Bilginin değeri ve KPSS hayali

2023 hedefleri dendiğinde benim aklımda en fazla 500 milyar dolarlık ihracat hedefi kalmış. Oysa 2023’de Türkiye’nin 2 trilyon dolar milli gelir, kişi başına 25 bin dolar ile beraber Dünya’nın ilk 10 ekonomisi arasında yer alacağı planlanmıştı.

2012 yılında hedefler açıklandığında Türkiye’nin GSYH’sı 786 milyar dolardı. Aradan 3 yıl geçti ve GSYH’mız 720 milyar dolara geriledi. Durun hemen burada “kur arttığından bu oldu” demeyin. Bakın 2002-2014 arası konuşmalara, bütün sözler GSYH’nın dolar bazında artışı ile övünülen cümlelerdi. Elbette ben de reel büyüme üzerinden ekonomiye bakıyorum; yoksa kur artmış, azalmış inanın çok umrumda değil. Ama kur düşerken dolar bazlı ekonomi ile övünüp, mucizeyi sahiplenmek ve sonrasında dolar artınca “bu olmadı, şimdi satın alma gücüne göre bakalım” diyemem.

Evet, büyük Türkiye hayali hepimizin hayali olmalı. Bu yolda bireyinden kurumuna herkesin görevleri var. Biliyorsunuz, Türkiyemiz bir “Orta Yaş Fırsat” ülkesidir. 2030 yılında gençliği kaybetmeye başlayacağız; 2050 yılında da yaşlı bir ülke olacağız. Şuracıkta aşağı yukarı en fazla 30 yılımız kaldı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TIM) 4-5 Mayıs tarihleri arasından Ankara’ya İnovasyon Haftasını taşıyacak. Yazının başında dedim ya 2023 hedefi dendiğinde benim aklımda 500 milyar dolar hedefi kalmış. Yani 2023 hedefini galiba en fazla TIM sahiplendi.

TIM’in inovasyon haftası dendiğinde de aklıma ilk olarak 2014 yılında İzmir’de Prof. Dr. Davut Kavranoğlu’nun konuşması geliyor. Kavranoğlu konuşmasında, Türkiye’nin sorununun para olmadığını belirtip “sorunumuz sistemdir” diyordu. “Daha çok domates, limon, hıyar satarak 2023 hedeflerine varılamayacağını” ifade ederken, YÖK’ün derhal kaldırılıp liseden sonra gidilen bir mektep olmaması gerektiğini açıklıyordu.

Şimdi sizlere Kalkınma Bakanlığı sitesinden bazı veriler ile bulunduğumuz durumu izah etmeye çalışacağım.

1 öğretmene düşen öğrenci sayısı:

İlköğretim

1999-2000: 31 öğrenci

2013-2014: 19 öğrenci

Genel Lise

1999-2000: 20 öğrenci

2013-2014: 15 öğrenci

2000 yılında 10.029 bin ilköğretim, 2.316 bin ortaöğretim, 1.400 bin G.Lise ve 916 bin Meslek liseli ile beraber 14 milyon 661 bin öğrenci mevcudumuz vardı. 2014 yılında ise öğrenci sayımız 21 milyon 418 bine yükselmiş oldu. Aynı tarihlerde ise öğretmen sayısı 612 binden 1 milyon 97 bine yükselmiş.

Yine 2000 yılında 1 milyon 3 bin olan üniversitelerdeki öğrenci sayısı 2014 yılında 2 milyon 895 bine yükselmiş oldu. Üniversitelerdeki öğretim elemanı sayısı ise, 64 binden 145 bine çıkmış.

Anlayacağınız rakamsal olarak eğitimde sorunlarımızı halletmiş gibi görünüyoruz. Bolca okul binası yapmış ve o okullara bolca öğretmen-eğitmen almışız. Hani diyor ya Kavranoğlu “sorun sayıda değil, içerikte- sistemde” ama biz sayısal sorunları çözmüşüz.

Gelin şimdi bir başka rakama bakalım:

2000 yılında kamu işçisi ücretinin yüzde 41,10’u eline geçmiyordu; yani devlete falan gidiyordu. Özel sektörde çalışanların da ücretinin yüzde 43,88’i eline geçmeden devlete gitmişti. Memurun ise maaşının sadece yüzde 28,84’ü devlete gidiyordu.

2013 yılına geldiğimizde ise ele geçmeyen ücret oranları şöyle oldu:

Kamu işçisi %46,24

Özel işçi %46,14

Memur %23,99

Yani anlayacağınız aradan geçen 13 yılda işçinin vergi yükü artarken memurun vergi yükü hafiflemiş. Yine net ücret olarak baktığımızda 2000 yılında 100 lira maaş alan kamu işçisinin 2013 yılında maaşı 3,91 kat artarak 491 liraya yükselmiş oldu. Özel sektör işçisinin maaşı ise 100 liradan 537 liraya yükselirken, Devlet memurunun maaşı 937 liraya yükseldi.

Burada değinmeye çalıştığım konunun özü iki eksenli. 1-Devlet kendi çalışanlarından (memur) artık daha az vergi alırken, özel sektör ve işçi statüsünde çalışanlardan daha çok vergi alıyor. 2- Devlette çalışmak kesinlikle daha çok kazandırıyor.

Yani büyüyen Türkiye’de yeni neslin tek hayali artık KPSS sınavları ile kapağı devlete atmak oldu. Bilgiye giden yolumuzun ucunda görülen ışık maalesef KPSS’den başkası değil. Oysa biz sistem değiştirecektik ve geleceğe adım atacaktık.

YORUMLAR (4)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
4 Yorum