İnsanlar bizi kazıklar
1 Aralık 2025’te bir anket açıklandı. Pew Araştırma Şirketinin güven anketi. (https://bit.ly/pew-guven ) Yaklaşık on beş gün sonra bizim basınımızda da yer aldı. Öyle anlaşılıyor ki kamuoyunda pek ilgi uyandırmadı. Güven araştırmasıydı. Ekonomiye güven, yönetime güven falan değil. On yıllardır yapılagelen, insanların birbirine güvenini ölçen anket. Çok da basit bir anket. Tek soru şöyle:
Aşağıdakilerden hangisini doğru buluyorsunuz?
1.İnsanlara genellikle güvenilir.
2.İnsan ilişkilerinde dikkatin fazlası olmaz.
Ankette (a) şıkkını seçen, yani çevresine, vatandaşlarına en çok güvenen, en yüksek “güvenirim” cevabını veren 5 ülke şunlar: İsveç (%83), Hollanda ( %79), Kanada (%73), Almanya (%72) ve Avustralya (%69). Çevresine en az güvenen 5 ülke de azalan sırayla Güney Afrika (%27), Brezilya (%22), Kenya (%20), Meksika (%18) ve sonuncu… “İnsanlara güvenirim” diyenlerin en az (%14), “İnsan ilişkilerinde çok dikkat gerekir.” diyenlerin en çok (%84) olduğu ülke de Türkiye!
GÜVEN YOKSA REFAH DA YOK
Bu konuyu ilk kez yazmıyorum. Alt Akıl- Aptallar ve Diktatörler kitabımın önemli bir bölümü buna aitti. (Panama Yayınları, sayfa 132 ve devamı, 2017.) ‘Güven’i siyaset ve ekonomi bilimi açısından ilk ele alanlardan biri Francis Fukuyama’ydı. Bu konudaki kitabının adı, Güven/Sosyal Erdemler ve Refahın Yaratılması (Türkiye İş Bankası Yayınları, 2005). Fakat bunun sahada araştırmasını yapan ve güvenin zenginlik dâhil birçok unsurdan daha önemli olduğunu ilk gösteren galiba Robert D. Putnam’dır (Making Democracy Work- Civic Traditions in Modern Italy, Princeton U. Press, 1993).
Daha birçok yazar, sosyolog ve ekonomist var. Bu yazıyı bir akademik tez hâline getirecek kadar atıf verebileceğim çalışma var bu konuda. Ana fikir şu: Bir ülkenin zenginliği insan sermayesine dayanır, dayanır da insan sermayesi potansiyeldir. Yani zenginliği yaratabilme kapasitesini gösterir fakat durağandır. Onu harekete geçiren unsura toplum sermayesi deniyor. Toplum sermayesi, insanların bir araya gelip değer yaratma yeteneği. Birlikte çalışma kabiliyeti. Araştırmalar gösteriyor ki toplum sermayesinin en anlamlı ölçüsü insanların birbirine güveni. İnsanlar birbirine güveniyorsa toplum sermayesi var. Toplum sermayesi varsa refah var, kalkınma var. Güven yoksa tek başına insan sermayesi, yani bilgi ve beceri sahibi fertler, ancak yurt dışına beyin ve beceri gücü ihracına yarıyor. Yetiştirdiğiniz gençler size değil onlara yarıyor; eğitime yatırımınız da sizin değil onların aktifinde yer alıyor.
DEMOKRASİ DE YOK
İşte bu yüzden, ülkeler arası güven sıralamasında sonuncu gelmemizin bizi kara kara düşündürmesi lazım. Fakat değil dert etmek farkında bile değiliz. O kadar farkında değiliz ki böyle bir ölçü olduğunu bile bilmiyoruz. Yalnız ekonomi değil demokrasi için de güven şart.
Harari’den dinleyin isterseniz (https://bit.ly/harari-demokrasi ). Demokrasi güvene, diktatörlük teröre dayanır diyor. Muhalefetin kendisini öldürme, yok etme niyetinde olduğunu düşünen siyaset adamlarıyla ne demokrasisi?
Birçok konuda uluslararası veri toplayan merkezlerden biri, İngiltere’deki kâr gayesi gütmeyen kuruluş, Verilerle Dünyamız (Our World in Data). Güven bölümüne bakmaya değer: https://ourworldindata.org/trust Orada güvenle birçok başka konu arasındaki ilişki veriliyor. Mesela güvende alt sıralarda yer alan ülkeler gelir dağılımında da pek iyi değil. Gini indeksi ile güven ters orantılı. Bu tablolardan “İnsanlar beni istismara çalışır. (People take advantage of me)” şıkkına katılıyorum diyenler arasında da %78,4 ile en üstteyiz.
ALÇAK DALLARDAKİ MEYVELER
Hep kötü, hep kötü hükümlerle bitirmek istemiyorum. Mesela “İnsanlara genellikle güvenilir.” hükmünde 1988’den 2022’ye doğru %4,5’ten %10’lara yükselmişiz. Hâlâ en altlardayız ama artık en dipteki üç ülke arasında değiliz.
Ölçümlerde en kötü puanları alanların iyileşmesi, ortalardakilere göre genellikle daha kolay ve hızlıdır. Bunları iyileştirmek, alçak dallardaki meyveleri toplamaya benzer
Onun için Türkiye, insanlar arası ve tabii onunla birlikte insanlarla kurumlar arasındaki ve kurumların birbirine güveni iyileştirebilirse sonuçlar epey yüz güldürücü olacaktır. Engel ne? Birçok engel var ama en büyüğü eksiğimizin farkında olmamamız. . Nitekim çok fakir ülkelerin kalkınma hızları da yüksek olur. Öyle ya 4’ten 5’e çıkarsanız %25 büyüdünüz demektir. 40’tan 41’e ise sadece %2,5 iyileşmişsinizdir.
Şimdi biri kalkıp şöyle söyler: Bu Pew, Dünya Değerler Taraması bize kazık atmaya çalışmasın! Geçende bir okuyucu yorumunda ve ona verilen cevapta dikkatimi çekti:
− Anket şirketleri yalan söyler mi?
− Hepsi yalan söyler.
Bu da güven anketini ispatlıyor, değil mi!
