2020 yılının en büyük riski nedir?

Ak Parti’deki arkadaşlarım da bilir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine (CHS) ilk günden beri karşı çıktım. Kendi çapımda aleyhte kampanyalar düzenledim ve yazılar yazdım.

Yürütme, yasama ve HSYK’nın gücünü tek bir elde toplayan bu sistem; zamanla, medyayı, yüksek yargı organlarını da doğrudan ve dolaylı olarak etkileme ve yönetme gücüne ulaşabilirdi. “Bir Kişi”nin iktidar olduğu ve bütün güçlerin “Bir Kişi”de toplandığı bu “güçler birliği” sistemi ülkeyi taşıyamazdı.

Çünkü CHS’de yetkiyle beraber, aynı zamanda bütün boyutlarıyla yönetme yükünü de “Bir Kişi”nin omuzlarına yüklemiş olurdu. Bu nitelikten dolayı, halkın yararına olduğu kesin olan düzenlemeler bile bu “Bir Kişi”nin talebi olmadan gerçekleşemezdi. Çünkü herhangi bir düzenleme çok küçük bir azınlığa zarar veriyor olabilir ve bu azınlığın bu “Bir Kişi”yle yakın ilişkileri olup olmadığı bilinmediği için açık talimat beklenebilirdi.

Bunların yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin (CHS) özerk kurumlar olan TCMB, BDDK, SPK, TMSF ve benzeri kurumları kendi haline bırakacağını ummak tutarsızlık olurdu.

Odaklanma, uzmanlaşma ve siyasi telkinlerden uzak bir şekilde, kamunun uzun vadeli menfaatleri için düzenlemeler yapması ve kararlar alması gereken bu kurumların özerkliği ortadan kalkabilir ve yürütmenin bir organına dönüşebilirlerdi.

Bir ülkenin toplam bilgi ve tecrübe birikimi, iktidar ya da muhalefet niteliğiyle her kurum ve kuruluşta yönetimin bir parçası olarak varlığını özgürce sürdürebiliyorsa; doğru ve dengeli kararların alınma ihtimali artar. Her kararın “Bir Kişi” tarafından verildiği sistemlerde iktidarı kazanmış çoğunluğun içindeki iç muhalefet veya danışma kurumları bile etkisiz hale gelir. İktidarı kazanmış çoğunluk içinde bile ikinci adam, önemli adam, önde gelen adam, emeği geçmiş adam diye tarif edilecek kimseler olamaz.

Argümanlarım buydu ve hala aynı görüşteyim. Büyük bir kısmının doğu çıkmasından da hiç memnun değilim.

Mesela bu kurumların başındaki arkadaşlar, birincisi kendi başlarına iş yapmamaları ve ikincisi gelen emir ve talimatları yerindelik ve tutarlılık testine tabi tutmamaları gerektiğini “söz dinlemeyen TCMB Başkanının” görevden alınmasıyla öğrendiler.

Sayın Cumhurbaşkanımızın “yüksek faizler yüksek enflasyonun sebebidir” ya da “faiz sebep enflasyon neticedir” görüşü gereğince yapılan çok yüksek oranlı faiz indirimlerinin, enflasyonun azalma sürecine ve dünyadaki olumlu etkilere denk gelmesi; yani Sayın Cumhurbaşkanımızın dönemsel olarak haklı çıkması, muhtemelen bu konudaki kararlığını artırmıştır.

Geçenlerde faizlerin tek haneye inmesi gerektiğini ifade etti. Bu tek haneye sembolik indirimlerle gidilir ve esas kararlar sene sonuna bırakılırsa, bu indirimlerin zararı minimum düzeyde kalabilir. Ancak faiz indirimlerinde acele edileceği kesin; ilk çeyrekte tek haneli rakamlara inilecek ve riskler birikecek; sonuçta TL korumasız kalacak.

Hızlı faiz indirimleri piyasaları canlandırabilir; oluşan hareketlilik bir bahar havası yaşatabilir. Bu bahar havası son çeyreğe kadar da sürebilir; ancak bütçe ve cari açığın da yüksek gerçekleşeceği bu dönemlerin sonunda önce kurların ardından da enflasyonun tekrar yükseliş eğilimine girebileceğini düşünüyorum.

Enflasyonun yükseliş eğilimine girmesi, TCMB’nin faiz artırmasını gerektirir. Ancak Sayın Cumhurbaşkanımızın faiz oranlarının yükseltilmesine olan muhalefeti bu ve benzeri kararları zamanında almayı zorlaştırmaktadır.

Jeostratejik ihtilafların ele alınış tarzının da öngörülebilirliği azalttığı bir gerçek. Uluslararası İhtilaflarda haklı olmanın yetmediği, haklılık algısını yaratacak bir söylemin içerik kadar önem kazandığı bir çağda yaşıyoruz.

Enflasyon, büyüme, işsizlik, cari açık, bütçe açığı, dış ticaret gibi zor konulara ilerideki yazılarda değineceğim fakat her durumda 2020 yılında ekonomi için en büyük risk öngörülebilirliğin zayıflığıdır. Öngörüde bulunmanın zor olmasının nedeninin CHS olduğunu düşünüyorum. Başında kim olursa olsun; velev ki ben olayım fark etmez.

YORUMLAR (8)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
8 Yorum