Şenol Güneş’in büyük katkısı

Beşiktaş yazmaya bir yılı aşkın süre ara verip hızlı maç trafiğinde dönünce bazı şeyler eksik kaldı. Özellikle de Şenol Güneş için söylemek istediklerim. Milli maç arasından yararlanıp bir Şenol Güneş güzellemesi yapmak niyetindeyim bu yazıda. Şenol Güneş’le imzalar atıldığı gün, yönetimin çok doğru bir iş yaptığından emindim. Güvenim boşa çıkmadı. Şenol Hoca Beşiktaş’ı istediğimiz çizgiye taşıdı.

Geçen sezon Bursaspor’un maçlarını kaçırmamaya özen gösteriyordum. Çünkü Şenol Hoca hücumcu çizgisini daha da yükseğe taşımıştı. Şenol Güneş’i kariyerinin başından beri özenle takip ederim, bugüne kadar hak ettiği övgüleri yeterince aldığı kanaatinde de değilim. Gelgelelim, geçen sezon sergilediği cesur anlayış beni çok heyecanlandırmıştı. Bu cesur anlayışı Beşiktaş’ta sürdürmesinden büyük mutluluk duyuyorum.

Yazılarımı eskiden beri izleyenler bilirler ki bendeniz tam bir hücum futbolu fanatiğiyim. Beşiktaş yazmaya Schuster’li sezonda başladım. Schuster’le yatıp Schuster’le kalktım. Schuster’i savunmak için yazmadığım şey kalmadı. İşi Schusterizm’e bile döktüm. Bir tür hücum futbolu doktrini olarak. Karar’daki ilk yazımı eskiden olduğu gibi Çarşı’nın sitesi Forza’da da paylaştım. Sıkı Beşiktaş taraftarlarından biri olan Tekin Karcık kardeşim de hınzırlık edip yazının altına şöyle yazmış: “Schusterizm akımının öncülerinden Hakan Arslan ağabeyimiz, hoş geldiniz. Bir Schuster yazısı yazın da geçmişe dönelim biraz.” Evet Tekin, yazı için orada söz vermiştim, işte yazı.

Şenol Güneş Beşiktaş’ın başına geldiğinden beri kullandığım bir tanım var: Akılcı Schuster. Beşiktaş tıpkı şimdiki gibi, Schuster zamanında da seyir zevki yüksek bir futbol oynadı. Ama hem kadronun yetersizlikleri, hem Schuster’in istenen savunma kurgusunu bir türlü oluşturamaması, hem de Nobre’yi forvet arkası oynatmak gibi dönem dönem baş gösteren çılgınlıkları nedeniyle, hücum futbolunun meyvelerini skora yansıtamadı.

FUTBOLCU SARRAFI

Şenol Güneş’in hücum futboluna kattığı akılcı tonun etkilerini ise bugün görüyoruz. Schuster gittiğinden beri, Beşiktaş’ın kadro yapısı kontrollü futbola değil, hücum futboluna uygun diye yırtınıp duruyordum. Biliç’le umutlanmış, sonra düş kırıklığına uğramıştım. Şenol Hoca Oğuzhan-Atiba-Sosa üçlüsünü yeğleyerek, bu sayede orta üçlünün seri bir pas trafiği üretmesini sağlayarak ve ileri üçlüyle orta üçlü arasındaki mesafeyi olabildiğince daraltarak çok iyi işleyen ofansif bir savaş makinesi oluşturdu.

Şenol Güneş de her teknik adam gibi zaman zaman taktik hatalar yapabiliyor. Bu normaldir, eleştirilmesi de doğaldır. Ama asıl olan sezon performansıdır. Daha da önemlisi, Şenol Hoca’nın Beşiktaş’a yerleştirdiği oyun anlayışıdır. Sezon sonu sonuç ne olursa olsun, bu oyun anlayışının kalıcı hale gelmesi için Şenol Güneş’in arkasında durmalı ve Milne dönemine benzer bir istikrar tablosu yakalamalıyız artık.

Bir büyük özelliği daha var Şenol Güneş’in. Performansını artırma ve yeteneklerini zenginleştirme potansiyeli olan oyuncular için biçilmiş kaftandır Şenol Güneş. Büyük bir şanstır. Dolayısıyla, bu sezon Oğuzhan’dan İsmail’e, Quaresma’dan Gökhan Töre’ye, Sosa’dan Cenk Tosun’a kadar pek çok isimde gözlemlediğimiz değişim hiç de tesadüfi değil. Şenol Güneş’in hem takım oyunu olarak hem de bireysel düzlemde başlattığı yükselişin kıymetini bilmek gerekiyor.

Şenol Güneş’e buradan selam olsun. Yukarıda sadece Tekin kardeşimin adını andım, ama Forza’da dostum ve kardeşim daha pek çok Karakartal var. Onlara da ayrı ayrı selam ediyor ve şampiyonluk yakındır diyorum.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
1 Yorum