Kurulmuş bahçeye misâfir olmak

Geçen sene Feridun Andaç’ın, “Bir Bahçe Kurmak” başlıklı köşe yazısından alıntılar yaparak, Kocaeli’nin bir köyünde kurduğum bahçe hakkında yazmıştım.

“Bir bahçe kurmak, aynı zamanda insanı kıvandıran bir şeydir. Tek bir ağacınızın bile olması bambaşka bir duygu yaşatır size. Bir zeytin, bir ceviz, bir incir ağacı örneğin; ya bir ahlat, ardıç, meşe...” diyordu yazar.

İstanbul’da tanıştığım bir hanım, bahçe kurmanın rûha şifâ olduğundan bahsettiğimiz birgün, “Sizi çok iyi anlıyorum. Eşim bunun için yaptı bahçeyi.” dedi. Doktor, kendine mahsus bir meşgale tavsiye etmiş eşine. O da Nâbi’nin dediği misal, toprağa yönünü çevirmiş:

Ömrden olmak içün berhurdâr
Olmaya hiç ziraat gibi kâr

“Kendinizi emânet edebileceğiniz bir dostunuz gibi görmelisiniz bahçenizi.” diyor Feridun Andaç. Aynen böyle olmuş. Adam, kendini emânet etmiş dostuna. Ev de yapmış.

“Zamanın bir düş, bir bakış olduğunu anlatır bahçe üstelik. Yanınızı yörenizi aydınlatan bir fener gibi bakarsınız adeta her bir yanına. Kımıltıları hisseder, değişimi gözler, duygularınızın kanatlanışını hisseder, meraklarınızı çoğaltırsınız orada.”

Meraklar çoğalmış zamanla. Yumurtalar kümesten, zeytin bahçeden, sebze bostandan….

Andaç’a göre, kendi bahçeni kurabilmenin yolu kurulu bahçelere gitmekten geçiyor. Bence kurulamayan bahçeleri görmek de insana fikir veriyor. Yakın bir arkadaşımın bahçesine gitmiştim vaktiyle. Gerim gerim gerilmiş ve beni de germişti. Site komşularının kurallarını çok önemsiyordu. Bahçesinde özgür değildi. Sâdece çim vardı. Kuytu bir köşeye maydanoz ve nâne ekmesini tavsiye ettim. “Öyle köylü işleri yapmıyoruz.” gibi bir cevap vermişti. Bahçe kuramıyordu bir türlü. Emânet gibi oturmuş; “Ben olsam neler yaparım” diye hayâl etmiştim.

Kurulan ve dahî hikâyesi olan bahçeleri gidip görmeye hiç üşenmem. Bahsettiğim hanım da merâkımı fark etti. “Kiraz zamanı toplamaya adam lâzım olursa haber verin.” diye dâvet ettirdim. “Estağfirullah yemeğe beklerim.” dedi. Geçen hafta, “Bekliyorum” deyince fesi sâhilde bıraktım. Bu, tabiata sığınma hikâyesini görmek için yola düştüm. Düştüm dediğime bakmayın, yaşadığım yere yakın olduğu için kolay oldu.

İlk gördüğüm, bahçesinde özgür bir ev sâhibesi. Site hayâtında bu kadar özgür ve huzurlu olmak zor. Bahçeye daldım. Dutun kirazın dalları yerde.

Ben, apartman katına sıkışıp kaldığım yıllarda kurulu bahçeleri seyredip hayâl kurduğum için taşrada uyum sorunu yaşamadım. Ağaçların, çiçeklerin dilini öğrenmek için çok gayret ettim. Seher vakti kimseler yokken dolaşıp konuştum onlarla. Teşekkür ettim bana yaşattıkları sergüzeşt için ve şükrettim Allah’a.

Hâl böyle olunca bunu keşfeden insanlarla sanki akrabalık hissederim. Lamartine, “Tabiatla insanlar arasında bir çeşit akrabalık vardır.” demiş. Bâzen öyle bahçeler görüyorum ki sanki tablo gibi ama bu akrabalığı hissetmiyorum. Çünkü sâhipleri, bahçeleriyle akrabalık kuramamışlar.

Kendi destiyle eken hayr görür
Gayra ektirse onu gayr görür

Anlattığım bahçede dikkatinizi bir şeye çekmek isterim. Evet, bahçeyi erkek kurmuş. Ne mutlu ki hayat arkadaşı sâhiplenmiş. Eşine şifâ olan bahçede o da meraklarını çoğaltmış. Ortancalar, sardunyalar, yâseminler, hanımeli, onun emeği. Zeytini evde yapıyor, meselâ.

Saatlerin nasıl geçtiğini anlamadım. Kâh kirazın başında, kâh dutun dibinde. Köpeği, tavukları atlamadım. Son olarak biraz yaprak toplamazsam çatlarım.

Mükrim ev sahibine teşekkür edip çok tatlı bir yorgunlukla yola koyuldum.

Eve geldiğimde bu yazıya katkı veren bir şey oldu. İstanbul’da yoğun iş hayâtının içinde olan iki tanıdığımız, yakınımızda oturan başka bir tanıdığımızın dâvetine hemen icâbet edip uçup gelmişler. Bize de uğradılar. Çocuklar gibi bahçede dolaşarak meyvelerden koparıp yediler. “Sizin bahçeler ne durumda?” diye sordum. Yüzleri biraz ekşidi.

“Gidip gelmiyoruz pek. Bakımsız durumdalar.”

Sebebi tahmin ettiniz belki. Eşler, gidip uğraşmak istemiyor. Muhakkak geçerli sebepleri vardır.

Bu yazıyı okuyunca, “E tabi maddî gücü olan yapar. Masrafını da karşılar.” mâzeretine sığınmayın derim. Bahçe kurma kararı, maddiyata bağlı değil. Birçoğunuz, şehrin ortasında bir apartmanın giriş katında oturan toprak sevdalısının, bir avuç yeri nasıl şenlendirdiğine şâhit olmuştur.

İnşallah bu yazı, kendinizi emânet edeceğiniz bir bahçe kurmanıza sebep olur.

Bahçeyi kurmak, birinci adım. İkincisi, âilece sâhiplenmek. Sonrası ise dostlarla paylaşabilmek. Gönüle sığan, göze de sığarmış. O zaman kendiliğinden büyüyor bahçe.

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.