Akın Gürlek acaba Erdoğan sonrasına mı hazırlanıyor?
Cuma sabahından beri telefonum susmuyor. Uzun zamandır sesini duymadığım tanıdıklarım bile arıyor, beyaz et sektörünün 13 firmasına yapılan operasyonu soruyor.
Soruyorlar, çünkü bu operasyona bir anlam veremiyorlar: Esasen tavuk eti fiyatları Türkiye’de yüksek değil, hatta 2024’ten beri neredeyse değişmeyen yegane şey, bütün tavuğun kilogram fiyatı.
Aslına bakacak olursanız beyaz et sektörü en azından bu yılın şubat ayından beri de kan ağlıyor. Onun sebebi de, tavuk etine getirilen ihracat yasağı.
Beyaz et sektörü bunlarla uğraşırken ve herhangi bir marketin beyaz et reyonuna bakan herkesin görebileceği gibi tavuk et ürünlerinin fiyatları firmadan firmaya çok ciddi değişiklik gösterirken gelen bu “Fahiş fiyat artışı operasyonu” herkesi şaşırttı.
Operasyon açıklamasını bizzat Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yapması, operasyonun hükümetin bir politikası olarak yapıldığı izlenimi verdi ama esasen beyaz ek sektörünün bağlı olduğu Tarım Bakanlığı’nın veya fiyatları denetlemekle görevli Ticaret Bakanlığı’nın, firmalar arası ortak fiyat belirlemelerini kontrol edip ceza vermekle görevli Rekabet Kurumu’nun tek satır olsun konuyla ilgili açıklama yapmaması dikkat çekti.
Üstelik operasyon açıklaması içinde “kayyum atandı” kelimelerinin bulunması iyice büyük tedirginliğe neden oldu. Terör veya kara para aklama bağlantılı olduğu iddia edilen şirketlerden sonra sıra suç işlemeyen şirketlere de mi gelmişti?
Kayyum kelimesi o kadar büyük tedirginlik yarattı ki daha cuma akşamına İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı açıklama yapmak zorunda hissetti kendini, hayır bu şirketlerin yönetimine el konmamıştı, şirketlere “denetim kayyumu” atanmıştı. Ben bu açıklamayı görünce operasyonun sönümlendiğini, yapanların operasyondan pişman olduğunu veya pişman edildiğini düşünmeye başladım.
Nitekim pazar günü de üç gündür gözaltına olan 29 şirket yöneticisi ve patronu adli kontrolla serbest bırakıldı.
Ama sektör henüz kendine gelmedi. Gelecek gibi de değil.
Peki madem tavuk fiyatları zaten o kadar da yüksek değildi, bu operasyon neden yapılmıştı?
Cumartesi günü bu köşede “Bu konuda iki teori var” diye yazmıştım.
Aradan geçen günlerde yaşanan sessizliğe ve iki ayrı Ak Partili kaynaktan edindiğim izlenime göre söylüyorum, o yazıdaki ikinci ihtimal daha güçlü bir ihtimal olarak öne çıktı.
Cumartesi günü şöyle yazmıştım o ihtimali: “Kendini hükümetteki diğer bakanların ve hatta ana sorumluluğu ekonomi olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın ve Hazine Bakanı Mehmet Şimşek’in de üstünde gören bir bakan, ülkeye kendince “nizam vermek” ve öne çıkmak için emrindeki mekanizmayla bu operasyonları zorladı ve yaptı. Amacı popüler olmak, öne çıkmak, vatandaşın temel sorununu çözme iddiası sergileyen bir halk kahramanına dönüşmek.”
Burada sözü edilen bakan Adalet Bakanı Akın Gürlek.
Gürlek, bu göreve atandığı günden beri hemen hemen her gün medyada yer alıyor. Yer almak için bazen günde birkaç açıklama yapıyor. Normalde il savcılarının duyurduğu, il emniyet müdürlüklerinin duyurduğu operasyonları da artık tek bir elden o duyuruyor.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından tek bir imzayla atanan bakanlardan aynı anda hem çok çalışkan olmaları hem de yaptıklarını kendi adlarına değil Cumhurbaşkanı adına yaptıklarını sürekli vurgulamaları bekleniyor.
O yüzden hükümetin güçlü olduğu düşünülen bakanları bile (Buna Hakan Fidan ve Mehmet Şimşek dahil) konuşmalarının bir yerine hep “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde” veya “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla” gibi kalıplar yerleştiriyorlar.
Oysa cuma sabahı Akın Gürlek’in yaptığı açıklama “Vatandaşlarımızın temel gıda ürünlerine adil, güvenli ve makul koşullarda ulaşabilmesi ile tüketici haklarının korunması, en hassas olduğumuz konuların başında gelmektedir. Adalet, İçişleri, Ticaret ile Hazine ve Maliye Bakanlıklarımız bu hedef doğrultusunda koordinasyon ve eşgüdüm içinde hareket etmektedir” cümleleriyle başlıyor ve Rekabet Kurumu vs.’ye teşekkürle sona eriyordu. Erdoğan’ın liderliğine bir gönderme yoktu.
Akın Gürlek’in öne çıkma, kendi adını duyurma çabası, cumartesi günü T24’te Cansu Çamlıbel’in yaptığı bir söyleşide, bir AB yetkilisinin Akın Gürlek’i AB yaptırım listesine alma ihtimalini dile getirmesiyle bir kez daha hissedildi.
Esasen siyaseten Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporunda Akın Gürlek’in AB Komisyonu’nun yaptırım listesine alınmasını önermesi olasılığı yok değil ama Komisyon’un bu öneriye uyması ihtimali yok gibi bir şey.
Ama yine de Akın Gürlek bu durumu fırsat bildi, Avrupa’yı kınayan ve Avrupa’nın hiç de umurunda olmadığını söyleyen bir açıklama yaptı.
Dışişleri Bakanlığı bu konuda ağzını bile açmazken Gürlek’e yegane destek Ak Parti sözcüsü Ömer Çelik’in (herhalde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla yaptığı) açıklamasıyla geldi.
Esasen geçmişte Özgür Özel, Akın Gürlek’e ait olduğunu öne sürdüğü tapularla ilgili bir polemik yürütürken de hükümetin diğer üyeleri onu yalnız bırakmış, Gürlek’e destek günler sonra Ömer Çelik’ten gelmişti.
Bütün bunlar, Gürlek’in siyasi pozisyonu hakkında meraklısına çok şey söylüyor aslında.
