Ben ergen siyasetini sadece solcular yapar sanıyordum...

Meral Akşener’in masayı devirip ayağa kalkmasını, bu yetmezmiş gibi bir de CHP’li iki belediye başkanını kendi genel başkanlarına karşı isyana davet etmesini nasıl yorumlamalı?

Bir insanı iyi siyasetçi yapan temel özellikler nelerdir bilemem ama siyasetçilerin mutlaka sahip olması gereken hasletlerden en başta gelen iki tanesinin müzakere yapma becerisi ve yönetme becerisi olduğunu biliyorum.

Meral Akşener, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olacağını ilk olarak 2 Mart günü zirve toplantısı sırasında duyduğunu inanmamızı bekliyor herhalde. İlk olarak o gün duymuş, buna itiraz etmiş, bakmış karşısındakiler onu dinlemiyorlar, kalkmış masadan.

Oysa öyle değil. Kılıçdaroğlu’nun aday olmak istediğini sağır sultan bile biliyor zaten. Madem bu konu sizin için bu denli kritik bir konuydu; neden daha önce bu konuyu ‘Kemal Abi’ dediğiniz Kılıçdaroğlu ile konuşmadınız? Neden müzakere açıp Kılıçdaroğlu’na seçenek vermediniz? O masanın kurucu ögesi değil miydiniz, neden oranın bir ‘noter masası’ olmasına seyirci kaldınız?

Müzakereci odur ki, masaya ‘kazan-kazan’ sonucunu, hadi onu alamadı kendisi için maksimum kazancı almak için oturur. Elbette müzakereci gerektiğinde masaya rest de çeker ama sonunda kalkamayacağı masaya rest çekmez ve kalktığında da kazançlı çıkar.

Şimdi bir bakalım: Meral Akşener 2017’den beri orada duran masayı yıkarak, partisine Meclis’te varolma şansı veren CHP’ye ve Kemal Kılıçdaroğlu’na seçime 70 gün kala sırt çevirerek ne kazandı?

Partisinin varoluş sebebi, 2015 Haziran’ında her türlü koalisyon kapısını kapatarak Tayyip Erdoğan’a seçimleri yenileme şansı veren Devlet Bahçeli’ye karşı MHP içinde çıkan isyandı. Bu isyan sonunda Bahçeli koltuğunu Tayyip Erdoğan sayesinde korudu, Meral Akşener ve arkadaşlarına İyi Parti’yi kurmak dışında seçenek kalmadı. Onlar MHP’den beraberlerinde yüzde 7-8 civarında oy kopardılar; çünkü parti seçmeni içinde de Bahçeli’nin Erdoğan’a üstü kapalı destek vermesine tepki gösterenler vardı.

İyi Parti’nin kopması, kaldığı kadarıyla MHP’nin elini rahatlattı, Devlet Bahçeli daha rahat biçimde Tayyip Erdoğan’la kader birliği yapabildi; başkanlık sistemine de bu sayede geçildi zaten.

Şimdi masadan kalkan Akşener, partisinin var oluş sebebini ortadan kaldırmış olmadı mı?

Seçmen Akşener’in üstü örtülü biçimde Tayyip Erdoğan’a destek vermesine ne tepki verecek? Düne kadar birinci parti olma, merkez sağın ana partisi olma hayalleri içindeki İyi Parti bugün anketlerde gözüken yüzde 14 oyunu koruyabilecek mi? Şüpheliyim.

Hafızamı zorluyorum, Türk siyasetinde bu çapta dönüşler yapan bireyler hatırlıyorum ama bir siyasi partinin bu hızda bir uçtan ötekine kaydığını hatırlamıyorum.

Böyle bir yer değiştirmenin duygusal sebeplerle izah edilemeyeceğini bilecek kadar yaşadık hepimiz bu ülkede. Akşener’in ve partisinin yaptığı şey, 2 Mart öğleden sonra başlayıp 3 Mart öğleden sonrasında sona eren bir şey değil ve olamaz. Mutlaka bunun bir geçmişi, belki de karanlık bir geçmişi var.

Ama bu saatten sonra İyi Parti’yi ve Akşener’i konuşmak, insanın yüreğini soğutsa bile anlamsız bir şey. Bu parti ve siyasetçi kendini tarihin çöp sepetine attı, intihar etti.

O yüzden geleceği konuşmak lazım.

Akşener’in hamlesi, muhalefete ciddi bir prestij ve güç kaybettirdi; Tayyip Erdoğan’a seçimde oy vermek istemeyen ama aklında da ‘Acaba bu muhalefet yönetebilir mi?’ sorusu olan seçmenin bir bölümünü ise büyük olasılıkla Erdoğan’a geri itti.

Ama Erdoğan’ı kendi siyasi tarihinde ilk kez seçim kaybetmenin eşiğine getiren sorunlar ortadan kalkmış değil, Akşener ve partisi resmen de Cumhur İttifakına katılsa aynı sorunlar orada durmaya devam ediyor.
Yani, İyi Parti’nin bugün fiilen, yarın belki resmen Cumhur İttifakı’nın yanına geçmiş olması, Erdoğan’a seçim kazandıracak bir mühendislik olmaktan başka anlam taşımıyor. Her siyasi mühendislik gibi bunun da tutması ihtimali son derece tartışmalı.

Ancak Akşener’in hareketinin Erdoğan’a bir avantaj verdiğine de kuşku yok.

Fakat şu yanlışa da düşmemek gerek: Seçmenler nadiren siyasi partilerin tapulu malıdır; İyi Parti gibi henüz kurulalı birkaç yıl olmuş, siyaseten muhalefette durmak dışında tam olarak ne dediği bilinmeyen bir partinin tapulu seçmeni ise son derece azdır.

Dolayısıyla bugün İyi Parti’nin döndüğü yöne seçmeninin de aynı hızda dönmesini beklemek çok gerçekçi değil. Zaten bu sebeple bu parti için ‘Kendi kendini imha etti’ diyorum.

Düne kadar ‘altılı’ olan muhalefetin Cumhurbaşkanı seçimini birinci turda kazanması ihtimali vardı; ama sanırım bu ihtimal artık çok azaldı. Çünkü herhalde İyi Parti bugün yaptığı hareketi taçlandırmak ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu daha da zor durumda bırakmak için, Cumhurbaşkanı seçiminde de aday çıkaracak, o aday da yüzde 1-2 civarında oy alacaktır.

Tayyip Erdoğan’ın seçimi ilk turda kazanması, bana göre hala mümkün değil. O yüzden esas seçimin 28 Mayıs’ta olacağını söylemek gerek.

YORUMLAR (85)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
85 Yorum