Evlatlarımızın karanlık geleceği

Ankara çok şişman. Çünkü çok para topluyor ve çok harcıyor.

GSYH hesabını kâğıt üzerinde artırdığımızdan vergi oranı o derece yükselmedi gözüküyor.

Ankara’nın zayıflaması gerekiyor.

Bu birinci şart.

Çünkü Ankara topladığı parayı hoyratça harcıyor. Yetim malı gibi bakmıyor o paraya. Hatta yöneticilerin itibarını Milletin vergilerinden sağlıyor.

Bu itibar havası en üstten en alta kadar sirayet ediyor. Kamunun makam odalarına, makam araçlarına bakıldığında, yönetim artık Milletle bağı koparmış durumda.

Oysa Millet aç.

“Öğretmenim annemin interneti bitiyor, o yüzden derse giremeyeceğim” diyen evladımızın durumu ile bir düşünelim.

Ankara sadece bugün topladığı gelirleri harcamıyor. Evlatlarımızın geleceğini de harcıyor.

Bol kepçeden Hazine Garantili işler yapıyor. 3 liralık işlere 30 lira Hazine garantisi verilebiliyor. Hiçbir işin garantisi ve detayları hakkında ise Millete bilgi verilmiyor.

Örneğin Zafer Havalimanı için verilen garantinin sadece yüzde 99’u dolmamış. Nazikçe yüzde 1’i dolmuş diyelim. Gerisi Hazine kasasından ödeniyor.

Sadece ilk 3 yıl, o da azalan bakiye ile Hazine Garantisi dolar denilen köprüler, otoyollar 5 yıl oldu hala sürekli açık veriyor. Hem de artarak.

Bir köprüye sadece bir yılda Hazine garantisi olarak 3 milyar lira ödenebiliyor. Eğer devlet ihalesi ile yapılsaydı zaten şu ana kadar ödenen Hazine garantisi ile bu köprü ve yolları bedava kullanabilirdik.

İstanbul’da eskiden yapılan köprülerin ve eski otoyolların fiyatları da çok artırıldı. Çünkü Karayolları Genel Müdürlüğü üzerinden Hazine garantili köprü ve yol paraları ödeniyor.

2015 yılında 3,40 liraya geçilen eski köprüler bile bugün 10,75 lira oldu.

Zamma gerekçe gösterilen bakım onarım gideri 1/10 oranında. Yani 2,5 milyar para toplanıyor ama 250 milyon lira bakım onarım gideri var. Bunu açıkladığımızda da verileri yayından kaldırdılar zaten.

HHH

Bugün ekonomi çok kötü.

Hatta kötüden de öte durumda.

Mesele pandemi etkisi değil; harici durumdan kötüyüz.

Devlet yönetimi deneme-yanılma ile idare ediliyor. Bugün alınan kararın tam tersine yarın karar alınabiliyor.

Ruh haline göre politikalar oluşuyor.

Dün vermiştim rakamı: Sadece faiz-enflasyon teorisine 2 trilyon maliyet çıktı.

Hangi ülke dayanabilir buna.

Hangi Millet bu yükün altından çıkabilir.

Ama asıl mesele bugün değil.

Asıl mesela yarın

Yani bizler belki emekli maaşımızı kaybedeceğiz. Ama evlatlarımız geleceklerini kaybediyor.

Onları karanlık bir gelecek bekliyor.

Eğitim sistemi zaten diplomalı ama mesleksiz bir nesil yetiştiriyor. Çalışmayı ve üretmeyi unutan bir ülke olduk.

Bugünümüzü tükettik ama asıl yarınımızı da tüketiyoruz.

Oysa yarın bizler yaşlanmış olacağız. Gelen genç nüfus çok az.

Krizden dolayı ayrıca demografik yapımız da çöktü: Evlilikler azaldı, boşanmalar arttı. Kimse çocuk bile yapmıyor.

Karanlık bir geleceği olan ülkede çocuk yapmak zaten en büyük cesaret.

HHH

Dün dolar kuru 7,80’i, euro ise 9,10’u geçti...

Ülke sudan ucuz oldu ama kendi Milletine değil, yabancılara.

Asgari ücret dahi artık 300 doların altında.

Bu ücrete dünyada çalışan kaldı mı?

Dünya artık 2000’lerdeki dünya değil. O zaman 2500-3000 dolar olan gelirler bütün ülkelerde 10 bin dolar seviyelerine çıktı.

Biz ileri değil, geri gidiyoruz.

Bakalım bu karanlık gelecek için evlatlarımıza bir umut verebilecek miyiz?

Kendimizi sildik zaten. En azından evlatlarımızın gözüne bakabilmek için uyarmaya devam edeceğiz.

Bu Vatan bize onların emaneti.

Şimdiden özür dileyerek bitirelim.

YORUMLAR (60)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
60 Yorum