Back To Top
Yeni bir devlet duruşuna doğru

Yeni bir devlet duruşuna doğru

- A +

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtik ama bunun nasıl bir siyasi ortamı ifade ettiği konusunda fazla kafa yoramadık. Meclis çoğunluğuna da hakim olan bir cumhurbaşkanının her istediğini yapabileceğini öngörüyor, denetimsizliğin yozlaştırıcı bir etkisi olabileceğinden kuşkulanıyoruz. Bugünün dünyasında Türkiye ölçeğinde ve karmaşıklığında bir ülkenin tek merkezli bir sistemle yönetilemeyeceğinin, buradan doğru kararlar çıkmama ihtimalinin daha fazla olduğunu da görüyoruz.

Ancak bütün bu kaygılar henüz teknik düzlemde ifadesini buluyor. Oysa cumhurbaşkanlığı sistemi siyasete çok farklı bir boyut da getirmekte… Düşünün ki tek bir kişiyi tüm korkuları, hayalleri ve arayışları ile birlikte devletin başına getiriyoruz. Bu kişinin ideolojisi, anlam dünyası ve zihniyeti bir anda ülkenin gidişatı açısından hayati bir unsura dönüşüyor. Eğer cumhurbaşkanlığı adaylarını bütün bu yönleriyle tanıyabilirsek pek de sorun yok… Ama zaten cemaatçi bir toplumsanız, adayların karşılıklı ithamlarıyla ilerleyen düzeysiz bir siyasi kültürünüz varsa ve medyanız da tetikçi kıvamındaysa, gerçek bir tartışma yapılması mümkün olmuyor. Böylece siyaset karşılıklı gizli nefrete dayanan bir kimlik çekişmesi olarak yaşanıyor.

***

Parlamenter sistemde bu daha taşınabilir bir durum, çünkü ne de olsa Meclis’in etkisi daha fazla. Oysa cumhurbaşkanlığı sisteminde söz konusu bilgisizlik hayati öneme sahip. Kimliği nedeniyle tercih edilen bir adayın öznel algı ve değerlendirmesi bir anda ‘devlet bakışı’ olarak tecelli ediyor. Sorun şu ki biz o kişiyi seçerken bu algı ve değerlendirmeleri tartışıp seçmiş değiliz… Bu nedenle cumhurbaşkanlığı sistemi ya Fransa gibi bize nazaran demokratik kültürü çok daha derinleşmiş toplumlara, ya da ABD gibi kurumsal yapısı çok daha köklü ve sağlam olan demokratik zeminlere muhtaç. Bizde bu ikisi de yok… O nedenle de cumhurbaşkanı olan kişinin yetenekleri, refleksleri ve tercihleri yanında anlam dünyası bizatihi siyasi bir unsura dönüşebiliyor.

Sırf örnek olsun diye Erdoğan’ın 25 Temmuz Meclis Grup Toplantısı’nda Almanya krizine değindiği birkaç cümleye bakalım…   

“Ülkelerindeki kişilerle ilgili “Bu yargının işidir” diyen buna karşılık ülkemizde casusluk yaparken suç üstü yakalandığında işi krize dönüştüren kendileridir. (...) I. ve II. Dünya savaşlarında karşılıklı olarak tarihin en acımasız ve en kanlı katliamlarına imza atanlar kusura bakmasınlar bize insanlık dersi veremezler(…) Gezi olaylarına ümit bağladılar olmadı. FETÖ’ye ümit bağladılar olmadı. Bir ara DEAŞ’ı üzerimize saldılar(…) Türkiye’yi ambargo tehditleriyle korkutacağınızı sanıyorsanız büyük bir bedeli göze almanız gerekiyor. Bu milletin ve ülkenin arkasında Avrupa’nın her ülkesinden, dünyanın her yerinden insanların desteği ve ümidi vardır. Biz neyi temsil ettiğimizi çok iyi biliyoruz. “

***

Cumhurbaşkanı’nın yargıyı beklemeden ve istihbari bilgiye dayanarak ‘casusluktan’ ve ‘suç üstünden’ bahsetmesi iyi olmamış. Türkiye’nin mücadele ettiği bütün örgütleri Batı’nın uzantısı olarak tanımlaması da sıkıntılı, çünkü en azından Gülen hareketinin ve PKK’nın nasıl bu hale geldiğini biliyoruz. Nihayet kendi tarihimizden bihabermiş gibi başkalarını suçlamak da etkisiz bir retorik… Ancak bunlar zaten taktiksel söylemler.

Yeni olan unsur, Türkiye’nin Batı dünyası karşısına mağdurları, muhtemelen İslam alemini temsil eden bir güç olarak konması ve Türkiye’nin bunu kullanarak Batıya bedel ödetmeye hazır olduğu mesajı… Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin pozisyonu bu olacak gibi. Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında gündeme gelmeyen ve sonuçları son derece radikal olabilecek bir küresel strateji, bugün kendiliğinden, Cumhurbaşkanı’nın anlam dünyası içinde kelimelere dökülüp ‘devlet duruşu’ haline gelmeye aday…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Ismail Kose 02 Ağustos 2017 06:13
O hayalini kurdugumuz islam dunyasinin lideri 60 yildir.S.Arabistan'dir.Bunu son Katar krizinde gorduk.
kon 02 Ağustos 2017 04:18
onlar ulasal guvenlik değince 10 yaşındaki çocugu bile tutukluyolar ...buda bizim eksik yanımız ...biz aslında onlar dan daha iyi yaptıgımızı kanıtlamak için 9 yaşındakini tutuklayalım .
Biraz saygı. 01 Ağustos 2017 21:15
Arkadaşlar bakıyorumda kimse mangalda kül bırakmıyor.. bari "karar okuru" rumuzuyla değilde futbolcu gibi numara belirleyinde kim ne diyor anlıyalım.. kaçamak dövüşmeyin, korkmayın !
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 20:22
AK Parti hızla ANAPlaşma yolunda. Özal ile özdeşleşen ANAP nasıl Özal'dan sonra nasıl silindi ise, AK Parti de aynı akıbeti yaşayacak kanımca. Demokrasiyi içselleştirememiş lider partilerinin ortak kaderi budur. Son yıllarda yaşanan güç temerküzü de bu akıbeti hem geciktiriyor, hem de doğruluyor aslında. Bu akıbeti başkası çizmiyor, partinin bizzat kendisi çiziyor. AK Parti kurucularından Ersönmez Yarbay ne demişti: "Beni kurucu olarak davet ettiklerinde ben parti içi demokrasi olacaksa kurucu olabileceğimi söyledim. Gerçekten de demokratik bir tüzük yazıldı. Ama iktidara gelir gelmez, hemen olağanüstü kongre toplayıp tüzükteki bu demokratik maddelerin tamamını kaldırdılar."
uzun zamandır okuyorum 01 Ağustos 2017 18:48
''türkiye karmaşıklığında bir ülke'' gibi açıklanması güç bir söylemden yola çıkarak, sistemin türkiyeye uygun olmadığından söz etmek anlamsız. Aynı rahatlıkla, tam da aynı sebepten başkanlık sistemine ihtiyacı olduğundan da bahsedilebilir. Ayrıca başkan seçilen kişilerin reflekslerinin, tercihlerinin ve anlam dünyasının siyasi bir duruma dönüşmesinden söz edip, türkiye'de problemin seçilen kişinin algı ve değerlendirmelerinin yeteri kadar anlaşılamaması olarak görmek de problemli. Problem, kişinin anlam dünyasını kavranabilir veya sabit bir yapıda görmenin yanı sıra söz edilen kişiyi tanıma mekanizmalarının yapısını da yanlış anlamakla ilgili. Tanımak sürekli bir eylemdir ve iyi bir tanıma sistemi aslında kişinin ideolojik eğilimlerini vs. görmek anlamını taşımaz, kişinin sistemin kendisiyle girdiği ilişkiye işaret eder. Bu ilişki ise karşılıklı olarak sürekli değişime müsait olmadığı sürece iyi bir tanıma mümkün olmaz.
Biraz saygı. 01 Ağustos 2017 21:07
0
Sözü eğip bükmeden.. Herkes herkesi tanıyor.. sorun dünya görüşleri , yaşam anlayışları farkı.. kimi korkuyor kimi de açıkça karşı.. 'Demokrasi' , asgari ortak yaşam anlayışı paydasını kurabilmek, kötü niyetlilere alan bırakmamak. Başını gözünü yarmadan, kırıp dökmeden.
Sabır 01 Ağustos 2017 18:44
Böyle „biz“den öte herkesi „kara“ görünce, gece gündüz onları karalamakla meşgul olunca, sonunda hepimiz akla karayı seçiyoruz. Bu arada „biz“ denilenin de kim olduğu konusunda da...
Abi sen ne diyon bizi üzüyon ya sabah fethe çıksak avrupa'yı üç günde alırız! Payamıyzda vay tek sorun Şengen vizesi
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 17:18
havanda su dovmeye devam yani sn yazar. ne zaman gercek bir elestiri yazisi yazacaksin merak ediyorum
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 20:35
2
daha ne desin istiyorsunuz?
can 01 Ağustos 2017 15:46
afganistan, ırak,suriye,yemen,libya,mısır,turkıye,katar,venezuela ,pakistan etyen bey bu abd nın karıstırmadıgı yer kalmadı yahu.sırada neresi var?
hamza akyol 01 Ağustos 2017 15:20
eskiden insanlar bir konu karşısında tutumlarında önce ikiye, sonra yine ikiye ayrılırlardı. birinci iki, kişinin zeka düzeyi ile ilgiliydi. konuyu anlayabilecek düzeyde zeki mi değil mi o önemliydi. sonra yeterli zekaya sahip olan insanlar da ikiye ayrılırdı. konu hakkında bilgisi yeterli mi değil mi diye. şimdi ise yine insanlar ikiye ayrılıyor. ancak bu sefer zeka sorunu ortadan kalktı, ayrımda öncelik şu şekilde: anlamak istiyorlar mı istemiyorlar mı? maalesef anlamak istemeyenlere ne söylersen söyle hiçbirşey farketmiyor. bu durum zeka sorunundan daha büyük bir sorun.
KARAR OKURU 02 Ağustos 2017 00:11
8
Hamza sende ciddi şekilde zeka sorunu var.fakat böyle bir sorunun olduğunu hiçbir zaman anlayamayacaksın çünkü anlayabilmem için daha fazla zekaya ihtiyaç var..
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 14:20
Ben dindar değilim. Hatta ateismle deizm arasında gidip gelen bir inançsızım fakat ben cumhurbaşkanı olmuş olsam Almanya hakkında aynı konuşmayı hiç çekinmeden yapar hatta dahada sertleştirebilirdim çünkü tüm söylenenler doğru. Eğer onlar bizden kendi hukuklarına karışmamazı istiyor ve suçlularımızı geri vermiyorsa onlarda bizim hukukumuza karışamaz ve bizim kodese tıktığımız yani suçlu gördüğümüz kişileri serbest bırakmamızı talep edemezler. Kim oluyorlarda kendilerinde bu hakkı görebiliyorlar. Bir kişinin bize iadesini talep etmek bir istektir fakat hapse atılan bir kişinin serbest bırakılmasını talep etmek ukalalık tır. Pkk ve feto konusunda bizimde hatalarımız vardır tabiî ki fakat bu almanın pkk ve fetö ile açıkça işbirliği halinde olduğu gerçeğini de değiştirmez. İlginç olan sayın yazarın Tayyip batı ya ayar verici konuşma yaptıkça neden bukadar kızdığı ve alındığıdır. Alman başkanı bile yazarımızkadar alınmamıştır beklide tayibin sözlerinden.
hamza akyol 01 Ağustos 2017 15:02
4
ben de kendimi ateist ya da deist olarak tanımlayan birisi değilim. zaten kendimi birşeyci olarak tanımlamayı da tanımlanmayı da sevmem. solcu da, sağcı da değilim. cumhurbaşkanı olmama gerek olmadan, hem sana hem de senin gibi düşünenlere şunu söylemek istiyorum. türkiyedeki hukuk sistemi ile almanyadaki hukuk sistemi arasındaki farkı kavramıyorsanız 2 şey mümkün: 1. kafanızda saplantılar var, bu nedenle doğru analiz yapamıyorsunuz, 2. yanlış bilgilere sahipsiniz bu nedenle doğru analiz yapamıyorsunuz. 3. aslında doğruyu biliyorsunuz ama işinize gelmiyor. 4. bir ihtimali henüz bulamadım. ayrıca, bence analiz yeteneğinizi deist ya da islamcı olmanızla ilişkilendirmeyin. çünkü diğer deist ve/veya ateistleri de zan altında bırakıyorsunuz.
Hamza ya 01 Ağustos 2017 17:02
10
Almanya dakı hukuk sisteminin sizin tarafınızdan bilindiğinin işareti nedir?Sizlerle ne yapacağız biz ?Bu kibir,bu üsten bakış,batı tapınmacılığı....
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 22:50
3
Hamza:herzamanki gibi yine okuduğunu anlamadan yorum yazmışsın.daha okuduğunu anlamayı beceremediğim halde bilmiş izlenimi yaratmaya çalışıyordu.demek istediğim şu ki dindar olmayanda almana kızıp aynı şeyleri söyleyebilir çünkü alman bu lafları fazlası ile haketmiştir.tabiiki alman hukuku farklı.fakat bizim tc deki bir almana veya casusa alman hukuku uygulamak zorunluluğumuz yoktur.onlar bize talep ettiğimiz suçluları vermeyebilir çünkü onların hukukuna uyuyordur ve alman burada haklı fakat benzer mantıkla almanda bizden türkiyede bizim mevzuat a göre tutuklanmış kişileri serbest bırakmanızı talep edemez.lütfen ilk yorumumu ve bu cevabımı 3 er kere okuyup anlamadan cevap yazma....
Sabır 02 Ağustos 2017 06:12
1
En büyük sorun, bu casus, terörist diye suçlanan kişilerin daha yargıları tamamlanmadan casus, terörist ilan edilmesi. Ya değillerse? Ya yalnızca böyle zannedilmişse, ama mahkemede delillerin yetersiz olduğu, bu insanların masum olduğu ortaya çıkarsa? Almanya´nın ne dediğine boş verelim. Biz bunu, yani pekala masum olabilecek insanların da soruşturması yapılmadan, mahkemesi görülmeden, savunması alınmadan suçlu ilan edilmelerini hak, adil görüyor muyuz, görmüyor muyuz? Eğer bunun cevabı „evet“ ise, gerisini tartışmanın hiçbir anlamı yok. Güçlü olan güçsüz olanı suçlu ilan eder, artık kimin neye gücü yeterse. Böyle bir dünyada yaşamak istiyor muyuz gerçekten?
KARAR OKURU 02 Ağustos 2017 10:33
2
sn sabır, etyen beyin yazısının konusu adaletin doğru teshis edilip edilmediği değil, cumhurbaşkanının dediği lafların söylenmemesi gerektiği idi. almanya bizim pkk lı yada fetö cü iddiası ile iadesini istediğmiz şahısları iade etmeyince nasıl bu adamların suçsuzluğu ispat olmuyor ise bizde almanı tutuklayınca otomatikman casus-terorist olduğu ispatlanmış olmuyor. yargı da daha tüketilecek yollar var. adamlar tutuklandı ve yargılanacaklar. burada sorulması gereken önemli soru önyargısız olarak bu adamların türk vatandaşları ile eşit şart ve koşullarda yargılanıp yargılanmayışı konusudur. bu adamlar türk kanun ve mevzuatı gereği tutuklanmışlar. aynı konumda -duruşta olan türk vatandaşlarda aynı nedenlerle tutuklanıyor ise(ki bana göre tutuklanıyor) almanyanın laf etme hakkı yoktur zira bizim iç hukukumuza karışamazlar. unutmayalım bağımsız bir devletiz sömürge değiliz ve sömürge beyinli sözde aydınlardan etkilenmeyelim...
Sabır 02 Ağustos 2017 12:30
1
Sayın Karar Okuru (10:33), mesele sömürge olup olmama, bağımsız olup olmama meselesi değil, hak hukuk meselesi. Temel hukuk ilkeleri açısından ise Türk hukuku ile Avrupa hukuku arasında önemli bir fark yok bildiğim. Zira bizzat AKP iktidarı döneminde, 2004´te, Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Türk hukukunun parçası haline getirildi. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin hükümlerin uyuşmaması durumunda, Türkiye uluslarası anlaşmalarla belirlenen hükümleri esas almayı kabul etti. Lafın kısası, Avrupalıların da, Türkler´in de hukuki yükümlülükleri aynı; bu konuda kimsenin imtiyazı yok. „Suçsuzluk karinesi“ ise, yani adil -bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından – yargılanıp mahkum olmadan herkesin masum addedilmesi ise, tüm dünyada geçerli bir ilke, tüm insanları bağlayan bir ilke. Bir de tabii vicdan meselesi var. Bir insan masumsa, daha yargılanmadan onu suçlu kabul edip karalamaya vicdanımızın ne denli el verdiği meselesi. Sanırım Avrupa´da iltica başvurusu yapanların teslim edilmemesinde belirleyici nedenlerden birisi, Türkiye´de ne zamandır sürekli gündemde tutulan idam cezasının yeniden yürürlüğe koyulma ihtimali. Avrupa yasaları idam cezası, işkence, cezaevlerinde kötü muamele ihtimali olduğunda, siyasi iltica için başvuranların ülkelerine geri gönderilmesini yasaklıyor.
KARAR OKURU 02 Ağustos 2017 14:06
1
Sn sabır:Almanya idam cezası olmadan ve işkence iddiası olmadığı zamanlarda talep ettiğimiz suçluları iade etmiyor idi. hatta ve hatta türkiyede mahkemece ceza almış veya tutuklama kararı alınmış kişileri bile iade etmiyordu. Bugüne özel bir durum değil bu.almanyanın iade etmemesi kendi iç hukuklarını ilgilendirir ve kendi kararları. Kendi iç hukukları öyle gerektiriyor ise öyle yapma hakları vardır. ben talep edilen kişileri iade etmediği için almanyayı eleştirme hakkımız olduğunu savunmuyorum hatta bu konuda almanyanın tarafındayım(eğer kendi iç hukukları öyle gerektiriyor ise). Aynı şekilde almanın da benim iç hukukuma saygı göstermesi gerekiyor. Benzer durumda türk vatandaşları tutuklanıyor ve terorist ilan ediliyorsa aynı şekilde türkiyedeki Almanlarda tutuklanabilir ve buna alman karışamaz. Onları serbest bırakın talebinde bulunamaz zira böyle bir talep aşağılayıcı bir taleptir. Böyle bir talepte ‘’ben alman olduğum için senin iç hukukuna bakmadan ve kendi halkına tanıdığın haklardan fazlasını vererek benim vatandaşımı serbest bırak’’ ukalalığı çıkar ortaya.kısacsı burada bir devletin diğerine emir verme ukalalığı vardır ve tayyiptende gerekli cevabı almıştır.almanın imzalanmış olan uluslararsı sözleşmeşleri devreye sokma, insan hakları mahkemesine başvurma hakları saklıdır. Dolayısıyle almanın hukusal yöntem ne gerektiriyor ise onu takip etmesi gerekir zira tutuklu bir almanın serbest bırakılıp bırakılmaması alman başkanının tc başkanına yapacağı bir taleple olacak bişey değil(muz cumhuriyetlerinde olabilir tabiî ki) sadece hakimlerin var olan türk ve uluslar arası kurallar çerçevesi nde vereceği bir karardır. OHAL i de dikkate alman faydalı olacak sanırım. Mesela fransadada var OHAL. Fakat tartışılmakta olan konu adaletin kalitesi değil alman ve türk başkanları arasındaki laf düellosu ve yazarın bu laf duellosündeki tayibin tavrının İslami ve milli kesimin dilini yansıttığı ve yanlış olduğu iddiasıdır
Sabır 03 Ağustos 2017 08:05
0
Sayın Karar Okuru (14:06), Ben ana fikrinizi çoktan anladım da, galiba kendi dediğimi yeterince net anlatamadım. Siz kesinkes bir iç hukuk ve Alman hukuku ayrımı varsayıyorsunuz. Ben de diyorum ki, Avrupa hukuku, bizim iç hukukumuzun bir parçası. Bu benim görüşüm, ya da yorumum değil; bizzat Türkiye Cumhuriyeti Devleti´nin kendi özgür iradesiyle kabul ettiği bir kural. Daha önce söyledim, AK Parti iktidarının 2004 yılında uluslararası anlaşmalar çerçevesinde kabul ettiği bir hukuki kural. Yani Türkiye´deki yargıçlar karar verirken, kendiliklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ilkelerini, AIHM kararlarını hesaba katmak zorunda; yoksa kendi iç hukukuna aykırı hareket etmiş oluyor. Bu kurallardan birisi de, insanların savunma, adil yargılanma hakkı. Ve genel geçer prensip, kimse yargılanmadan suçlu ilan edilemez. Almanya daha önce kimi geri verdi, kimi geri vermedi, yaptığını neden yaptı, bunlar hakkında bilgim yok, dolayısıyla da fikir beyan etmek istemiyorum. Fakat, son somut olayda, insan hakları savunucularının yargılanması benim bildiğim henüz yapılmadı. Bunların kimi medyada yargılanmadan suçlu ilan edilmesi ve de gözaltılarla ilgili gerçekten uzak bilgiler verilmesi – otelde toplandıkları halde gizli bir yerde toplandıkları vs gibi bilgiler-, yabancı basından da takibedebildiğim kadarıyla Almanya´da gözaltı ve tutuklamanın keyfi olduğu kanısını uyandırdı. (Görebildiğim kadarıyla, Türkiye´deki tüm Alman uyruklu tutukluların serbest bırakılmasını da istemiyorlar, “keyfi” diye nitelendirdikleri durumlar için böyle bir talepte bulunuyorlar). Lafın kısası, benim – sizden farklı olarak - anladığım, Türkiye ile Almanya arasındaki bu sürtüşmenin temel bir nedeni, yargı sürecinin adil olup olmadığı konusundaki görüş ayrılığında yatıyor. Sorun buysa, bence çözümü göreli kolay. Dediğim gibi, yargılamanın hak hukuka uygunluğu konusunda Türkiye ve Almanya´daki hukuki ölçüler farklı değil. Temennimiz, bu tutuklu insanların yargılanması yapılıp, mahkeme kararı da gerekçeleri ile sunulduğunda, herkes yargılamanın keyfi değil hukuki olduğunu görsün, bu sürtüşme de bitsin. Bu bağlamda size bir de şunu söylemek isterim. Bu ülkede, hiçbir toplumsal kesim- ne muhafazakarı , ne ulusalcısı, ne dindarı, ne solcusu, ne liberali, ne işçisi, ne köylüsü, ne eğitimcisi - Türkiye devletinin yabancı devletlerin boyunduruğu altına girmesini, başkasının emri ile kendi çıkarlarına uygun olmayan bir siyaset yürütmesini istemez. Bu ülkenin vatandaşları özgürlükleri, bağımsızlıkları konusunda son derece hassastır – yani sırf sizin “islami ve milli” kesim diye nitelediğiniz kesim değil, onun dışındakiler de. Millet, birlikte yaşama iradesinde olan, vergisiyle, askerlik hizmetiyle aynı vatanda müşterek yaşam sürdüren bir topluluksa, zaten milletin “gayri milli” bir kesimi de olamaz, yoktur! Hepimiz hepimizden sorumluyuz! Eğer farklı kesimler arasında görüş farkı varsa, bu olsa olsa milli çıkarların nasıl korunabileceği, hangi siyasetin daha olumlu, etkin olduğu konusundaki görüş farkıdır. Onun için, farklı görüş dile getirildiğinde, hemen “sömürge kafalı aydın” vs. diye yargılayıp gözünüzü kulaklarınızı kapamayın; bildiklerimizi paylaşır, birlikte düşünür, birlikte tartışırsak, milli birliğimizi de daha iyi koruyabileceğimiz kanısındayım.
KARAR OKURU 04 Ağustos 2017 10:10
0
Sn sabır:bu mesaj yayınlanırmı bilmiyorum fakat yine yazayım. Bizim hukukumuzun ve kanunlarımız alman kanunları ile aynı değildir.sadece bizim imzaladığımız bazı uluslar arası sözleşmeler vardır ve o sözleşmelere uyulmadığı zaman da avrupanın en yuksek mahkemesı olan Avrupa adalet divanı son kararını verir. Özellikle usul hukukumuz alman usulunden tamamen farklıdır(yani bir kişini,n soruşturulması ve tutuklanması-yargılanması usulu). Özellikle OHAL den sonra bu tamamen değişmiştir ve tutuklanmalar dahada kolaylaşmıştır. Bunun nedeni de adil öksğz gibilerin tüymeyi becermesini önlemektir.alman bu şekilde tutuklanma olmaz diye şikayet etmekte ama aynı şekilde türk vatandaşları da tutuklandığı için almanın şikayet etme hakkı yoktur diyorum ben. almanın adalate divanına başvurma hakkı vardır sadece hukuksal olarak. ayrıca sömürge beyinliaydınlar konusunu daha derin incelemeni tavsiye ederim.herşey tabiî ki tartışılabilir fakat Almala hukukumuz aynı teziniz tamamen yanlış ve bu nedenle ilave yorum gereği duydum.
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 13:36
Kitlesel bir sinirlilik ve fevrilik hâli var. Eleştiriye tahammül edilmiyor. Kimsenin karşısındakine tahammülü yok. Sonra tutarsızlık, sorumsuzluk, başkalarının hakkını, hukukunu tanımamazlık var. Baştan aşağıya ilkesizlik ve kuralsızlık hakim. Adaleti herkes kendi amacına göre yontuyor. Herkes kendisini bütün kanıtlara ve iddianameye tamamen vâkıf bir Sulh Ceza Hakimi zannediyor. Sanık avukatlarının bile göremediği iddianameler yandaş gazetelerin manşetlerini süslüyor. Hem de açıkça hedef gösterilerek, henüz "şüpheli" sayılan insanların hayatını karartırcasına. Bu normalse, mahkemelere ne gerek var? Kaldıralım hepsini! Gazeteler kime "hain" diyorsa sallandıralım onu! Kimler "sızdırıyor" bu iddianameleri bazı gazetelere? İşimize gelince bu hukuksuzluklara "gazetecilik" diyebiliyoruz ama. Neden bir savcı çıkıp da (özellikle de bizzat soruşturma savcıları) soruşturmuyor bunları? TCK 285 "alenen suçtur bunlar" diyor. Bu saçmalıklar bugüne özgü bir şey de değil tabii, mesela 90'ların manşetleri de başka bir garabetti. Yani iyiye gittiğimiz yok, enstrümanları kullananlar değişiyor sadece. Bizim nasıl bir devlet olacağımıza karar vermemiz gerekiyor artık. Ama henüz şüpheli veya sanık durumundaki insanların gazete manşetleriyle suçlu ilan edildiği devletlere her şey denir de, hukuk devleti denmez
??? 01 Ağustos 2017 15:14
15
yandas gazete nedir ?iktidar yanlısı mı?peki muhalefet yandası gazeteler ne oluyor. öz yandas mı?
KÜLYUTMAZ 02 Ağustos 2017 12:34
1
Șimdi șuraya, AKP öncesi Türkiyesinde yașanan ve demokrasinin d'sinin, hukukun k'sının olmadığı uygulamalara yönelik o gün yaptığınız eleștiriyi de eklerseniz, ben de sizin müridiniz olabilirim.
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 12:37
Batı çöküş içinde değil. Tam tersine, ekonomide, teknolojide, fikirde dünyanın geri kalanı ile aradaki farkı açıyor. Türkiye yükseliş içinde değil. Tam tersine. 2008den beri bocalıyor. Türkiye sünnilerin temsilcisi değil. Kendi kendine gelin güvey oluyor. Müslümanlar'ın dünyaya söyledikleri yeni hiç bir şey yok. Kendi dertlerini bile çözemiyorlar. 1,5 milyarlık İslam dünyası ekonomik etkide, teknolojide, bilimde, felsefede 15 milyonluk Hollanda etmiyor. Bu hasbelkader değil. Sebebi var. Sebebi sömürgecilik değil, Doğu'nun kültürü (itaat, meraksızlık ve merkeziyetçilik) Doğu'nun kültürü değişmeden başı beladan kurtulmaz. Durum budur.
tufan 01 Ağustos 2017 15:23
15
2008 den beri fetöcü hain mankurtlarla mücadele ediyor bu yüzdende kötüleniyor müslümanlar dünya ya yeni bir şey söylüyor: la ilahe illallah muhammeden resullallah ... münafık fetöcüler duymaz bunu
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 17:21
0
büyü de sorumluluk al biraz
Karar okuru 02 Ağustos 2017 00:23
3
Aidiyet hissetmediğin Doğu yu indirgemek kompleks değilse de , rasyonellikten uzak bir tesbit. Öncelikle Paul Kennedy' nin ' Büyük güçlerin yükseliş ve çöküşleri 'isimli kitabını okumanı öneririm ki ; zamanında Doğu da olan medeniyet , şimdi Batı daysa da trend aşağı doğrudur . 2008 krizi batı merkezlidir ve etkisi hala geçmemiştir. Batı nın değerlerini ( sadece kendi içindeyse demokrasi , insan hakları , hukukun üstünlüğü işler olan , aksi halde kıymeti olmayan ) özenirken , bu değerlerin menbaının İslam olduğunu bilmiyor olamazsın . Batı ' nın kaynaklarının Sömürgecilikten gelmediğini söylemek içinse ; sadece Tarih okumamak yetmez , Bugünü de okumamak gerekir. Senin durumun biraz ; bir Mafya babasının , lüks villasının İçindeki ihtişamlı yaşantısına dışarıdan imrenen Şaban ' a benzemiş.
KARAR OKURU 02 Ağustos 2017 11:56
1
1) Aidiyet duygumun coğrafyaya değil, mesleğime olduğu doğrudur. Ama yazdığımın aidiyet duygusu ile bir ilgisi yok. Durum saptaması sadece. "Şampiyonlar ligini kazanan Real Madrid, GS'den daha iyi bir takım" demek gibi bir şey. Bunu bir GSli söylediğinde "senin aidiyet duygun yok" diyebilir miyiz? 2) Hiç tanımadığın bir insandan daha fazlasını bildiğinden emin olman beni şaşırtıyor, ama seni rahatlatıyorsa bence sorun yok. Yalnız bütün bilgine rağmen yazdığın cevapta olguya dayalı tek bir karşı argüman yok. Sadece desteksiz duygusal çıkışlar var. Eğer gerçekten benden fazlasını biliyorsan - ki gayet mümkün, herkesin herkesin herkesten fazla bildiği şeyler vardır - bu bilgiyi kullan(a)madığın kesin. Önemli olan bilmek değil, bilgiyi nasıl kullandığın. Argümanlarını otoriteye yaslanmadan, olgulardan yola çıkarak kurabilirsin. Otoriteye yaslanmak, muhafazakarların sık kullandığı bir yöntem. Yapmayın. Aciziyet belirtisidir. Paul Kennedy'nin ismini zikredince bir argüman söylemiş olmuyorsun. Yüzlerce isim var Kennedy gibi. 360 derecede farklı argümanları olan. Senin argümanın ne?
KARAR OKURU 02 Ağustos 2017 12:16
1
Ek: Batı'nın sömürgeci olmadığını söylemedim. Batı'nın sömürgeci bir tarihi var. Osmanlı da sömürgeci idi. İran da. Çin de. Moğollar da. Bütün imparatorluklar sömürgecidir. İmparatorluğun varlık nedeni budur: Üretilen değere el koyup bürokratik bir kasta vermek. Batı'nın sömürgeciliğinin farkı bütün küreye yayılacak kapasite ve kabiliyete sahip olması idi. Bu kapasite ve kabiliyet sömürgecilikten çok önce gelişti. Yani (söylediğim şey): Batı karşısındaki bu aciz durumun sebebi sömürgecilik değil. Tersine, sömürgecilik bir netice. Olay karmaşık ama asıl sebep Batı Avrupa'nın 11. yy'da ticarete ve zanaata (ki sonradan sanayi olacaktır bu zanaat) dayalı kent-devletler halinde örgütlenmeye başlamasıdır (bu Batı kültürünü değiştirdi: merak, hukuk, özgürlük git gide önemli oldu. Doğu durağan kaldı) Sürecin başlangıcı budur. Bunları iyi niyetle ve bir gün bu coğrafyanın kefeni yırtması umudu ile yazıyorum. Çıkmaz bir sokaktasınız. Bunu görüyorum ve söylüyorum. Söylemesem huzursuz olurum. Bu uyarıyı dikkate alıp almamak senin bileceğin iş.
KÜLYUTMAZ 02 Ağustos 2017 12:49
1
Doğunun kültüründen kasıt ne? Çin, Hint, Japon buna dahilmi? "İslam" ise kastedilen' nedir bu "doğu kültürü" yamanması?
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 12:16
Batı'dan kopmanın Türkiye'ye ağır ekonomik, siyasi, askeri bedeli olur, oluyor. 2008'den beri kişi başı gelir yükselmiyor, ülke riski anormal yükseldi, PKK'nın üst düzey yöneticileri yakalanamıyor.
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 14:03
14
Batıdan kompanın mı? Ne zamandan beri Batı Türkiye ile birlikte oldu? Doğrusu, Batıya uşaklıktan vaz geçmenin bir bedeli olacak. Bu uşaklığa razı olanlara bu bedel ağır gelecek...
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 15:42
2
o senin kafanda yalnızca. Bedeli hepimiz ödeyeceğiz ama hasını AK Parti seçmeni ödeyecek. O zaman sorarsın, eğer buralarda isen, ağır geldi mi diye.
Mert Cihan 01 Ağustos 2017 11:16
Dünyanın bir bölümü bizi dışlıyor diğer bölümü bizi bekliyor diye bir algı bizi safımızı belirlemeye zorluyor. Lakin bizi bekleyenlerin bir zaman bizi dışlayanların olduğunu gerçeği ne olacak.
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 11:12
Her zaman diyorum git torun tombalak bak zamanı yakalayamiyorsun alismissiniz çok basliliga .kaosa prim yapıyordunuz bak sana anlatalım biz başa bağlı bir milletiz .öyle yaşama yürütme yargı teslis inancı bize uymaz anladın yada yemek programı yap belki tutar bu toprakların devlet anlayışı seni yorar anlamazsin arkadaş
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 12:19
3
E ama yorumuna "Bak koçum!" diyerek giriş yapmayı unutmuşsun. Lut Gölü'nün kıyısında mı yazıldı bu zırva acaba? Rakım bayağı düşük de...
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 13:29
17
"Bu toprakkarın devlet anlayşı sizi yorar" Etyen ve onun gibi düşünenlere çok doğru bir nasihat. Boşa yorulmasınlar. Basket maçında futbol hakemliği yapmaktan vaz geçsinler...
ziya 01 Ağustos 2017 11:00
28 subat medyası hortladı yine. sakallı cüppeli adamlar,kıyafetıme yasamıma dokunma eylemleri(bu stk lar başörtüsü ne dokunulan kızların yanında değildi nedense) fadıme yle müslüm de çıkarsa tamam olur.yine ne film çevririliyor. milletim uyanık ol.pkk lılar atatürk heykellerinı kırıp döktüklerinde hiç 28 şubat gazetelerinde manşet olarak göremedik .düşün artık bu milletin yakasından. aklımızla alay etmeyin.
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 10:55
Sayın yazar "Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtik ama bunun nasıl bir siyasi ortamı ifade ettiği konusunda fazla kafa yoramadık" diyorsunuz. Refarandum öncesi bu işin konuşulmadık hiç bir yanı kalmamıştı. Siz başka ülkede miydiniz?
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 11:27
2
yazarın ''kafa yoramadık'' dediği kendi kafası değil. takip etmiş olsaydınız, zaten, bu adamcağız hayli çaba sarfetmişti bizlerin kafa yormamızı sağlamak için....
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 13:26
9
Yazar gibi düşğnmeyince kafa yormuş olunmuyor mu? Bu nasıl egodur?...
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 10:47
Bu ülkede onyıllarca ne çektiysek parlamenter sistem maskeli bürokratik oligarşiden çekmedik mi sn.yazar? bunu en iyi bilen ve bedelinin millete nasıl ödetildiğini gören birisi değilmiş gibi ve eski türkiyeye özlem dolu yorumunuz çok ilginç! TESEV'in 183 no.lu kurucu üyesi arkadaşınızın bir siyasi partiye kaset operasyonuyla getirilişi ve "değiştirilemez, teklif dahi edilemez TEK ADAM" oluşu sizi hiç rahatsız etmiyor anlaşılan... yoksa demokrasilerde "en güçlü ve meşru denetim mekanizmasının" toplum olduğunu ve siyasi parti şeklinde örgütlenerek ve milletle sadece seçim zamanı değil d iğer zamanlarda bütünleşerek, darbecilerin tanklarından kaçarak değil milletle beraber tankın üzerine çıkarak (üzerine çıkılacak tank istendiğini de gördü bu millet yahu!) darbecilerin ve özellikle FETÖ/PKK vs terör örgütlerinin millete/egemenliğine/ istiklaline saldırısına karşı saldırılarına karşı dik durarak; samimi/uygulanabilir/şeffaf ... yeni projeler üreterek...kendi partisinin içinde "tek adamlığa son verip, bütün seçimlerde başarısız olduğu koltuğu kimseye bırakmamak için diktatörce davranmayarak!...vs iktidara alternatif aday olduğunu ve laf değil iş üretebileceğine dair güveni bütün seçmen kesimlerine sağlayabilecek SAĞLIKLI BİR MUHALEFET İNŞAASI demokrasimizin en büyük güvencesi olduğunu iyi bildiğiniz halde bu konulara değinmemenizi de çok garipsiyorum. En acımasız ve sert şekilde eleştirel yazılarınızdan takıntısız ve objektif olanları çok değerli buluyorum. Ancak sizi yakından takip eden biri olarak son 1 yıldır nerelere savrulduğunuzu da maalesef izliyorum. Unutmayalım ki sn.yazar aynalara bakmamak, kendisini eleştirememek ve özdenetimsizlik te yozlaştırır!
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 14:23
3
Sizin de etyen beyin savruldugu yere savrulmanizi diliyorum çünkü ülkemizin selameti bunda olduğunu düşünüyorum.
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 16:31
4
14:23 YORUMCUSUNA: Sunun surasinda yazarla iki kisi iki lafin belini kirarken 3.kisi (!) Ve Etyen beyin beyaz murid takiminin elestirilere tahammulsuzlugu sasirtici degil artik! Zaman tunelinde ve ulkenin karanlik tarihi yerinde kalmaya devam edin litfen, siz ve diger murid arkadaslariniz l... ama etyen bey bize yeni Turkiyede de lazim onun pacasina ilismeyin!
Mehmet Mutlu 01 Ağustos 2017 10:27
Yazık bir zamanlar sana hayranlık duyardım. Öfken aklının önüne geçmiş. Yazıkki ne yazık.
evin 01 Ağustos 2017 10:13
türkiyeyi yönetenler türkiyenin almanya değil, pakistan olmasını istiyorlar...sonuçlarını hep beraber yaşayacağız...
geçmişte Türkiyeyi irana çevirecekler endenozya ya benzetecekler filmlerini görmüştük ama pakistan olmasını istiyorlar adlı filmi ilk defa duyduk... son darbeci general sisi yi kırmızı halıyla karşılayan bütün fetöcü mankurtlara kucak açan vatan hainlerine madalya takan pkk lılara hamilik yapan almanya ya benzemeyelim de kime benzersek benzeyelim ne güzel işte ...
evin 01 Ağustos 2017 12:35
2
almanya vatandaşlık verse arkasına bakmadan koşa koşa almanyaya gidecek insanlar gelmiş burada almanyayı eleştiriyor...çok gülünç...
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 13:49
6
Aynı Türkiyedeki 17/25 Aralık Yargı darbe teşebbüsü gibi pakistanda da kendi FETO'su olan Muhammed Tahir örgütü ile yapıldığını dikkate alırsak ... evet küresel birileri Türkiyeyi pakistan yapmak istedi hala da istiyor. Ne varki bu milletin vatanseverliğini, kahramanlığını ve basiretli cesur liderliği hesaba katamadılar! Sonuçlarını hep birlikte yaşadık, bundan sonrakileri de yaşayacağız...
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 14:26
10
Koşa koşa Almanyaya gidenler kimdir belli... Sapla samanı karıştırma...
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 14:30
4
Türkiyeyi yönetenler ne istiyormuş bir karar verin. Aklınızda size göre ne kadar fena şey varsa onu misal veriyorsunuz...
Esnaf 01 Ağustos 2017 09:16
..Türkiye nin islam alemi ve mağdur larının liderliği ile "Batıya bedel ödetmesi " politikasının ' devlet duruşumuza ' dönüşeceği öngörü ve tespitle ..Çok tabii ki Türkiye'nin Bir yere varamayacağı çıkarımına varmak.! Bu sonuca varmak , işlerin ve davranışların görünen yüzünden , pek de mümkün.. Yaşadığımız dünyada savaş tehditinin bir şekilde devam ettiği gerçeği , bizi ülkelerin gizli ittifaklar içerisinde olabileceği gerçeğini gözardı etmememiz gerektiğini gösteriyor..ve hatta Yen'i bir strateji anlayışı ( asimetrik ) ile de , konuların düz/doğrusal bir ilerleyişi olmadığı hususunda tekrar düşünmemiz gerektiğini hatırlatıyor.. Artık doğrusal mantık ,diyalektik , devletlerin aklının motoru değil, ancak biz bireylerin yaşamsal anlayışımıza katkıda olabilecek bir insani anlayış/kavrayış olarak sürdürülebilir.. saygılar..
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 09:13
İyi de büyükada da adamın üzerinden çıkan türkiye nin parçalanmış haritası çıkıyor. Telefonuna baylock indiriyor. Bunları neden yapıyor. İnsanhakları için mi? Bu palavraları başkasına anlatınız. İngiltere de seçilmiş başbakan kraliçenin önünde yerlere eğilerek tokalaşıyor. Temsil ettiği kurumun farkında olan varmı? Busadece sembolik mi? Güç kimin elinde. Dünyanın bu sıkıntılı döneminde hızlı karar almak önemlidir. Savaş ve felaket dönemlerimde bireysel özgürlükalanları istemesekte sıkıntıya uğrar. Bunun aksini iddia etmek ütopiktir. Çünkü yaşamsal devletiniz olmazsa zaten bireysel sizdende sözedilemez. Bütün bu olgular karşısında , içinde bulunduğumuz konjonktürde herşey normalmiş gibi hayalperest yaklaşımlar ve beklentiler üzerinden yapılan eleştiriler en basit şekliyle Cahiliktir. Türkiye şuan dünyada en iyi çeliği üreten , en iyi camı üreten, en kaliteli inşaatları yapan, tekstili iyi olan, savunma sanayinde kendine yetebilecek kapasitesi olan, ciddi bir gıda üretim altyapısı olan, kayde değer turist ağırlayan, ileri teknolojik gelişimlerde mesafeyi kapatmaya çalışan bir ülkedir. Sağlıkta ,ulaşımda ve dönüşüm bitmeye çok az kalmıştır. Eğitim kalitesi tartışılır lakin bunun içinde ciddi girişimler görmezlikten gelinemez bir ülkedir. Bunlar gören göz için örnekler. Herşey 4x4 lük değil elbet. Ama sizin anlattığınız gibi hiç değil. İnsan vardır bakar lakin göremez. Yapıcak bişey yok. Saygılar...
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 11:55
1
"Cahillik"ten dem vurmasaydınız, bu yorumu yazmayacaktım aslında. Siz polisin savcılığa ilettiği sevk tutanağını okudunuz mu? Okuduysanız, telefonlarında bylock bulunduğunu iddia ettiğiniz kişilerin adını da yazar mısınız? Yazamayacaksınız, çünkü şüphelilerin telefonunda bylock yok, görüştükleri kişilerin telefonunda bylock var, sevk tutanağına göre. Yahu "masumiyet karinesi" diye bir şey var. El insaf! Biraz sabredin, kendiniz mahkemenin yerine koymayın. Suçlu oldukları kanıtlanırsa mahkum olacaklar elbette. Medya manşetleriyle idam etmeyin insanları. "Bylockçu çıktılar" diye aşağılık manşetler atılıyor. Oysa bylockçu olanlar, onların görüştükleri kişiler. Yandaş medya insanları yanıltıyor, eksik bilgi veriyor. Algı operasyonu denen şey tam da budur. Hem sizin görüştüğünüz herhangi bir kişi de bylockçu çıkabilir. Öyle olursa, yandı gülüm keten helva. Sizin için de işler aynı manşetler. Ne yapacaksınız o zaman? Cehalet kötüdür, ama cahilliğinin farkında olmamak daha da kötüdür.
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 12:45
7
Cahillik yukarıda ki yazıda hangi cümlede , cümlenin anlam bütünlüğünü arttırmak için kullanılmış sıfattır. Da onu alıp yazdığınız konunun anlam bütülüğüyle anlamlandırdın. Enteresan bir anlamlandırma yeteği...dediğiniz gibi cahil olduğunun farkında olmamak çok daha vahim....
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 14:11
0
"Büyükada'da tutuklananların hangisinin telefonunda bylock çıkmış?" şeklindeki sorumun yanıtının sizde olmadığı aşikâr. Öyle ise, meseleyi tam olarak anlamadan ve dahası suçluluğu mahkeme kararıyla kesinleşmeden kimseyi mahkum etmeyeceksiniz. Devran döner, maazallah siz de benzer bir müşküle düşebilirsiniz. Ben o zaman da sizi savunurum burada, emin olun. Hukuk bir yana, vicdan, ahlak diye insana özgü erdemler var. Bence "cehalet" sözcüğüne de fazla takılmayın; benim de cahil olduğum çok konu vardır. O nedenle bana da yeri geldiğinde cahil diyebilirsiniz, hiç alınmam. Eğer bundan incindiyseniz özür dilerim. Ama benim "yerli Pravdalar" dediğim pespaye gazetelerin manşetlerini doğru kabul edip, önünü ardını sorgulamadan kesin hüküm vermenin adını da siz koyun o vakit. Bilgilenmeme tembelliği mi, yoksa kötü niyet mi?
nuray 01 Ağustos 2017 08:59
medya tetıkçılığı konusunda haklısınız. medyada sızın kadar tetıkçılık yapan ,nefretını on plana çıkaran yazar çok azdır. baskanlık sıstemı fransa da olur abd de olur ama bızde olmaz. çunku avamız ya bız . .bu mılletı asağılayan aydın rolune ne kadar devam edeceksınız?almanya nın avrupanın abd nın yedıklerını haltları yuzlerıne vurunca ses neden buradan ıcımızden bır yerlerden geliyor. en çok bu canımızı yakıyor.
KARAR OKURU 01 Ağustos 2017 13:09
0
nuray hanım sorun başkanlık değil, nasıl bir başkanlık.
nuray 01 Ağustos 2017 14:04
11
şimdi de bu çıktı. onlarda da baskanlık var ama sor bakalım nasıl baskanlık. ya da fransa da da ohal var bızımkı gibi mi .yanı herseyın kötüsü burda. ya bızımkınden daha beter emin olun onların baskanlığı da ohali de. ulusal guvenlık deyınce 10 yasında cocukları bile tutukluyor adamlar. bızım eksik tarafımız bu aslında. evet onlar gibi ulusal güvenlik deyince akan sular durmalı. batı da bir bomba patlıyor. tek çatlak ses çıkmıyor medyada .bizde teröristi aklamak için amuda bile kalkacak sözde basın. bizdeki gereksiz özgürlük yaygarası hiç oralarda duyulmuyor. kendi ülkelerı güvenlikleri söz konusu olunca hepsi atmaca kesiliyor fakat bize ınsanlık ,özgürlük, demokrasi,hukuk dersi vermeye pek meraklılar. bu ıkıyüzlülüğü ne zaman göreceğiz.
konvoy 01 Ağustos 2017 15:24
1
Nuray Hanım, cehalet ve öz güven bir araya gelince nasıl bir felakete yol açıyor; adeta bunun ispatı gibisiniz.
Sabır 02 Ağustos 2017 06:52
0
Nuray Hanım, madem Almanya´ya, Avrupa´ya deyip yaptığımız herşey pek doğru, aksini iddia eden de sizce “milleti aşağılayan aydın”, „nefret“ dolu „tetikçi“, lütfen bir açıklar mısınız neden Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi Almanya´ya „Bir daha böyle bir hata asla söz konusu olmayacak“ dedi. Herhalde sayın bakanın da milleti aşağıladığını düşünmüyorsunuzdur. Demek ki, sizin tabirinizle “yedikleri haltlar” Almanya´yanın yüzüne vurulurken bir hata yapılmış. Başbakan Binali Yıldırım ise, „“Almanya ile ilişkilerin kalıcı olarak olumsuz bir şekilde seyretmesi akla ziyan bir iştir” dedi. Bu yöneticilerimizin açıkladıkları görüşlere benzer görüşleri Mahçupyan ya da yorumculardan birisi dile getirdiğinde, neden hemen en ağır ithamlarla karalıyorsunuz? Över ya da söverken ölçünüz var mıdır, varsa nedir?
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN