İki Demirel'in ardından

Türk siyasi tarihinin kilometre taşlarından birisi olan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in vefatı ile bir dönemin de sonuna nokta konulmuş oldu.

Bir kere Demirel kendine has siyasi üslubuyla, fötr şapkasından polemiklerine, siyasete getirdiği renkli ifadelerden kendisine atfedilen ‘baba’ ve ‘Çoban Sülü’ lakaplarına kadar her yönüyle siyasi tarihimizde derin izler bırakarak bu dünyaya veda etmiştir.

Süleyman Demirel 1965 - 1993 yılları arasında değişik dönemlerde başbakanlık yapmış, darbelerle iktidardan indirilmiş, yeniden gelmiş ve siyasi yürüyüşünün sonunda Türkiye Cumhuriyetinin 9. Cumhurbaşkanı olmuştur.

1965 yılında Adalet Partisi’nin iktidara geldiği ilk günden ’70’li yıllara kadar, özellikle barajlardan elektrik santrallarına ve ekonomik kalkınma hamlelerine kadar her alanda Süleyman Demirel imzasını görmek mümkündür.

1970’li yıllarda anarşinin tırmanması ve ülkenin kaotik bir ortama sürüklenmesi aynı zamanda siyasette de derin fay hatlarının oluşmasına neden olmuştur. Nihayetinde 1980 darbesi Demirel dahil bütün siyasi parti liderlerini, partileri ve topyekun demokratik hayatı yerle bir etmiştir.

Türkiye’nin cunta kabusundan kurtulmasının ardından Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan gibi yasaklı liderlerin yeniden siyasi hayata dönüşüyle birlikte yeni bir dönem başlamıştır. Ancak yıllardır Türkiye’nin ekonomik ve demokratik kalkınmasında önemli imzaları bulunan Demirel artık eski pırıltılı günlerinde değildir.

Hele de Turgut Özal gibi Türkiye’yi dünyaya açan, demokrasi ve özgürlük ufkunu genişleten bir liderin ardından başlayan yeni Demirelli günler eski tadında hiç değildir.

1993 yılında Çankaya’ya çıkışı Demirel için tarihi bir dönüm noktası niteliğindedir. Özellikle de 28 Şubat postmodern darbe sürecinde etkin rol alan Demirel bir başka Demirel’dir.

Geçmişte Türkiye’nin kalkınmasında önemli rol oynayan, ‘barajlar kralı’ olarak anılan, darbelere maruz kalmış ama hep demokrasinin safında yer almış Demirel gitmiş yerine neredeyse cuntacılarla aynı dili konuşan, daha da dramatik olanı başörtülü öğrencilerin mağduriyetini “Arabistan’a gitsinler” diye yorumlayabilen bambaşka bir Demirel gelmiştir.

Şimdi bize düşen artılarıyla, eksileriyle siyasi tarihimizde müstesna bir yere sahip olan Süleyman Demirel’e rahmet dilemektir.

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.