Hani yüzme ve cimnastik bize göre değildi?

Jimnastik deyince Nadia Comaneci akla gelir. Romenler’in harika kızı, 1976 Montreal Olimpiyatları’nda bir inanılmazı gerçekleştirmiş bütün hakemlerden  10 tam puan alarak 5 altın madalya kazanmış, en yüksek puanla da şampiyon olmuştu.  

Comaneci  bu başarıyı yaşadığında sadece 14 yaşındaydı ve çocuk sporcu olarak adlandırılıyordu. 1980 Moskova Olimpiyatları’nda da 18 yaşında iki altın kazanmış, sonra da faal sporu bırakmıştı.  

Yani,yeryüzünde neredeyse bütün büyük sporcuların şampiyonluklar kazanmaya başladığı ve bunu 30’lu yaşlara taşıdığı bir yaşta, 18 yaşında salonlardan çekiliyordu 

*** 

Bütün dünyada fenomen sporcu haline gelince sürekli davetler aldığı ülke ve şehirlerde gösteriler yapıyor, bundan da sıkılınca 1984’te tümüyle emekliye ayrılarak anneliği tercih ediyordu.  

Ne ondan önce, ne de ondan sonra,  o başarıyı yakalayacak başka bir sporcu çıkmadı, kolay kolay da çıkmayacak.  

“Kömünist bir ülkede peri masalı” olarak anılan Nadia Comaneci, Çavuşescu diktatörlüğünün büyük çalkantı yaşadığı huzursuz bir dönemden sonra, pek çok Doğu Bloku ülkesinin sporcusu gibi, Batı’nın yolunu tutacak ve ABD vatandaşlığına kabül  edildikten sonra 2002’de bu ülkeye yerleşecekti.  

*** 

Nadia Comaneci’yle kim kıyaslanabilir denecek  olursa belki ona yakın herhalde Pekin Olimpiyatları’nın 8 altın madalyalı ismi, ABD’li yüzücü Michael Phelps olabilir. 

Comaneci, dünyada çocukları ve gençlere cimnastiği o kadar sevdirdi ki, sadece bir  

“idöl” olarak kalmadı, ailelerin çocuklarını,  akın akın cimnastik okullarına yazdırmasını sağladı. 

Tabii ülkesi Romanya da, Olimpiyatlar’da madalyaların, aslan payını, çok uzun süre toplamaya devam etti. 

Biz koca Türkiye olarak ise ne yaptık, hep seyrettik. Bugünkü başarılarda büyük etkisi olan Suat Çelen’in Olimpiyat Şampiyonluğu’na bedel gördüğümüz Balkan Şampiyonluğu ile avunduk durduk. 

Tabii Olimpiyatlar’ın en güçlü ülkeleri Romanya, Bulgaristan ve Yugoslavya’ydı ve bunlar da Balkan şampiyonalarına en güçlü kadrolarıyla gelirdi, onu da belirtelim. Suat Çelen, 1991’de Avrupa Gençler Şampiyonu da oldu. 

Çok genç yaşta trafik terörüne kurban verdiğimiz merhum Murat Canbaş’ın 1993’teki Avrupa Gençler  ve sonra da Akdeniz Oyunları Şampiyonluğu ile, uzun süre idare ettik. 

Cimnastik ve atletizm, bütün sporların “ana”sı kabul edilir. Hangi branşta kabiliyeti ve geleceği, hatta madalyası olursa olsun, takım sporları dahil, her sporcu, çocuklukta, mutlaka atletizm ve cimnastik istasyonlarından geçmeli.  

En büyük kalıcı ve uzun süreli şampiyonların temelinde bu iki branş olmazsa olmazdır... 

*** 

Olimpiyatlarda yaklaşık 950  madalya dağıtılır. Bunların 142’si atletizmde, 139’u yüzmede. Yani asıl madalya havuzu bu iki branş. madalya depomuz güreş 60-70 cıvarında.  

Olimpiyatlar’da bazan organize eden ülkeye göre yeni bir branş ilave edilebilir veya bazı disiplinler kaldırılabilir, bunun için de madalya sayılarında esneklikler ve geçişkenlikler olabilir. Ancak ağırlık her zaman budur. 

Cimnastikte ise 18 branşta toplam 54 madalya dağıtılmaktadır. Ne yazık ki bu tablodan şu ana kadar nasibimizi alamadık. İlk defa Tokyo Olimpiyatları’nda madalya, ümidimiz oldu. 

*** 

Göreve geldiğimiz 2002 sürecinden sonra, bütün branşlarda federasyon başkanları, teknik sorumlular, kulüpler ve sporcularla ciddi bir çalışmaya girdik.  

İki branşta da,  genelde teslim olunan kader şuydu: “Yüzme ve cimnastik, bizim vücut yapımıza, anatomimize uygun değil”. 

Biz bu fikri kesinlikle reddettik. “Karadeniz’in kuzeyinde Romanya cimnastikte, Rusya, Ukrayna yüzmede mafdalyaları topluyor da, Karadeniz’in güneyinde Türk gençleri niye toplayamiyormuş.  

*** 

Bunun daha çok çalışmayla  alakası var ve biz de bilimin gerektirdiği her şeyi yerine getirelim, her türlü imkanı verelim, yurtdışından hoca-eğitici-uzman getirelim, hocalarımızı yurtdışına gönderelim, Batılılar gibi, beslenme uamanları, yaşam koçları nezaretinde,  günde 8 saat planlı programlı çalışalım, bakın nasıl oluyor” dedik ve kolları sıvadık. 

Tesisse tesis, organizasyonsa organizasyon, imkansa imkan. Hiç bir şeyi esirgemedik. Bolu, İstanbul Bağlarbaşı ve İzmir cimnastik ihtisas  salonlarımızı onarıp modernize ettik, hızla yeni hoca ve sporcularımıza niyetimizi hissettirdik, kucakladık.  

*** 

Ülkemize aldığımız her büyük organizasyonla da illerimize, yeni modern, sürekli ve 24 saat, cimnastiğin hizmetinde olacak dünya çapında müsabaka ve idman salonları açtık. Cimnastik okulları başlattık.  

Her branşta olduğu gibi cimnastikte de spor kökenli isimleri başkanlıklara taşımaya, gençlik ve spor  il müdürlüğü görevlerine getirmeye başladık.  Bugün Atletizm Federasyonu Başkanı olan Fatih Çintımar, önce Erzurum İl Müdürü olmuştu. 

Doğduğu Bolu’da beden eğitimi öğretmenliği yapan Suat Çelen de aynı yollardan geçerek önce cimnastiğin üssü olan Bolu İl Müdürü, sonra da Cimnastik Federasyonu Başkanı seçildi. 

*** 

Ve cimnastik sahibini buldu. Devletin büyük yatırımını tamamlayacak unsur da buydu. Çok iyi bir federasyon başkanı ve yönetimiyle cimnastik çıkışa geçti. Cimnastiğe gönül vermiş kulüplerimiz ve kulüplerinde Milli Takım’da çok kıymetli hocalarımız var.  

Sporcuyu seven, teşvik eden, kıskanmayan, ağabeylik, hocalık, mentörlük yapan, bütün bir camiayı sorunsuz yöneten bir adamın adı oldu Suat Çelen. 

Yetişmeye başlayan gençler, önce Gençlik Oyunları’nda ilk büyük sınavlarını verdiler. Mesela 2011 Trabzon Gençlik Olimpiyatları’nda İbrahim Çolak, gümüş madalya aldığında 15 yaşındaydı.  

*** 

O günkü çocuklar, artık bugün genç oldu ve ülkemize madalya getirmeye başladı.  

Dünya Kupası Şampiyonu Ümit Şamiloğlu’nun istikrarlı bir şekilde başarılarına devam etmesi, takıma ağabeylik yapması, en güzel örneklerden biri, Suat Çelen’in ve hocaların da en büyük yardımcısı. 

İki ülke organizasyondan çekildiği için Avrupa Şampiyonası’nı, 2 ay kala Türkiye üstlendi. Tabii devlet iradesini ve değişen bakanlık anlayışını da takdir etmek lazım. Ve Akdeniz Oyunları’na evsahipliği yapan Mersin, hazır tesisleriyle bu sefer Türkler’in patlama yapacağı bir şampiyonaya sahne oldu. 

*** 

İbrahim Çolak ve Ferhat Arıcan altın alırken toplamda 8 madalya kazandık. Pandemi sebebiyle ülke ve sporcu katılımının az olması, madalya sayımızı artırmış olabilir ama tarih, Türkiye’ye 8 madalyayı yazmış oldu. 

Nadia Comeneci’den sonra Romanya cimnastikte artık yok. Son Rio Olimpiyatları’nda madalya kazanan 16  ülkeden biri değil. 54 madalyanın 12’si ABD, 11’i Rusya, 7’si İngiltere’ye gitti. Türkiye artık neden onlar arasında olmasın? 

Türkiye, tam 108 yıl sonra cimnastikte Rio 2016’da  Ferhat Arıcan ve Tutya Yılmaz’la kota aldı. Eminiz Tokyo için çok daha fazla sporcuyla katılım sağlayıp, bu sefer de bir veya bir kaç madalya kovalayacağız. Bu da cimnastikte ilk olacak. 

*** 

Önemli bir dönemece geldik. Tabii ki, Türk sporu için ta 1924 Paris Olimpiyatları’ndan beri devlet adamı, yönetici, antrenör,spor elemanı,  sporcu, kim bir çivi çaktıysa başımızın tacıdır. 

Lakin bütün Türkiye’de sporu devlet politikası haline getiren ve büyük destek veren, milat kabül edilecek bir tarih olan 2002’den sonra yapılanlar inanılmazdı.  

*** 

Tabii arada sporu oyuncak zannedip “kılıç-kalkan” oyununa çeviren, uluslararası organizasyonlara karşı çıkan, yetişmiş kadroları doğrayan, sporun ruhundan çokça uzaklaştığımız dönemler, kayıp yıllar oldu.  

Onun sancısı hala giderilemedi. Başarılı hamleler de,  özellikle 24 saat sporla içli dışlı olan federasyon başkanları ve onlara verilen destekler sayesinde oluyor. 

Cimnastikteki bu gurur, yüzmede Emre Sakçı’nın rekorları ve sıradaki daha onlarca gençten gelecek başarılar, iki branşı da Türkiye’mize kazandıracaktır. 

*** 

Türkiye’nin gücü, organizasyon kabiliyetinde, gençleri spora çekecek hamlelerde, moralini yükseltecek liyakatli, sporsever kadrolarda, en büyük zenginliğimiz olan gençleri spora teşvik edecek hamlelerde ve en bilimsel ve verimli çalışmalarda. 

Güreş, halter, atletizm, tekvando, boks, judoda olduğu gibi yüzmede de, cimnastikte de madalyalar gelir ve gelecek. İyi ki Suat Çelen’imiz ve madalyaya aç, bu kadar güzel bir gençliğimiz var.  

“Hani yüzme ve cimnastik bizim vücut yapımıza, anatomimize uygun değildi?... 

YORUMLAR (7)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
7 Yorum