Kılıçdaroğlu’nun tanık olduğu bilim ortamı Türkiye’de kurulamaz mı?

Evet, kurulabilir.

Bakın, Çin 60’lı yıllarda Kültür Devrimi adıyla kendi üniversitesini (ve ülkenin bütün entellektüel hayatını) imha etmişti.

80’lerden itibaren üniversitelerini yeniden kurdular. Bugün, daha yeni açıklanan Times Higher Education (THE) adlı uluslararası saygınlık gören üniversite sıralamasında ilk 100’de 7 Çin üniversitesinin adı var. Türkiye’den ise ilk 500’e, o da 401 ile 500 arasındaki bir sıradan sadece 3 üniversite girebilmiş durumda.

Dolayısıyla CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD’nin Boston kentinde tanıklık ettiği türden bir bilim ortamına ulaşmak için önce üniversite denen yeri “üniversal” hale getirmek lazım.

Kolay değil bunu yapmak. Önce hukuki düzenleme ve yeni kurallar getirmek lazım, sonra da kaynak aktarmak.

Herkesin bildiği bazı yapılması gerekenleri tekrar edeyim:

-Anayasa’dan YÖK çıkarılmalı.

-YÖK yasası çöpe atılıp yenisi yazılmalı.

-Yeni yasa ile özerk bir “üniversite akreditasyon kurumu” kurulmalı. Bu kurum, evrensel ölçütlerde üniversiteleri az önce linkini verdiğim THE gibi kurumlara benzer şekilde sıralamaya tabi tutmalı.

-A sınıfı olduğu anlaşılan üniversiteler derhal mali, idari ve akademik olarak devlet kontrolundan tamamen çıkmalı; bu üniversiteler için bulundukları şehrin belediyesinin, Ticaret ve Sanayi Odaları’nın da içinde bulunacağı şekilde bağımsız mütevelli heyetleri kurulmalı, üniversiteyi bu mütevelli heyeti gözetmeli.

-Üniversitelerin akademik yönetimi rektörden alınıp üniversite senatosuna ve kürsülere verilmeli. Kürsü bazında akademik özerklik gelmeli.

-B sınıfı üniversiteler de benzer özerkliklere sahip olmalı ama bu üniversitelerin A sınıfına yükselmesi için bir program hazırlaması ve bu programın akreditasyon kurumu tarafından 6 ayda bir denetlenip kamuoyuna raporlanması zorunluğu getirilmeli. Bu üniversitelerin en fazla 3 yılda A sınıfına yükselmesi için gereken destek sağlanmalı.

-C sınıfı üniversiteler, daha fazla akreditasyon kurumu gözetiminde olmalı, bunların en çok 4 yıl içinde B, onun ardından da 3 yıl içinde A sınıfına yükselmeleri için gereken aktif destek sağlanmalı.

-C sınıfında olup 4 yıl içinde B’ye yükselemeyen üniversite kapatılmalı. Yeni üniversite kurmak şehirlerin ve vakıfların inisiyatifinde olmalı ama yeni kurulan her üniversite hayata doğrudan C sınıfında başlamalı.

-Devlet bütçesinden üniversitelere aktarılan para aktarılmaya devam etmeli, bu okulların ücretsiz eğitim verme özelliği sürmeli. Bütçeden aktarım yapılırken objektif ölçütler (öğrenci ve öğretim üyesi sayısı gibi, yatırım ihtiyacı gibi) kullanılmalı ama daha düşük seviyeli C ve B sınıfı üniversitelere pozitif ayrımcılık yapılmalı.

Bunlar üniversiteleri “normal”leştirmek için yapmamız gerekenler. Ama bu yetmez.

Üniversitelerimizi güncel bilimin daha fazla yapıldığı, bilgi üretilken yerlere dönüştürmeliyiz. Yani buraları birer “yüksek lise” olmaktan çıkarıp araştırma yapılan, yeni bilgi yaratılan evrensel kurumlar yapmalıyız.

Bilim ile teknolojiyi birbirine karıştırmadan yapmalıyız bunu. Yani temel bilim araştırmasına özel bir ağırlık vermeliyiz. Ama elbette ortaya teknoloji çıkarmayı da ihmal etmemeliyiz.

-Devlet, biri pozitif bilimler diğeri ise beşeri bilimler alanında iki büyük şûra toplamalı; bu şûralar, önümüzdeki 15 yıl için 5 tane hedef bilimsel araştırma alanları belirlemeli.

-Bu belirlenecek alanlar için birer tane de “proje yürütücüsü üniversite” seçilmeli; devlet bütçesinden her yıl en az 2,5 milyar dolarlık araştırma ödeneği 500’er milyon dolar olarak bu proje yürütücüsü üniversitelere tahsis edilmeli.

-Bu üniversiteler bu araştırma bütçelerini, araştırma kriterleri ölçüsünde akademisyenlere dağıtmakta serbest olmalı ama elbette denetlenmeli.

-Temel bilimsel araştırma dışında teknoloji geliştirmek için de kamu hem öncelikli alanlar belirlemeli hem de milyar dolardan daha az olmayan araştırma bütçeleri tahsis etmeli.

-Teknoloji geliştirmekte kullanılacak araştırma bütçelerinden yararlanmak için özel sektör katkısı şart koşulmalı; özel şirketlerin verecekleri araştırma bütçesi kadar bütçeyi devlet de sağlamalı.

Aslında hala yetmez. Öncelikle B sınıfında olan üniversiteler için, Türkiye’nin sıklıkla ithalatını yapmak zorunda kaldığı ama gerekli alt yapının kurulması halinde içeride de üretilebilecek teknolojiler konusunda özel program uygulanmalı.

Bu teknolojilerin B sınıfı üniversitelerde ortaya çıkarılması için kamu katkısıyla özel sektör katkısının bir araya gelmesini sağlayacak yöntemler devreye alınmalı.

***

Bunlar neredeyse bir çırpıda benim aklıma gelenler. Türkiye uzun yıllardır “üniversite reformu”nu konuşmadığı, konuştuğu zaman da mesele sanki ortada salt bir eğitim konusu varmış gibi konuşulduğu için bu konudaki heyecanımız ortadan kayboldu.

Başka pek çok konuda olduğu gibi üniversite konusunda da aslında başlıca engel, siyasi iktidarların üniversiteleri kendi oyun alanı olarak görmek istemesinden kaynaklanıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu belki Boston’da geçirdiği iki günde böyle bir aydınlanma yaşamış ve üniversitenin en önce siyasetten özerkleşmesi gerektiğini anlamıştır.

YORUMLAR (42)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
42 Yorum