Yapay zeka artık tahlilinize de bakmak istiyor

OpenAI, 7 Ocak’ta ChatGPT içinde ‘Health’ (Sağlık) adıyla ayrı bir alan açtı. Kağıt üzerinde basit bir sekme gibi görünüyor. Pratikteyse daha büyük bir iddia taşıyor: İnsanların zaten sohbet botuna sorduğu sağlık sorularını ‘daha kontrollü, daha kişisel’ bir yere taşımak.

Şirketin verdiği ölçek de bu hamlenin niye geldiğini anlatıyor: OpenAI’ye göre ChatGPT’ye her hafta yaklaşık 230 milyon sağlık ve wellness sorusu geliyor. Bu kadar büyük bir trafiği, “genel sohbet penceresi” içinde yönetmek zor. Sağlık konuşması dediğiniz şey; yanlış anlaşılmaya, paniklemeye ve gereksiz güven duygusuna çok müsait.

ChatGPT Health’in vaat ettiği temel işler gayet ‘gündelik’, test sonuçlarını anlamaya yardım, doktor randevusuna hazırlanmak için soru listesi, beslenme-egzersiz önerilerini toparlamak, hatta bazı ülkelerde sigorta seçeneklerini karşılaştırırken yol göstermek.

OpenAI’nin çizdiği kırmızı çizgi ise net: Bu bir teşhis ya da tedavi aracı değil. “Doktorun yerini almak” iddiasını özellikle dışarıda bırakıyor.

Health’i sıradan bir “sağlık sohbeti” olmaktan çıkaran kısım, kişisel veri bağlantıları. OpenAI, Apple Health ve MyFitnessPal gibi wellness uygulamalarını bağlayıp daha bağlamlı yanıtlar almayı öne çıkarıyor.
Tıbbi kayıt ise daha sınırlı; OpenAI’nin yardım dokümanına göre “Medical Records” özelliği lansmanda yalnızca ABD’de ve 18+ kullanıcılar için diye belirtildi. Bu ayrım önemli: “Sağlık sekmesi geldi” ile “tıbbi dosyamı bağlayabiliyorum” aynı şey değil. Türkiye’de bugün için gerçekçi senaryo, daha çok wellness verileri ve sohbet tarafı.

DAHA KORUNAKLI, AMA DOKUNULMAZ DEĞİL

OpenAI, Health konuşmalarının ayrı bir alanda tutulduğunu ve bu içeriklerin “temel modelleri eğitmek için kullanılmadığını” söylüyor. Yardım sayfasında bu vurgu açık: Health sohbetleri, dosyaları ve anıları model eğitimi için kullanılmıyor.

Ama işin bir de “kötü haber” kısmı var The Verge’ün dikkat çektiği gibi sistem uçtan uca şifreleme sunmuyor ve geçerli yasal taleplere (mahkeme kararı gibi) tabi olabiliyor. Yani veriniz “kimse dokunamaz” seviyesinde kilitli bir kasa değil. Daha iyi korunuyor olabilir, ama hukuk kapıyı çalarsa açılabilir bir dolap gibi düşünün.

Bu noktada OpenAI’nin bir başka net cümlesi devreye giriyor: Health, bir tüketici ürünü olarak konumlandığı için her pazarda klinik regülasyonlarla aynı rejimde değerlendirilmeyebilir.

TÜRKİYE’DE KULLANILIYOR MU?

Türkiye kapsam dışı değil. OpenAI’nin “ChatGPT Supported Countries” listesinde ‘Turkey’ yer alıyor. Ama bu, herkesin ekranında aynı anda görüneceği anlamına gelmiyor. OpenAI, Health’i bekleme listesi ve kademeli açılım modeliyle yayıyor. Yani Türkiye’den bakınca pratik tablo şu; bugün bazı hesaplarda “Health” sekmesi görünür, bazılarında görünmez. Bu bir ülke engeli değil; dağıtımın kontrollü yapılması.
Türkiye’de sağlık verisi, “özel nitelikli kişisel veri” kategorisinde ve daha sıkı korunuyor. KVKK’nın kendi anlatımı bunu açıkça koyuyor. Sağlık bilgisi, öğrenilmesi halinde ayrımcılık ya da mağduriyet doğurabilecek veriler arasında sayılıyor ve sınırlı haller dışında işlenmesi sıkı kurallara bağlı.

Bu yüzden “Health’e tahlil yükleyeyim mi?” sorusu teknolojik değil, aynı zamanda hukuki ve kişisel bir karar. En azından şu basit kontrolü yapmadan yüklemeyin: Ne yüklüyorum? Bu veri nerede saklanıyor? Sonradan silebiliyor muyum?

YARDIMCI BİR ARAÇ OLUR MU?

Bu ürün, iyi kullanılırsa “sağlık sisteminde kaybolan insan” için faydalı olabilir. Özellikle tahlil dili, randevu öncesi hazırlık, doktorun söylediğini derleyip toparlama gibi alanlarda.

Ama “doktor yerine koyma” refleksi devreye girerse risk büyüyebilir. Sağlıkta en tehlikeli yanlış, hızlı rahatlatan yanlış cevap ve yapay zeka bunu bazen çok iyi yapıyor.

En makul çizgi şu: Doktorun yerine değil, doktorun yanında doğru soruları sormak ve tahlilinizi anlamak için kullanın; karar vermek için değil.

MEĞER TEK EKSİĞİMİZ 'MATCHA'YMIŞ!

Aylardır farkındayım da mahallede altıncı ‘matcha’cı açılınca artık duramadım. Nedir bu matcha çılgınlığı? Ben pek çaycı değilim ama Türk kahvesi kırmızı çizgim.

Neyse hikayemiz matcha. Giriyorsunuz kafeye tezgahın arkasında bambu çırpıcı (chasen) görüyorsunuz, mönüde ‘ceremonial grade’ yazıyor, aman kimse eksik kalmasın ‘ceremonial grade’, matcha dünyasında ‘bunu latte’ye gömmek yerine sade iç’ demenin süslü yolu yani ‘bu matcha sade içilir; süt ve şekerle saklanacak kadar sert değil’ demenin pazarlamalı hali.

Matcha’nın bugünkü popülerliği tam olarak bu gerilimin üzerine kurulu. Bir yanda Zen’le, sadelikle, “anı”yla anılan bir ritüel. Diğer yanda sosyal medyada 15 saniyeye sıkıştırılmış yeşil köpük estetiği. Ve bu ikisi, tuhaf şekilde, aynı anda büyüyor.

BİR RİTÜELİN KISA ÖZETİ

Japon çay seremonisi (chanoyu / chadō), Zen Budizmiyle bağlantılı; misafir ağırlamayı, gündelik olanın içindeki güzelliği ve düzeni merkeze alan bir kurum. Britannica, seremoniyi “belirli bir sıraya göre yapılan estetik bir misafir ağırlama biçimi” olarak anlatıyor.

Bu dünyanın en etkili figürlerinden biri 16. yüzyılda yaşayan çay ustası Sen no Rikyū. Gösterişi reddeden, küçük mekanları ve sade kapları öne çıkaran yaklaşımıyla çay seremonisini bir ‘sanat’ seviyesine taşıdığı kabul ediliyor.

Matcha da işte bu dünyanın merkezinde; parlak yeşil rengi, gölgede yetiştirilmesi, taş değirmende öğütülmesi gibi özellikleri var… Matcha gölgede yetiştirilen bitkiden alınır, yapraklar işlenir ve taş değirmende öğütülür.

Bugünse aynı toz, Kyoto’daki tatami adasından çıkıp Türkiye’de ve tabi ki ağırlıklı olarak İstanbul’da karton bardağa giriyor. Kültürel kırılma dediğiniz şey bazen böyle, ‘zihin disiplini’ diye başlayan yolculuk, “vanilya şurubu ekleyelim mi?” sorusuna bağlanıyor.

PEKİ NEDEN BU KADAR TREND OLDU?

Matcha’nın yükselişi tek bir sebebe dayanmıyor. Bir trendin tutması için modern dünyanın sevdiği üç şey aynı anda gerekiyor: hız, hikaye, sağlık. Matcha, üçünü de veriyor.

Kahve, bazı insanlarda “jet motoru” etkisi yapıyor, hızlı uyarıp, hızlı düşürüyor. Matcha ise kendini daha ‘kontrollü’ diye satıyor. Bunun bilimsel zemini tamamen masal değil. Harvard Health, matcha’daki L-theanine aminoasidinin odak ve dikkatle ilişkilendirildiğini; ayrıca matcha ve yeşil çaydaki polifenol/kateşinlerin bazı kardiyometabolik göstergelerle bağlantılı olabileceğini yazıyor.

Bu, ‘süper gıda’ demek değil ama ‘kahve ya da çay yerine alternatif arayan’ kalabalık için yeterince çekici bir cümle enerji var, panik yok (En azından pazarlama böyle söylüyor.)

YEŞİL KÖPÜĞÜN FOTOGENİK GÜCÜ

Matcha, kamerayı seviyor. Rengi net, köpüğü tatlı, bardakta ‘temiz’ duruyor. TikTok-Instagram çağında bu ciddi avantaj. Financial Times, matcha’nın “wellness ve lüks” sembolüne dönüşmesinde sosyal medya ve influencer etkisini özellikle vurguluyor.
Kısacası: Matcha yalnız içecek değil, içerik.

Uzmanlar matcha/yeşil çay için temkinli bir çerçeve çiziyor; bazı potansiyel faydalar var, kesin hüküm yok. NCCIH (ABD’nin tamamlayıcı ve bütünleyici sağlık kurumu) yeşil çayın kolesterol ve LDL üzerinde küçük etkiler gösterebildiğini, bazı sonuçların ise tutarsız olduğunu söylüyor. “İçecek olarak yeşil çay” genelde güvenli kabul ediliyor, ama özellikle ekstrakt/tablet formlarında yan etki ve nadiren karaciğer hasarı bildirimleri var.

Bu ayrımı özellikle yazmak gerekiyor çünkü Türkiye’de de ‘matcha’ denince bir anda kapsül, toz, karışım, aromalı şekerli latte hepsi aynı sepete atılıyor, değil!

‘BULUNMAYAN ŞEY’ DAHA HAVALI OLUR

Trendler yalnızca talep artınca değil, arz yetişemeyince de büyüyor. Matcha’da şu an tam bu yaşanıyor. Reuters, Japonya’nın 2024’te yeşil çay ihracatının (matcha dahil) değer bazında yüzde 25 hacim bazında yüzde16 arttığını; buna karşın sıcak hava dalgalarının ve üretim koşullarının arzı zorladığını haber yapmıştı.

Bazı üreticilerin talep yüzünden satışları sınırladığını, 2024’te Japonya’nın turizm patlamasının matcha alışverişini de körüklediği biliniyor. İhracat artıyor ama tarım aynı hızla genişleyemiyor. Bu tablo, ‘matcha çağımızın yeşil altını’ fikrini besliyor.

TÜRKİYE’DE DE ÇILGINCA YAYILIYOR MU?

Çılgınca kelimesi bizim meslekte sevilse de bana göre zaman zaman gerçekliği yansıtmıyor ama şunu söylemek mümkün: Matcha Türkiye’de artık niş bir merak olmaktan çıktı, ana akıma giriyor.

Bunun en net göstergesi zincirler. Starbucks Türkiye, 2025 yazında matcha içecek ailesini 59 ilde 750’nin üzerinde mağazada sunduğunu duyurdu. Bu, bir ürünün “her yerde” olma eşiğini geçtiği anlamına geliyor.
İkinci gösterge, bağımsız mekânların çoğalması ve bu işin ‘adres’ haline gelmesi. Yeme-içme dergileri ve pek çok internet sitesi “İstanbul’un en iyi matcha durakları” gibi listeler yayınlıyor ve yeni açılan matcha noktalarından söz ediyor. Bu tür listeler, trendin kentin belirli semtlerinden çıkıp genişlediğini gösteren iyi bir kültür barometresi.

Türkiye’de matcha’nın tutmasının bir nedeni daha var; kahve kültürü zaten güçlüydü. Matcha, kahvenin yanına alternatif ritüel olarak yerleşti. Kahve içmeyen için sosyalleşme içeceği, kahve içen için arada mola.

FAYDA VAR MI, ABARTI VAR MI?

Bu bölümde net olalım: Matcha, mucize değil. Ama “hiçbir şey değil” de değil. Harvard Health, L-theanine ile dikkat/uyanıklık ilişkisinden söz ediyor. NCCIH, yeşil çayın kolesterol/LDL üzerinde küçük etkileri olabileceğini, kanser gibi başlıklarda ise sonuçların tutarsız olduğunu söylüyor.

Bir de kafein gerçeği var. Matcha çay diye romantize ediliyor ama kafein içeriği değişken. Günün sonunda bu bir uyarıcı. FDA ve Mayo Clinic, sağlıklı yetişkinler için günlük kafein üst sınırını kabaca 400 mg olarak veriyor. Dolayısıyla “iki matcha, bir kahve, bir enerji içeceği” kombinasyonu sizde iyi bir hayat düzeni değil, iyi bir çarpıntı düzeni yaratabilir.

MATCHA’YI SEVİYORSANIZ SEVİN AMA KENDİNİZİ KANDIRMADAN SEVİN

Matcha’yı içmek istiyorsanız afiyet olsun. Yine de bilin ki “sağlıklıyım” hissi için matcha içip üstüne şurup ve tatlı ekliyorsanız, asıl içtiğiniz şey matcha değil, şekerli bir tatlı içecek oluyor. Kafein hassasiyetiniz varsa (uykusuzluk, anksiyete, çarpıntı), çay diye hafife almayın.

Bugün matcha, Zen’in disiplinini birebir taşımıyor. Zaten taşımak zorunda da değil. Ama şunu yapıyor. Modern hayatın hızına “ritüel” satıyor. Yeşil renkli, köpüklü, fotogenik bir ritüel.
İnsanlar bazen çay içmiyor. Bir duyguyu içiyor: kontrol, sakinlik, “ben kendime bakıyorum” hissi. Matcha da bu hissin en parlak yeşil versiyonu.

Benim için bu duygu bol köpüklü bir Türk kahvesiyle yaşanıyor.


YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.