Acaba!

Komplo teorilerinden çok hoşlandığımı söyleyemem. Lakin bazı gelişmelerin açıklanmasında da somut delillere ulaşmak çok uzun zaman alabiliyor. Ve o uzun zaman diliminde iş işten geçiyor.

Hatırlarım...Daha lise yeni bitmişti; hatta İstanbul'a iktisat fakültesinde okumaya geldiğim ilk yıllarda da devam etti: Medyada "Özal gitsin, bakın her şey ne güzel olacak" haberleri her gün ama her gün yer alıyordu. Medya adeta tek isme odaklanmıştı: Turgut Özal...

Sanırsınız Özal gidince Türkiye kurtulacaktı.

Bu mantığın baş temsilcisi maalesef bugün de sahnede. Aynı kişi-kişiler ve medya şunu da söylüyor: "Meğer Özal'ı anlamamışız"

Ve Özal, 93 ölümleri, Sivas, Başbağlar katliamları eşliğinde gitti. Tıpkı terör gibi Özal'ın ölümü de şüpheliydi ama medya başarmıştı.

Oysa Özal Cumhurbaşkanlığı'na çıkışla hata yaptığını düşünmeye başlamıştı. Orta Asya ile büyük köprüler kurmaya çalışırken içerden sürekli darbe yiyordu. Özal, ANAP içinde de bir değişim düşünüyordu. Ama o değişim de gerçekleşmedi. Şüpheli ölümler hepsini bitirdi.

Terör ve medya Özal'ın büyük Türkiye rüyasını bitirmişti.

Özal gitti Türkiye bitti

Büyük Türkiye yerine, 10 yılda üç büyük krizle yerinde sayan bir Türkiye gelmişti. Dışa açık Türkiye gitmiş ve yerine içe kapanmış bir Türkiye gelmişti.

Her yıl bütçesinin yarısını yol-su elektrik yatırımlarına harcayan kalkınan Türkiye gitmiş, yerine vergileri faize harcayan bitmiş bir Türkiye gelmişti.

Ertuğrul Özkök yıllar sonra bu yanlışını itiraf etmişti ama iş işten çoktan geçmişti. İstenen başarılmış ve büyüyen Türkiye'yi kaybetmiştik.

****

Gelelim bugüne;

veya biraz daha geçmişten bahsedelim.

Yıl 1980... Yer İtalya'nın Bologna kenti: Metro istasyonunda patlama sonucu 87 kişi olay yerinde ölüyor. İtalya olayı tam 10 yıl sonra aydınlatabiliyor.

Yıl 2004... Yer İspanya'nın başkenti Madrid: Metro istasyonunda patlama sonucu ilk anda 191 kişi ölüyor. İspanya'da seçimlere az bir süre kala yaşanan bu bombalama olayı siyaseti yeniden dizayn ediyor. İktidar değişiyor.

Tekrar bugüne gelmek istiyorum.

Tarih 04 Eylül 2015: Rus enerji şirketi Gazprom ile AB ortakları (aslında Almanya) arasında varılan anlaşma uyarınca "Kuzey Akım"da kapasite iki katına çıkartılma kararı alınıyor.

Bu anlaşma ile kuzeyde Almanya ile Rusya arasında yapılacak bu ek boru hattının güneyde Türkiye ile Rusya arasında yapılacak yeni boru hattının (Türk Akım) önemini azaltıyor.

Çok beklemeye gerek kalmadan 11 Eylül 2015'te ilk işaret geldi: Almanya ile Rusya arasında varılan 55 milyar metreküplük doğalgaz boru hattı (Kuzey Akım) sonrası "Türk Akımı" akmadan dondu. Aslında 07 Eylül günü Gazprom'dan "Türkiye'nin Türk Akım Projesi" inşasından vazgeçtiği haberi gelmiş ama hemen yalanlanmıştı.

Ama, 11 Eylül günü Rus Enerji Bakanı Alexander Novak seçimler nedeniyle Türkiye'nin Türk Akım görüşmelerini durdurduğunu açıkladı. Türk tarafından yalanlama gelmesine rağmen sonradan Rus tarafı Türk Akım projesinin yarı yarıya düşürüldüğünü açıkladı. Ve gerekçe olarak "Kuzey Akım'dan 55 milyar metreküp gaz satılacak; Türk Akım'dan 63 milyar metreküpe gerek yok, 32 milyar metreküp yeterli" denildi.

İşin özeti Rusya ile Almanya anlaşmışlar ve Putin enerjide çok önemli fiyat indirimleri isteyen Türkiye'ye gözdağı veriyordu.

Türkiye, benzer fiyat indirimini İran'dan da istemiş ve hem Rusya'yı hem de İran'ı Uluslararası Mahkeme'ye (Tahkim) vermişti.

Türkiye enerji hattında sadece Rusya ve İran ile ilişkilerini sürdürmüyor.

Asıl büyük proje Kuzey Irak ile....Yani Kürt yönetimi Barzani ile

17-25 Aralık operasyonlarında ortaya çıkan bir çok sonuç aslında Türkiye'nin bu enerji projelerini kapsadığını gösteriyordu. Bilmem taa neredeki hoca bile bilmem dünyanın taa neresindeki rafineri işini takip edebiliyordu. En fazla dinlenen bakanlığın Enerji Bakanlığı olması da bir tesadüf olamazdı...

Evet, Irak Kürt yönetimi ile Türkiye'nin çok ucuz enerji anlaşmaları bulunuyor. Kısmen kamuoyuna yansıdı ama gerçekleri tam bilmiyoruz.

Bildiğimiz kadarı ile açıklayalım: Irak ve özellikle Kuzey Irak bölgesinde 100 doların altında maliyetle çok fazla doğalgaz var ve bu gazın en yakın pazarı Türkiye. (Biz Ruslardan 410 dolara, İranlılardan ise 490 dolara gaz alıyoruz ve her iki ülkeyi tahkime vermiş durumdayız)

Kürt Bölgesi petrol ve gaz anlaşmalarının bir yönü ucuz enerji olduğu gibi asıl önemli yönü ortaya çıkan faydanın bölgenin kalkınmasında kullanılacak olması. Hem Erbil hem de Diyarbakır yeni refah merkezi olacak. Bu anlaşma çok önemli; çünkü refahın paylaşılması ile bölgede zenginlik artacak ve terörün kaynakları kurutulacaktı.

Şimdi gelişmelere bakalım:

Ruslar-Almanlarla anlaşıyor. Ardından İran Türkiye'ye rest çekiyor ve gazı Türkiye'den boru hattı ile değil LNG ile satacağız diyorlar.

Ardından ise İran'da görülen bir dava başlıyor: Babec Zencani davası. Tıpkı bir dönem Almanların gördüğü Deniz Feneri davası gibi. Ve bu sefer de yine aynı merkez bu davayı pür dikkat izliyor. Davayı izlemeye özel muhabirlerini gönderiyor.

Kim mi?

Tabii ki Doğan Medya

Ve iş bununla bitmiyor.

Türkiye-Irak-Barzani enerji projeleri hayata geçmeye yaklaştıkça (2019-2020) olaylar artıyor. PKK hem Türkiye'de eylemlere başlıyor hem de Kuzey Irak'ta. Kuzey Irak Kürt yönetimine karşı aynı günlerde PKK destekli eylemler her geçen gün artıyor.

Ve Ankara'da tarihin en büyük terör bombası patlıyor. Bizim canımız 97 kişi hayatını kaybediyor.

Biz içerde terör ile uğraşırken aslında bölgede başka dengeler mi değişiyor? Aklıma 1993 Sivas ve Başbağlar geliyor hemen.

Acaba diyorum.

Biz içerde birbirimizi boğmaya çalışırken dışarıda tarihi fırsatları mı kaçırıyoruz. Tıpkı 1993 ve sonrası gibi...

YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
2 Yorum