Emekli aylıklarından yapılacak kesintiler
Gerek emekli aylıklarının yükseltilmesi gerekse SGK tarafından sunulan hizmetlerin kalitesinin artırılması noktasında ödeme vadesi geçmiş prim borçlarının tahsili kritik öneme sahiptir.
Bu amaçla 5510 sayılı Kanuna "Kurumdan gelir veya aylık alanların, kendi sigortalılığı ve/veya hak sahibi olduğu kişinin sigortalılığı nedeniyle oluşan genel sağlık sigortası primi dahil prim ve prime ilişkin borçları, %25 oranını geçmemek üzere gelir veya aylıklarından kesilmek suretiyle tahsil edilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından düzenlenir." şeklinde Ek-24. madde ilave edilmiş, uygulamanın usul ve esasları ise 2026/19 sayılı Genelge ile açıklanmıştır.
2026/19 sayılı Genelgede özetle, Kurumdan gelir veya aylık almakta olan kişiler ile bu kişilerin vefatı sonrasında hak sahibi olarak ölüm geliri/aylığı olmakta olan kişilerin genel sağlık sigortası (GSS) prim borçları ile kendi sigortalılıklarından kaynaklanan prim borçlarının gelir/aylığın % 25’ini geçmemek üzere %10 oranında kesileceği açıklanmıştır.
Uygulamanın detaylarına geldiğimizde,
2026/19 sayılı Genelgede gelir/aylıklardan yapılacak kesinti öncesinde gelir/aylık alan sigortalıların veya hak sahiplerinin bilgilendirilmesi noktasında bu kişilere tebligat gönderilip gönderilmeyeceği belirtilmediği gibi kesintinin taşra teşkilatınca mı yoksa merkez teşkilatınca mı yapılacağının yanı sıra nasıl yapılacağı hususunda bir açıklamaya da verilmemiştir.
Özellikle GSS prim borçlarında ilgili kurumlardan alınan bilgilerdeki eksiklikler nedeniyle yersiz prim borcu tahakkuk ettirildiği sıklıkla görüldüğü gibi Kurumdan aylık/gelir alan kişilerin daha fazla gecikme zammı tahakkuk ettirilmeksizin borçlarını defaten ödemeleri de söz konusu olabileceğinden, kesinti yapılmadan önce vatandaşların yapılacak kesintiyle ilgili bilgilendirilmeleri ve gerek itiraz gerekse ödeme noktasında bir mehil süresi verilmesi elzemdir.
Aksi halde herhangi bir tebligat gönderilmeden gelir/aylıklardan doğrudan kesinti yapıldıktan sonra sigortalı veya hak sahibinin itirazı üzerine yersiz yapılan kesinti iade edilse bile, zaten düşük olan emekli aylığıyla geçinmeye çalışan vatandaş açısından zorlu bir süreç yaşanmasına neden olunacağı gibi bu uygulamanın bir ucunun da hükümete dokunacağı aşikardır.
Genelgede gelir/aylıklardan yapılan kesintiler sonrasında itiraz ve iade süreçlerine ilişkin başvuruların hangi birimlere yapılacağı belirtilmiş olsa da kesintinin hangi birimler tarafından ve ne şekilde yapılacağı hususu açıklanmadığı takdirde ise uygulama ortada kalacağından genelgede yapılan açıklamalar tabir caiz ise suya yazı yazmaktan öte gitmeyecektir.
Genelgede, gelir/aylık alan sigortalının ya da hak sahiplerinin GSS prim borçlarının yanı sıra 4/b (Bağkur), Ek-5 ve Ek-6 kapsamındaki prim borçlarının kesintiye konu edileceği açıklanmıştır. Ancak isteğe bağlı sigortalılar da olduğu gibi 5510/Ek-5. maddede düzenlenmiş olan tarım veya orman işlerinde çalışanların sigortalılığının, talepleri halinde primi ödenmiş son günden itibaren sona erdirilmesinin mümkün olması nedeniyle Ek-5. madde kapsamındaki sigortalılık bir nev’i isteğe bağlı sigortalılık statüsündedir. Haliyle hak sahiplerinin Ek-5. madde kapsamındaki sigortalılığından kaynaklanan prim borçlarının kesintiye konu edilemeyeceği değerlendirilmektedir.
Özellikle hak sahibi eşlerin kendi sigortalılarından kaynaklanan 4/b kapsamındaki prim borçlarını ödememeleri halinde yeni düzenleme sonrasında her ne kadar bu borçlar almakta olduğu ölüm aylıklarından % 10 oranında kesinti yapılarak tahsil edilecek olsa da 4/b kapsamındaki sigortalılığı devam eden hak sahibi eşlerin aylık ödemeleri gereken asgari 4/b priminin 2026 yılı itibariyle 11.808,23 TL olduğu dikkate alındığında, bu borçlar için 6183 sayılı Kanun uyarınca icra takibine geçilmediği sürece emekli aylıklarından yapılacak 2.000-2.500 TL tutarındaki borç kesintisi, borç birikiminin önüne geçemeyecektir.
Ayrıca GSS, Ek-5 ve Ek-6. madde kapsamındaki sigortalılık statüsünden kaynaklanan prim borçlarını ödeyemeyen vatandaşlar yönünden 5510 sayılı Kanunda yer alan hükümler doğrultusunda 6183/48. maddeye istinaden taksitler halinde ödenmesine imkân sağlanması halinde bu borçların bir kısmının gelir/aylıklardan kesinti yapılmasına gerek olmaksızın tahsiline imkân sağlanmış olacaktır.
Genelgede aylık/gelirlerden yanlış ve yersiz yapıldığı anlaşılan kesintilerin 5510/89. maddesindeki genel hükümlere göre iade edileceği ve 5510 sayılı Kanunun 88/16. fıkrasına göre işlem yapılacağı belirtilmiştir.
Konuyla ilgili verilen örnekte de “...kesintinin yersiz olduğu anlaşılmıştır. Bu doğrultuda söz konusu kesinti tutarı sigortalı (A) nın Kuruma veya Hazine ve Maliye Bakanlığına başkaca borcunun bulunmaması halinde iade edilecektir.” şeklinde açıklama yapılmıştır.
Bir kere 5510/89. maddeye göre yanlış veya yersiz alınmış primlerin kanuni faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinden, örnekte belirtildiği gibi yalnızca yersiz yapılan kesinti tutarının iadesi kanuna uygun olmayacaktır. Genelgede yer alan “genel hükümlere göre iade edileceği” ibaresi ile ne kastedildiği anlaşılamamış olmakla birlikte eğer ki kanuni faizi ile birlikte iade edilmesi kastedilmiş ise örnekte yer alan açıklamanın sosyal güvenlik merkezlerince farklı şekilde yorumlanmaması noktasında izahata ihtiyaç duyulmaktadır.
İkinci olarak 5510/88-16. fıkrasına göre her ne kadar Kurumun “tahsil ettiği” prim ve diğer alacaklardan reddi icap edilenlerin bu kişilerin vergi dairesine olan borçlarına mahsup edilmesi mümkün olsa da, aylık/gelirlerden Kurumca yersiz yapılan kesintiler için vatandaşa “kusura bakma” deyip yersiz yapılan kesintinin kanuni faiziyle birlikte iadesi gerekirken vergi dairesine olan borçlarına mahsup edilmesinin kabul edilebilir bir yaklaşım olmadığı ve yasanın amacına da uygun düşmediği değerlendirilmektedir.
