Rapor ve AKP’nin düz kontakları…
Artık öğrendik… Artık ezberledik… Artık bezdik.
AK Parti’nin, arabayı sistemine uygun biçimde kullanmak yerine alelacele kabloları birbirine bağlayıp elektrik akımı sağlamaya yönelik, “düz kontağı” andıran bir yönetim anlayışı var.
Kurallara ve sisteme uyarak yönetmek yerine neden “düz kontak”?
Çünkü kurallı, denetimli yapılarda ne yolsuzluk oluyor ne de rant sağlanıyor… Ne anayasaya ihanet ediliyor, ne demokrasiden sapılıyor.
Ağır 2002 krizinin en büyük kazanımı olan Merkez Bankası özerkliğinin yok edilmesi “düz kontağın” en muhteşem örneğidir.
Özerklik yok edilince ne oldu? Merkez Bankası Başkanı “laf dinlemediği” için yasaya aykırı olarak görevden alınabilir oldu.
Nereye gittiği sır gibi saklanan 128 milyar dolar uçup gitti.
Enflasyon yükselirken, laik ülkenin anayasası yok sayılarak “Naslara” göre faiz düşürüldü.
Bir daha belimizi düzeltemeyeceğimiz büyük yoksulluk bu sayede gerçekleşti.
Sonra ne oldu?
Sistemi bozup, tarumar edip, Kur Korumalı Mevduata geçildi. Gene anayasaya aykırı olarak fakirden alınıp zengine kaynak transferi gerçekleşti.
Bu yükün taşınması mümkün olmayınca bu kez uluslararası sistemin daha sıcak baktığı Mehmet Şimşek göreve çağrıldı.
Görev teslimi sırasında hiç unutulmayacak bir cümle kurdu Mehmet Şimşek: “Rasyonel bir zemine dönmek dışında bir seçenek kalmamıştır”.
Akılcı olmayan yöntemlerle hak edilmeyen kazançlar sağlama yönteminin hem ifşası hem belgesidir bu söz.
AKP’nin “düz kontak” zihniyetinin de tomografisi sayılabilir.
Ülkenin çok ağır bir ekonomik buhrana sürüklenmesi ve ağır fakirleşmesi bu yöntemlerle sağlandı.
Rasyonaliteye bir türlü dönemedik.
Şimdi aynı “düz kontak” anlayışını Meclis’teki “Terörsüz Türkiye” raporunda görüyoruz.
Parlamento çatısı altında devlet, kendi yasa ve anayasalarının uygulanmadığını kabul edip uygulanması için rapor yazıyor, tavsiyede bulunuyor.
Somutlaştıralım.
AYM kararlarını uygulamak Anayasa’nın 153. maddesi, AİHM Kararlarını uygulamak Anayasa’nın 90. maddesi gereğidir.
Anayasal suç işleyerek bunları uygulamayın, sonra da tavsiye olarak rapora yazın…
Örneğin Umut Hakkı, Anayasa’nın 90.maddesinin emridir… Aylarca umut hakkı, Öcalan üzerinden tartışıldı. Toplum hukuki açıklama yerine siyaseten kamplaşmaları izledi.
“Umut hakkı yok” dendi ama şimdi görüyoruz ki umut hakkına uygun yasal düzenleme geliyor. Niye bu kadar tartıştırdınız o zaman?
“Umut hakkı” bir infaz düzenlemesini gerekli kılar ve koşulları oluştuğunda şartlı tahliyenin önünü açar.
İnfaz yasasında yapılacak düzenleme sadece Öcalan’ı ya da sadece PKK’yı ilgilendiren bir düzenleme olmayacaktır.
Yasadaki düzenleme, kişiye, örgüte göre değil işlenen suçun adına göre yapılır zira.
Rapordan başka bir örnek:
“Hasta ve yaşlı hükümlüler için infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir”. Bizim yasamızda bu yönde zaten bir düzenleme var ama bu yasa ancak komisyonun tavsiyesi olunca uygulanacak.
Başka bir örnek:
“Şiddet içermeyen eylemlerin terör tanımı içinde yer almaması”.
Şiddet içermeyen eylemler elbette terör eylemi sayılmaz ama bizde bir “iltisak” lafı uyduruldu.
Yazı yazanı, tweet atanı, gazetecisi, akademisyeni, menajeri… Şiddet ile ilgisi bulunmayan, darbeyi bilmeyen, örgüt ile bağlantısı olmayan bütün bu insanlar “darbeye yardımdan, örgüt adına suç işlemekten” ceza aldı.
Raporda “doğumdan gelen haklar” olarak ifade edilen “temel hak ve özgürlükler” zaten anayasanın temelidir… Anayasada açıkça yazılı, "temel hak ve özgürlüklere dokunulmaz” deniyor.
Ama anayasa uygulanmadı.
Komisyon şimdi diyor ki “uygulanmaması söz konusu olamaz.”
Ama oldu…
AKP, anayasaları ve yasaları askıya aldı.
Tabii bunun sonu da ekonomi yönetimindeki gibi oldu.
Toplumsal olarak çökme ve çürümede bize çıkış kalmadı.
Şimdi acaba Komisyon Raporu “rasyonel zemine” uymak için bir çare mi olacak?
Yoksa hep yaşadığımız, gördüğümüz, alıştığımız ve bildiğimiz bir şekilde bayatlamış bir “algı operasyonu” mu? Seçim için hepimizi kandırma girişimi mi?
Mevcut yönetim zihniyeti “düz kontaktan” vaz geçer mi? Geçebilir mi?
Göreceğiz.
Rasyonel zemine dönülecekse buyursun gelsin…
Yok seçim için algı operasyonu ise bu bataklıktan kurtulamayız.
Türkiye’nin çok ciddi sorunları var çünkü… Öyle algı oyunlarıyla içinden çıkılması mümkün değil.
