Bütçe mucizesi!

Kendimize çeki düzen vermek, derme çatma sorunlar yerine, gerçek sorunları tespit etmek ve çözüm yollarını uygulamak için, illa kriz mi yaşamamız gerekiyor.

Evet, bugün kamuoyunda sorun dile getirmek ve gerçek sorunları anlatmak oldukça zorlaştı. Hatta kamuoyuna bakıldığında her tarafın güllük gülistanlık olduğunu da sanırsınız. Bu durum ise bir Hükümet açısından belki de en tehlikeli ve yıkıcı tablodur.

Bugün ele avuca gelmeyen, sorunları daha da derinleştirecek bazı uygulamaları reform olarak sunabiliyoruz. Alkış alıyoruz ama gerçekler farklı gelişiyor.

Bakınız, Ankara öyle obez hale geldi ki...Şiştikçe şişiyor.

Sürekli devlet büyüyor.

Sürekli devlet para alıyor.

Ve aynı devlet ulufe bütçesi halinde, parayı çar-çur ediyor.

O devlet ki, “kalkınmamızın motoru özel sektör” diyor, ama sürekli özel sektörü sömürüyor.

O devlet ki, “sürekli teşvik paketi açıklıyor” ama, sürekli özel sektöre en büyük rakip olarak faaliyet gösteriyor.

Bir sanayici ile görüştüğümde aynen şu cümleyi kullandı: “Yeter artık, teşvik-teşvik-teşvik; bizi bürokratlara esir ettiler. Biz teşvik istemiyoruz; en büyük rakibimiz zaten devlet. Devlet üretimden çekilsin artık, bir de bizim üretim maliyetlerimizi azaltsın yeter”.

***

Adam obez... her gün daha çok yemeye alışmış. Sürekli masraf, sürekli gider. Çalışarak para yetişmiyor.

Bu kadar yemenin ve harcamanın sonu kesin kalp krizi. Bu apaçık belli. Mesele şu ki; obez adam da halinden çok memnun. Hiç diyet yapmaya yanaşmıyor. Diyet için illa kalp krizi geçirmek zorunda. Oysa kendisi de biliyor ki kalp krizi geçirmeden önce diyet yapsa kurtulacak. Oysa kalp krizinden sonra iki katı daha ağır diyet yapmak zorunda kalacak.

Biliyor bunları o adam... ama alıştı obezliğe.

***

Şimdi size 2013 OVP’den bazı rakamlar vereceğim.

3 yılda ortalama yıllık yüzde 5,0 büyüme ile 2015 yılında GSYH’nın 1 trilyon 933 milyar lira olması hesaplanıyordu. Bu ekonomik büyüklüğe göre de devletin 379 milyar lirası vergi olmak üzere 436,8 milyar lira merkezi yönetim bütçesine gelir alması düşünüldü.

Peki, ne oldu?

Büyüme oranı 4,0-5,0-5,0 olmadı. 2013’de %4,2, 2014’de %3,0 ve 2015’de %4,0’de kaldı. Yani ülke OVP’de hesaplandığı kadar büyümedi. Ama ne oldu?

2015 yılında 413,7 milyar lira olarak öngörülen faiz dışı harcama 453,0 milyar lira olarak gerçekleşti. Yani daha 3 yıl önce devlet planladığından tam 39,3 milyar lira daha fazla harcadı.

Peki devlet çok harcadı da bütçe mi açık verdi? Hayır..

Devlet, 3 yıl önce planladığı ekonomik büyümenin gerisinde kalmış, ama planladığı harcamanın yüzde 10 daha fazlasını harcamış. Ve gitmiş bu fazla harcamanın da karşılığında özel sektörün boğazına sarılmış ve ek harcamasından daha fazla para toplamış.

3 yıl önce 2015 yılında 436,8 milyar lira ‘Merkezi Yönetim Bütçesine’ gelir toplayacağını ilan eden devlet, 2015 yılında tam 483 milyar 386 milyon lira para toplamış. Yani söylediğinden tam 47 milyar lira daha fazla para toplamış.

Şimdi obezliği anlatabildim mi?

Ankara’nın sürekli harcama isteği ve bunun karşısında sürekli özel sektörün boğazına sarılarak daha fazla para toplama isteğini.

***

İyi de Ankara sadece 1 yılda planladığından tam 47 milyar lira daha fazla para topladı da bu parayı yatırımlara mı harcadı? Maalesef o da değil.

Bakınız bugün yol-su işleri, hani devletin asli yatırım işleriydi. Hani bu yatırımlarla özel sektörün maliyetleri azalacak ve kolaylık gelecekti. Ama ne oldu? Ankara diyor ki “bütçeye yük olmadan yatırım yapıyoruz; dünyanın en büyük havalimanını, köprülerini, yollarını yapıyoruz; ama devlete yük olmadan”

İyi de o yollar, köprüler Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılıp bittiğinde ortaya çıkan ek fiyatlar da bir çeşit yeni vergi gibi. Maliyetler o kadar yükseldi ki, vatandaş bir çeşit yol-köprü vergisi ödenmeye başladı.

Yani Ankara parayı fazlasıyla topluyor, ama para yetersiz diye kamu yatırımlarını yeni vergi oluşturacak şekilde YİD modeliyle özel sektöre yaptırıyor.

Ve biz buna “mali disiplin” diyoruz.

Biz buna “özel sektörle büyüme modeli” diyoruz.

Biz buna “özelleştirme ile küçülen devlet modeli” diyoruz.

Ama gerçekler hep tam tersini söylüyor.

Sözlerle-gerçeklerin uyuşması dileğiyle...

YORUMLAR (3)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
3 Yorum