Asgari ücretten alınan vergi ve Audi vergisi

Son günlerde tartışılan asgari ücrette vergi dilimi sorunu benim özel ilgimi çekiyor. Neden mi... yazının ilerleyen bölümünde açıklayacağım. Şimdi devam edelim.

Sorun şu: Asgari ücret 1.300 liraya yükseltildi. Ama Ağustos ayından sonra vergi dilimleri nedeniyle artacak olan vergi nedeniyle ücretler düşecek mi?

2016 yılında gelir vergisi dilimleri şu şekilde:

12.600 TL'ye kadar %15

12.600-30.00 lira arası %20

30.000-69.000 lira arası %27

69.000+ üstü %35

Şimdi gelelim asgari ücrete

Vergiye tabii asgari ücret: 1.647 TL

İşverene maliyeti: 1.935 TL

SGK kesintileri 485,87 TL

Vergi:230,58 TL

İşsizlik fonu: 49,41 TL

Aslında burada yok ama bu maliyete bir de kıdem tazminatı kesintisini de eklediğimizde asgari ücret maliyeti 2 bin 72 liraya çıkıyor.

Ağustos ayında 12.600 liralık %15 vergi dilimi aşılacağından artık asgari ücretten %15 yerine artık %20 vergi kesilecek. Maliye Bakanı Naci Ağbal vergi diliminin değişmeyeceğini açıkladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu ise sorunun çözüleceğini belirtti.

Şimdi gelelim asıl meseleye.

Son günlerde sosyal medyada çok yer verilen Düzce Belediye Başkanı Mehmet Keleş'in konuşmasına kulak verelim.

Başkan çok sayıda ilçe belediye başkanının bindiği lüks araçları sayıyor ve kendilerinin Audi'yi kiralamadığını, satın alarak vergisini düştüklerini söylüyor.

İşte kilit nokta burası. Satın al ve vergisini düş. 700 bin liralık ithal aracın vergisini düşebiliyorsunuz ama bu ülkede vergi dilimi aralığı sadece 12 bin 600 TL.

Mali disiplin aslında yok

Türkiye'de ekonomi yönetimi olarak kulağımıza fısıldanan en önemli cümlelerden biri "mali disiplindir".

Eskiden devletin bütçesi dalan edilirken, artık devletin bütçesi açık vermiyor; hatta AB ülkelerinden bile daha sağlam bütçemiz var.

Gelin genel yönetim bütçesine bakalım:

2011 yılında

Vergi: 261 milyar TL

SGK: 105 milyar TL

Diğer gelirler: 84 milyar TL

2012 yılında

Vergi: 286 milyar TL

SGK: 125 milyar TL

Diğer: 94 milyar TL

2011-2012 fiyat artışı %6,16

2011-2012 devletin gelir artışı %12,2

2013 yılında

Vergi: 335 milyar TL

SGK: 147 milyar TL

Diğer: 110 milyar TL

2012-2013 fiyat artışı %7,40

2012-2013 devletin gelir artışı %17,2

2014 yılında

Vergi: 362 milyar TL

SGK: 168 milyar TL

Diğer: 122 milyar TL

2013-2014 fiyat artışı %8,17

2013-2014 devletin gelir artışı %10,1

2015 yılı bütçe verileri henüz tamamlanmadı. İlk 9 ay itibari ile gelen verilere göre genel bütçe gelirleri yüzde 13,98 oranında arttı. Oysa 2015 yılında Türkiye'de fiyat artışı yüzde 8,17 oldu.

Yani demek istediğim şu: Türkiye'de mali disiplin bir gider kısarak, kamuda tasarruf yapılarak olmuyor. Tersine kamu daha fazla kaynağı vergilendirerek, vergi dilimlerini daha fazla vergi alacak şekilde ayarlayarak sağlıyor.

İşin bir başka boyutu da vergisel sistemde ithal ve lüks tüketim matrahtan düşürülebilirken istihdam vergileri maalesef yüksek düzeyde kalabiliyor.

Ekonomide kamunun verimsiz olduğunu (eğitim, güvenlik gibi asgari kamu hizmetleri hariç) düşündüğümüzde ve özel sektörün verimli olduğunu kabul ettiğimizde olay bir başka boyuta dönüyor. Bir taraftan özelleştirme yolu ile kamu malları özel sektöre satılırken, diğer yandan özel sektöre üretime yönelik vergiler artırılınca sistem zorlanabiliyor.

Üretim sistemi yüksek vergilerle zorlandığında ve tüketim kanalları verginden indirildiğinde karşımıza cari açık gibi bir sorun çıkıyor.

Oysa Türkiye fabrika üretiminden fikir üretimine (bilgi ekonomisine) çoktan geçmesi gereken bir ülke. Aksi halde 20-30 yıl sonra yaşlı ve fakir bir ülke olarak bütün şansımızı kaybetmiş olabiliriz.

YORUMLAR (7)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
7 Yorum