Moody’s ne diyecek!

Genellikle olumsuz gelişmeleri aktarmak zorunda kaldığımdan dolayı hemen yargılamayın. Amacım felaket tellalı olmak değil. Çünkü sorunları ve çözümleri ortaya koymakta ciddi sıkıntımız var.

Benzer süreci şahsen FETÖ olayında yaşadım. Yıllarca her gördüğüme bu yapının-örgütün tehlikesini anlatarak yanımdakilerin kafasını şişirdim durdum. Olmadı; yeterince ikna edemedim ki büyük tehlikeler yaşadık.

Şimdilerde benzer bir durumu ekonomide yaşıyorum. Ciddi riskler barındıran bir yapıda ilerlediğimizi düşünüyorum. Ve çok acil alınması gereken önlemler varken maalesef yeterli hızda olamıyoruz.

Bugün yeniden tekrar edeceğim. Türkiye “Orta Gelir Tuzağında” bir ülke değildir; Türkiye “Orta Yaş Fırsat” ülkesidir. Çözümlerimiz de bu modele göre yapmamız gerekiyor.

Mesela cari açık karşılığı bütçe fazlası değil, yatırıma dayalı bütçe açığı yerine cari fazla hedefine gitmemiz gerekiyor. Oysa bugün tam tersi yoldayız. Cari açığı daha az yatırımla bütçe fazlası ile dengeliyoruz.

***

Bazı noktalarda yapısal olmayan, sadece fiyatlardan kaynaklanan iyileşmeleri yapısal düzelme gibi sunabiliyoruz. Mesela cari açık meselesine bakalım: 2013 yılında cari açık -63.608 milyar dolardır. 2015 yılında ise -32.241 milyar dolar iken 2016 yılı Ocak-Temmuz döneminde -21.701 milyar dolara düşmüştür. (2015 Ocak-Temmuz -25.011 milyar dolar)

Cari açıktaki bu düzelmenin tamamı, evet tamamı enerji fiyatlarındaki düşüşten ve külçe altın ticaretinden geliyor. Yani bugün petrol ve doğalgaz fiyatı yeniden 120-130 dolara ve 12.0 dolara çıksa, ülke olarak yeniden o yüksek cari açıkları vereceğiz. Maalesef cari açıkta 1 dolar bile yapısal düzelme olmadı.

Enerji dedim de yeniden tekrar edeyim. Bugün ülkemizin çok ama çok acil en kısa vadeli çözümü Dünya’da düşen enerji fiyatlarını yurt içine yansıtmamız olacaktır. Doğalgaz fiyatı 12,0 dolardan 4,0 dolara geriledi. Petrol ise otomatik fiyatlandırma nedeniyle kısmen yansıdı ama bayram öncesi yeniden vergi artışı ile pompa fiyatları arttı.

Ben ana sorunu doğalgazda görüyorum. Elektrik üretiminin de yüzde 30-35’ini doğalgazdan karşılıyoruz. Enerji ithalatının da 2/3’sini doğalgaz faturası oluşturuyor. En az yüzde 30-35 indirim marjımız var. Doğalgaz fiyatı ile elektrik fiyatında da indirime gidebiliriz. Ve sanayinin çarklarını daha ucuza döndürebiliriz. Bugün faiz düşsün denildiğinin belki de 10 katı 100 katı doğalgaz fiyatı düşsün dememiz gerekiyor.

***

Faiz düştü de ne oldu? Düşük faize karşı değilim ama müdahaleler ile düşen faiz de aslında başka yapısal sorunlar oluşturuyor. Bakınız son 5 yılda reel faiz yıllık yüzde 1,0’in altında. Ne oldu? Yatırım ve üretim mi patladı?

Hayır

Üretim kanallarını Maliye Politikası ile büyük oranda tıkadığımız için, düşen faiz tüketimi patlattı. Son 5 yılda adeta tüketim cenneti olduk. Bunun olacağını taaa Ocak 2010 yılında o zamanki gazetede “Para Bizden Üretmeyin Tüketin” başlığında yazmıştım.

Düşen faiz ile artan konut tüketimi ve artan kiralar AVM’lerde ve caddelerde kira fiyatlarını artırarak mal satış fiyatlarına maliyet yüklüyor. Bağdat Caddesi, İstiklal Caddesi başta olmak üzere kira kavgası her gün artıyor. Bu iş hiç iyi değil.

Yıllardır “sorun faizin oranında değil, faiz makasındadır” derim.

***

Moody’s uzun vadeli risklere dikkat çekerek 1 ay içinde not kararını açıklayacak. Neden önemli? Çünkü ülkemizin gavur parasına ihtiyacı var. Eskiden hızlı büyüme dönemlerinde gavur parasına ihtiyaç duyardık. Artık yüzde 3,0-4,0 büyümede bile gavurun parasına muhtacız.

Merkez Bankası Temmuz 2016 verilerini açıkladı. Özel sektör Uzun vadeli olarak 206.615 milyar dolar ve kısa vadeli olarak 18.583 milyar dolar dışarıya borçlu. Toplam 225.198 milyar dolar olan bu dış borçlar 2004 yılında 47.175 milyar dolardı. Zaten 2004 yılında -18.421 milyar dolar olan reel kesim döviz açık pozisyonu da Haziran 2016’da -199.898 milyar dolara ulaştı.

Şimdi bu tabloda biz gavurun parasını getirme kriteri olarak mecburen Moody’s takip etmek zorundayız. Dört gözle Ekim ayının ortasını bekliyoruz. Hadi hayırlısı.

Son olarak yeniden eklemek isterim ki biz çok dinamik, orta yaş fırsat ülkesiyiz. Borçluluk oranlarımız yüksek değil ama yatırımsız ve az büyüme döneminde borçlar hızla artıyor. Sorun oranda değil, modelde. Hani derim ya IMF-Derviş “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı” 2001’den beri değişmedi. Yeni ekonomi programı ve modeli neden oluşturulamıyor?

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
1 Yorum