Cumhurbaşkanı adaylığı netameli bir konu
Saadet Partisi’ne kayyım atanmasıyla da sonuçlanabilecek bir yargısal saldırı girişimi dün mahkeme tarafından reddedildi.
Van eski il başkanı Necip Yavuzer, bazı il kongreleri yapılmadan toplandığını illeri sürerek Mahmut Arıkan’ın genel başkan seçildiği Saadet Partisi 9. Büyük Kongresi’nin iptalini ve seçilmiş yönetim yerine kayyım atanmasını talep edince başlamıştı süreç…
Davanın kabul edileceğinden o kadar emin imiş ki başvuruda bulunan, partiye ‘kayyım’ atanmasını arzuladığı üç kişinin isimlerini de dava dilekçesinde zikretmiş…
Milli Nizam, Milli Selamet, Refah ve Fazilet partilerinin kapatılmalarından sonra kurulmuş, ‘Milli Görüş’ çizgisinde bir parti Saadet Partisi…
Aynı çizgide siyasete başlamış bir kadro tarafından kurulan, iktidardaki varlığı çeyrek asra yaklaşan Adalet ve Kalkınma Partisi de, 2007 yılında, kapatılmanın eşiğine gelmişti. Bir yargıç aleyhte oy kullananlara katılmasaydı, Anayasa Mahkemesi para cezasıyla yetinmeyecek, kapatma kararı verebilecekti.
Sonrasında anayasa ve yasalarda yapılan değişikliklerle parti kapatma zorlaştırıldı.
DEM Parti hakkında açılmış bir kapatma davası Anayasa Mahkemesi’nde bekletiliyor.
Parti kapatmak eskisi kadar kolay olmadığı için, son zamanlarda, partilere karşı farklı yargısal girişimlerle karşılaşılıyor.
Saadet Partisi ilk aşamada vartayı kolay atlattı, ama davacının iddiasında ısrarı halinde, çıkan karara itiraz gelebilir…
CHP’nin başına tam da bu geldi çünkü…
Hatırlayalım:
Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan CHP 38. Olağan Kurultayı ardından, bazı delegeler, sonuçlara itiraz ederek iptal davası açılmasını sağladılar.
İlk sivil cumhurbaşkanının seçilmesini engellemek için uydurulan ‘367’ benzeri ’mutlak butlan’ diye bir kavram icat edilmişti; o gerekçeyle kurultayda seçilmiş yöneticiler yerine ‘kayyım’ atanması talebinde bulunuyorlardı.
Yerel mahkeme davayı reddetti; hem de esasa girmeden…
Şimdi dava istinafta ve karar ‘Damokles’in kılıcı’ gibi CHP’nin üzerinde duruyor.
İstinaf muhtemelen karara varmış olmalı, ancak kararın açıklanması sürekli erteleniyor. Yeni tarih Temmuz ayı.
Saadet’e karşı başlatılan ve mahkeme tarafından reddedilen dava için de istinaf yoluna gidilebilir…
Partilerin ‘kayyım’ tehdidi altında tutulması kapatılma tehdidi kadar -belki ondan da fazla- etkili.
CHP için ‘kayyım’ kararı çıkarsa partinin ikiye bölünebileceği söyleniyor…
Kayyım olarak 38. Kurultay’a kadar CHP’ye genel başkanlık yapmış Kemal Kılıçdaroğlu atanırsa, bunu kabule yanaşmayacak olanların kendilerine yeni bir parti çatısı arayışına girebilecekleri söylentisi bayağı yaygın.
Ha kapatılmış olsun CHP, ha bölünsün; ikisi aynı kapıya çıkıyor…
Eskiden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı parti kapatma talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurur, uzmanlar talebi anayasaya uygunluk açısından inceler ve son kararı genel kurul verirdi.
Şimdi yerel mahkeme veya istinaf kararıyla partiler işlevlerini kaybetme tehdidine maruz kalabiliyor.
Ana-muhalefet partisi olduğu, içinden bir cumhurbaşkanı adayı çıkartıp onun adına 15 milyondan fazla imza topladığı için, CHP’nin başına gelenin ‘siyasi’ amaç taşıdığı iddiası ileri sürülebiliyor…
Partinin cumhurbaşkanı adayı -Ekrem İmamoğlu- geçen yılın 19 Mart’ından bu yana cezaevinde ve pek çok belediye başkanı ile bürokratlar da tutuklu olarak onunla birlikte yargılanıyor…
Seçime kadar sürer mi yargılanmaları?
Muhtemeldir.
Ana-muhalefet partisinin aleyhte medya yayınlarıyla da destekli itibardan düşürme saldırısına muhatap hale gelmesinin siyasi sonuçları olacaktır elbette.
Ne kadar doğrudur bilmiyorum, ama iktidar partisine yakın kalemler yakın zamana kadar ‘birinci parti’ olarak görünen CHP’nin şimdilerde o konumunu kaybettiğini, iktidar partilerinin -AK Parti ile MHP’nin- oylarını artırdığını ileri sürüyorlar.
Kamuoyu yoklamalarına dayanarak…
Ancak seçim tarihi yaklaştıkça durumun değişmesi ve son örneği Macaristan’da yaşandığı gibi bir sandık tablosunun seçimde ortaya çıkması da pekala mümkün.
Sanırım, seçime kadar ‘Damokles’in kılıcı’ hep aynı yerde kalacak…
Peki ya Saadet Partisi; o da mı benzer bir siyasi hesaba muhatap?
Mahmut Arıkan’ın şu yakınlarda grup toplantısı kürsüsünden ‘yeni yol grubu’ olarak atılıma geçeceklerini ve bekleyenlere, “Öyle bir Cumhurbaşkanı adayımız var ki, ismi duyulunca 86 milyon ‘oh be!’ diyecek” müjdesinde bulunduğunu aklımda tutarak bu soruyu soruyorum.
‘Cumhurbaşkanı adaylığı’ konusu netameli bir konu ülkemizde…
Eskiden, ‘cumhurbaşkanı hükümet sistemi’ öncesinde, henüz cumhurbaşkanı halkoyu ile değil de Meclis’te kalkan parmaklarla belirlenirken, bu tür spekülasyonlar yapmak gerekmiyordu.
Umarım, CHP ve Saadet Partisi ‘kayyım’, DEM Partisi de kapanma tehdidini geride bırakırlar…
