Bir yakın takip hikayesi bizimkisi…

Yargı camiasından arka arkaya şaşırtıcı ve bir o kadar da trajikomik haberler geldi bu hafta.

HSK yıllardan sonra bir ses verdi… Bir savcının Yılmaz Güney hakkındaki sosyal medya paylaşımı üzerine uyarıda bulundu:

Yargı mensuplarının fiziksel ve dijital alanda tarafsızlık görünümünü korumakla yükümlü olduğu” belirtilerek “hâkim ve savcıların ifade özgürlüğünün anayasal güvence altında olduğu ancak paylaşımlarda üsluba ve siyasi mesafeye dikkat edilmesi" istendi.

Hem tarafsızlık… Hem siyasi mesafeye dikkat.

Ah, canım, kıyamam…

Şimdiye kadar hiç “yargıda tarafsızlık” ya da “siyasi mesafesizlik” örneğine rastlamadıkları için hemen tepki vermişler demek ki…

Belli ki yaşananları pek anımsamıyorlar… Belki de o sıralarda burada değillerdi… Kim bilir.

Hadi ben hatırlatayım, kesinleşmiş AYM kararına, anayasayı yok saymak pahasına, uymayan yargı mensupları vardı… Hatta kararlarına “anayasa 153. maddesi bizi bağlamaz” yazanlar da oldu.

Dahası, aralarında HSK tarafından Yargıtay üyesi yapılanları da gördük.

Daha üç beş gün önce olanı da hatırlayalım… Yüzlerce yıl ile yargılanan bir sanık var ama serbest, hem de korumaları var üstelik. Korumaları ve serbest olması yetmezmiş gibi duruşma salonuna hâkim ve savcıların girdiği özel kapıdan giriyor, dolayısıyla adliye içinde hâkim ve savcılara ayrılan koridorlarda geziyor.

“Yargıda tarafsızlık” mı demiştiniz?

HSK için çok örnek var ama bu hafta başka konular da bulunuyor yargıyla ilgili.

Anayasa Mahkemesi Başkanıyla beraberindeki heyet AİHM ziyareti yapmışlar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2026 adli yıl açılışı dolayısıyla Fransa’nın Strazburg kentinde düzenlenen programa katılmışlar.

Heyette Yargıtay Başkanı, Yargıtay Başsavcısı, Danıştay Başkanı gibi üst yargı kurum temsilcileri de var.

AYM Başkanı, AİHM Başkanına teşekkür ederken demiş ki; “AİHM kararlarını yakından takip ediyoruz” ve de AİHM’in ülkeler arasında hukuk ve insan hakları alanında standartların geliştirilmesi ve istikrarın sağlanması bakımından önemli bir fonksiyon icra ettiğinivurgulamış.

AİHM’in bu önemli fonksiyonu, ziyareti gerçekleştiren heyetin ülkesinde ne yazık ki geçerli değil.

AİHM kararları yakından takip ediliyor ama bu yakın mesafeli takip, AİHM kararlarına itina ile direnmeyi engellemiyor.

En başta AYM, vakti zamanında ihraç ettiği üyesi hakkında AİHM’in verdiği kararı uygulamamıştı.

Sırası ile ilk derece mahkeme yargıçlarının, sonrasında Yargıtay üyelerinin önlerine gelen farklı AİHM kararlarını uygulamadığını gördük.

Hatırlarsınız, heyette yer alan Yargıtay Başsavcısı, Yargıtay 3.CD Başkanı iken, Can Atalay hakkındaki AYM kararını uygulamadığı gibi AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

Bir yakın takip var ama… AİHM ve AYM kararlarını uygulamaya kalkanlar yakın takip konusu oluyor… Ve sürgüne yollanıyor.

Çünkü hukukun üstünlüğü ilkesinin yerini siyasetin kabulleri almış durumda.

Demirtaş kararı sonrası "AİHM'in verdiği kararlar bizi bağlamaz. Biz karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz" demişti bir zamanlar Erdoğan.

Demirtaş için hamleler yapıldı ama AİHM de karar üzerine karar verdi, hatta kesinleşen kararlar üzerine Türkiye için ihraç süreci de başladı.

Siyasi iktidarın ortağı Bahçeli ise son grup toplantısında Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir dedi.

MHP’li Feti Yıldız ise yakınlarda, Liderimizin şarta bağlı olarak söylediği umut hakkı, şartlar yüzde 100 gerçekleştiğinde de umut hakkının kullanılmasının da yolu açılacaktırdemişti.

Anayasada, bizim görmediğimiz bir maddede “AİHM kararları şartlara bağlı olarak uygulanır, o şartların ne olduğunu siyasi iktidar ve ortakları tayin eder” yazıyor olmalı ki bir hukukçu böyle konuşabilsin.

“Terörsüz Türkiye Komisyonu” nihai rapor öncesi de aynı üslup ve mantığın sürdüğünü gördük. AİHM ve AYM kararlarının uygulanması konusunda tavsiyede bulunacaklarmış. Umut hakkında uzlaşmışlar.

Anayasamız yok muydu bizim? Siyaset hukuku kendi oyuncağı sanıyor.

AİHM başvurularında birinci ülke olmanın sonucu, Hukukun Üstünlüğü Endeksinde on yılda serbest düşüşümüz devam ediyor. 2015 yılında 80. sırada iken, 38 sıra düşe düşe 118. sıraya yerleştik.

Dilerim AİHM ziyareti yapan üst yargı kurumu heyeti Strasbourg’da rastladıkları hukukun ülkemizde de hissedilmesine vesile olsunlar.

Belki şu gerçeği onlar da görürler: Hukuk psikolojik bir savaş aygıtı değildir.

Adil, vicdanlı ve huzurlu toplum yaratma aracıdır.

Öyle bir toplum yoksa en büyük sorumlularından biri yargıdır.

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.