACI CAVCAV 08 Ağustos 2017 15:57
4
Yazının tamamını ben de okudum.Birinci gruba girmediğim kesin. Acaba 2.gruba mı giriyorum,yoksa 3.gruba mı?Ya da 2 gruba birden dahil olmanın imkanı yok mu,veya bir sakıncası var mı sayın Okur? Şahsen 2 gruba birden dahil olmayı arzu ederim.Yani hem vicdanlı olmayı,hem de dedikodudan daha fazlasını öğrenmiş olmayı.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 19:07
1
Cavcav bey, estağfurullah, hangi kategoriye girip gireceğinizi yüreğinize soracaksınız, ben naçizane fikrimi yazdım. Ama Mahçupyan değinince meseleyi ciddiye alıvermişsiniz ve geri dönüp makalenin tamamını okumuşsunuz. Bu bir soru işareti. Bu durumunuzu açık yüreklilikle yazmanızı ise takdir ettim, o ayrı.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 21:01
1
Sana bir soru Hacı. Ölüm var mı var o zaman hak yemenin cezası nedir? Gazete ve tv neden aynı haberleri doğruymuş gibi hep bir ağızdan veriyor. Tüm halktan vergi toplayıp sonra tüm tv kanallarında sadece kendini yayınlama konusuna nasıl bakıyorsun? Kim kaç saat çıkmış bir bak bakalım.
VATANDAS 08 Ağustos 2017 07:36
Görmek iyi olurdu ama maalesef göremeyeceğiz belki uzun yıllar.
Özkzn 08 Ağustos 2017 07:09
Etyen Bey Türkiye'de sistem Özgür adam yetiştirmek için kurulmamış bu yüzden içinde bulunduğumuz durum çok doğal ve değişmesi çok zor
hamza akyol 09 Ağustos 2017 00:41
0
özgür adamlar özgür adam yetiştirmek için kurulmuş sistemlerde yetişmiyor. hatta belki de tam tersine, özgür düşünceyi sınırlayan sistemlerde ortaya çıkıyor. kardelenler gibi. onun için ülkedeki sistemi eleştirme kolaycılığını bırakalım. ortaçağ avrupasında çok sayıda "ilmi hür, irfanı hür, vicdanı hür" bireyler çıkmış. üstelik insanların diri diri yakıldığı bir dönemde. bizde ise 1980 öncesinin ortamında bile özgür insan yoktu. oysa o dönemde cumhurbaşkanına, başbakana insanlar, hem de yazılı olarak, "mason", "yahudi uşağı" gibi eleştiriler getiriyordu. bırakın eleştiriyi nerdeyse hakarete varan yazılar vardı. türkiyenin en özgür ortamıydı ama türkiyenin en bağnaz olduğu dönemdi de. insanlar giyimleri, bıyıklarının şekline göre bile "iyi", "kötü" gibi sınıflamalara maruz kalıyordu.
külyutmaz 08 Ağustos 2017 02:42
Yıldıray Oğur'un tekrar yazmaya başlaması son zamanlarda aldığım en iyi haber.Türkiye Gazetesi'nden ayrılamadan önce şu anda gündemde olan davaları yazan tek gazeteci idi.Sanki kör olmuştum.Bu kadar çalışkan ,çocuğuma rahatlıkla " işte bu adam gibi ol " diyebileceğim az insan vardır.
A.A. 08 Ağustos 2017 15:50
1
Bu yorumunuzun altına imzamı atarım. Elinize sağlık.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2017 02:35
Söz konusu yazıyı okuyunca oturup ağladım. Bu kadar sistematik zulüm karşısında elimizden hiçbir şey gelmiyor. İhbarı yapandan savcısına medyasına iktidarına kadar herkes bu zulümde pay sahibi olmak için yarışmış. En acı olan da bu zincirde hiç bir kopukluk olmaması. Böyle bir toplum nasıl iflah olur...
atilla pehlivan 08 Ağustos 2017 11:55
1
o kadar da gafil ya da kör bakmazlar demek isterdim tc savcıları için ama....
KARAR OKURU 09 Ağustos 2017 08:42
0
Bunun gaflet yahut körlükle ilgisi yok. Bile bile lades.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN