İmzala!

İmzala, imzala… Ne yani imzalamayacak mısın? İmzalayacaksın tabii. “Şu noktada, düşündüm ki…” “Bana bak! Senin görevin düşünmek değil, imzalamak. İmzala!

Tabii bizde siyaset böyle yürümüyor. Neden mi? Çünkü hiçbir babayiğit, “Düşündüm ki…” deme cesaretine sâhip değil. Hem üzerinde düşünülecek kanun vardır… Asla ama asla düşünülmeyecek kanun vardır. Mesela bir teklifin üstüne “Bu bir devlet projesidir” damgası vuruldu mu, imzalarsınız! “Bu bir devlet projesidir” lafının eşdeğeri, “Bu beka meselesidir.” Neyin beka meselesi, neyin devlet projesi olduğuna kim karar verir? Şimdi laf mı bu. Kim karar verir? Devlet projesi ve beka meselesi dedik ya. Kim diye sorulur mu?

Devlet projesi veya beka meselesi olmayan konularda sayın parlamentomuz rahatça konuşup tartışabilir. Zaten parlamento kelimesi konuşmak kökenlidir. Etimoloji sözlüğüne paktım. 11. asır Fransızcasındaki konuşmak, “parler” fiilinden, “parlement”, konuşmadan geliyormuş. Sonra 1400’lerde Ortaçağ Latincesine uysun diye parliamentum söylenişine çevirmişler.

ELEŞTİRİYE ÂGUŞUMUZ AÇIK

Yine de devlet projesi veya beka meselesi olmayan konularda bile öyle her isteyen her istediğini söyleyemez. Yoksa yalan haberi alenen yaymak’tan atarlar adamı içeri alimallah. Bakınız aşağıdaki paragraf, Ak Parti sözcüsü sayın Ömer Çelik’in beyanından alınma. Çelik, büyük bir alicenaplık ve hoşgörü ile (herhâlde muhalefet dâhil) herkese eleştiri izni veriyor. İzin vermekle kalmıyor, eleştiriyi, farklı görüşlerin ifade edilmesini davet ediyor. Açık çek veriyor. Buyurun, Anka ajansının 27-28 Temmuz tarihli haberinden kesip yapıştırıyorum:

“Süreçte yapılacak katkıların değerli olduğunu ve yapıcı eleştirilerin çok değerli olduğunu söyleyen Çelik, ‘Burada katkı adı altında dar mahalle ideolojilerinin gündeme gelmesi son derece zararlıdır. Ya da eleştiri adı altında yapıcı olmak yerine yıkıcı eleştiri son derece zararlıdır. Çünkü bu bütün Türkiye’yi ilgilendiren bir meseledir. Bu mesele sadece siyasi bakışlara göre var olan ya da yok olan bir mesele değil. Türkiye uzun zamandır terörle mücadele ediyor. Biz hükümetlerimiz döneminde pek çok reformu hayata geçirerek Türkiye’nin demokrasi eksiğinin kapatılması, Türkiye’nin demokrasi eksikliğinden doğan sorunların giderilmesi bakımından en zor zamanlarda vesayetin en ağır ve en karanlık zamanlarında güçlü reformlara imza attık’ dedi.”

YIKICI VE DAR MAHALLE HÂRİÇ

Katkılar değerlidir, yapıcı eleştiriler çok değerlidir diyor! Bu apaçık bir davet değil mi? Ama bir şartla. Eleştiri yapıcı olacak. Yıkıcı eleştiriler tersine son derece zararlı imiş. Bir de “dar mahalle ideolojileri”nin değil yapılması gündeme gelmesi bile “son derece” zararlı imiş. Çok açık değil mi? Evet diyorsanız siz eleştirin. Ben hangi eleştirimin yıkıcı, hangisinin dar mahalle ideolojisine dayandığını bilemem. (“Eleştirimin” dediysem eleştirdim sanmayın sakın. Daha ağzımı eleştiriye açmadım. Neme lazım.)

Her neyse, neticeten, konuşmak serbest. Eleştiri bile serbest. Ancak yapıcı olmak kaydıyla. Bir de dar mahalle ideolojilerine dayanmamak şartıyla. Hangisi hangisi? Yapın da görürsünüz. Dikkat edin, yalan haberi alenen yaymayın. Halkın bir kısmını diğer bir kısmı aleyhine kışkırtmayın. Bir de büyüklerimize hakaret etmeyin. Mesela, “Hakk-ı âlîniz var efendim” diyebilirsiniz. Hiçbir mahzuru yoktur. Büyük bir hoşgörü ile karşılanır.

HERKES DEMOKRAT

Paragrafın ikinci yarısında Ak Parti’nin zaten başlangıçtan beri Türkiye’de demokrasinin yayılıp genişlemesi yolunda elinden geleni yaptığı anlatılıyor. Tabii değil mi? Zaten memleketimizde demokrasi deyince akla ilk gelen Ak Parti’dir. Bir de MHP. Sayın Çelik Türkiye’deki sorunların önemli bir kısmının demokrasi eksikliğinden kaynaklandığını ifade ediyor.

Zaten PKK da demokrasi eksik diye dağa çıkmıştı, değil mi? Öyle. Kendileri öyle diyor. Demokrasiden başka bir şey istiyorsak namerdiz diyorlar. Değil mi? Değil ise “Terörsüz Türkiye” konuşulurken, PKK’nın silah bırakması ve ilgili kanun konuşulurken Sayın Çelik durup dururken demokrasi der miydi? Bakınız Türkiye uzun zamandır terörle mücadele ediyor dedikten hemen sonra demokrasi eksikliğinin kapanmasını çare olarak sunuyor. Emin olun Sayın Öcalan da Sayın dağdakiler, Sayın Kalkan falan da bu fikirdedir. Sayın Öcalan’ın tezinin ismi neydi? Demokratik Konfederalizm. Bu kadar. Herkes demokrasi diyor. Herkes demokrat.

Hakk-ı âlîniz var Sayın Çelik. Hadi şimdi demokrasinin reel şartlarını kuralım. Demokrat olalım. Huzura kavuşalım.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.