Tarihi tarihçilere bırakalım

Tarih siyasallaştırılmaya en uygun alanlardan biri. Bugünü anlamak, özellikle de istediğimiz gibi anlatmak için geçmişe bakmamız yeterli. Nasılsa milyonlarca veri arasında bazıları bizim istediğimiz bağlantıyı kurmamıza yardımcı olacaktır. Bir de kurgulamaya çalıştığımız sebep sonuç ilişkisi, yani hipotez daha önce başkaları tarafından kurgulanmış ve genel kabul görmüşse, işimiz çok daha kolay demektir.

Bütün yapmamız gereken belirleyici olacağını tahmin ettiğimiz bağımsız değişkeni tayin etmektir. Karşımızda siyasal eğilimleri, inançları ya da başka bir nedenle kurguladığımız nedenselliği kabul etmeye hazır bir kitle de varsa o zaman çok seçici olmamıza bile gerek kalmayabilir. Mesela Ortadoğu’nun tüm sorunlarını 100 yıl önce imzalan Sykes-Picot Anlaşması’na bağlarsanız, sorumluluğu Fransa ve İngiltere’nin, biraz da Rusya’nın sırtına yüklersiniz.

***

Böylesi tespitler rahatlatıcı, bazen de birleştiricidir. Karşı karşıya olduğunuz sorunları dışsallaştırırsınız. Sebebini, diyelim ki emperyalist yayılmacılığa bağlarsınız. Eğer yeterli sayıda insan önermenize inanırsa, doğruluğunu sorgulamazsa, atıfta bulunduğunuz sorununun çözülmesine bile yardımcı olabilirsiniz. Yarattığınız mitoloji yeni bir birlikteliğin zeminini oluşturur. “Öteki” çatışan taraflar değil dış güçler olur.

Ancak böylesi bir teşebbüsün başarılı olması için kritik eşiği aşacak sayıda insanın önermenize inanması, daha da önemlisi çıkarlarının sizin önermenizin işaret ettiği sonuçla uyuşması gerekir. Diyelim ki Sykes-Picot’yu kullanarak Ortadoğu olarak adlandırdığımız geniş coğrafyanın sorunlarını çözmek, yani bu bölgede kurulmuş devletlerin bir şekilde yeniden birleşmesini sağlamak istiyorsunuz. O zaman bu devletlerin ve onları oluşturan belli başlı unsurların da sizinle aynı beklentileri paylaşması gerekir.

Başka bir deyişle, Suriye, Irak, Ürdün, Lübnan, İsrail, biraz daha ileri gidersek Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve tabii ki Suudi Arabistan’ın, üstelik de bu coğrafya da yaşayan farklı inanç ve Kürtler gibi farklı etnik grupların da önermenizin doğuracağı siyasi sonuca razı olmaları şarttır. Aksi takdirde, teşebbüsünüz bir başka emperyalist proje olarak kayda geçer ve onların okumasıyla örtüşmediği için hiç istemeyeceğiniz sonuçlar doğurur.

Unutmayın ki, yaptığınız bir akademik tespit değil siyasi bir tekliftir, hayalinizdeki geçmişin yeniden hayata geçirilmesi için kurgulanmış bir tarih anlatısıdır. Hem de büyük bir anlatıdır. İma ettiğiniz; söz konusu anlaşmanın yapılmamış olması halinde, Ortadoğu’daki düzenin, Pax-Ottomana’nın bozulmayacağıdır. Varsayımınız; 1916 öncesinde ve sonrasında bölgede sorun yaşanmadığıdır.

Oysa tarih bize bunun tersini söylemektedir. 1916’dan biraz daha geriye gitmek, sadece Mekke’de Suud ailesinin yaptıklarına, Mısır’da Mehmet Ali’nin isyanına bakmak iddianızın doğrulanamayacağını göstermektedir. Kaldı ki Ortadoğu’nun sınırları İngiltere ve Fransa arasında 1916’da varılan mutabakatla çizilmemiş, savaş sonrasındaki muhtemel etki alanları belirlenmeye çalışılmıştır. 1920 San Remo Konferansı bu anlamda Sykes-Picot’dan çok daha önemlidir. 16 Mayıs 1916 sonrasında yaşananlar bölgenin geleceğini o gün imzalanan belgeden çok daha fazla etkilemiştir.

***

Zaten anlatınız doğru bile olsa, gerçeklerle sınandığında ispatlanma imkanı dahi bulunsa, 100 yıl sonra filmi geriye sarmak, imparatorluk Türkiye’sini yeniden kurmak, geniş anlamıyla Ortadoğu’yu birleştirmek mümkün değildir. Ne bizim buna yetecek gücümüz, ne de zeminde böyle bir talep vardır. Sykes-Picot dendiğinde bölgede anlaşılan, mirasçısı olduğumuz imparatorluğun çöküşünün sorun doğurduğu değil, çöküşün sonucunun adil olmadığı, sınırların iyi belirlenmediği, herkesin istediği devlete kavuşamadığıdır.

Sykes-Picot üstünden siyaset yapmak bize hiçbir yarar sağlamaz. Tam tersine zarar verir. Bölgenin sınırlarının Türkiye’nin arzu etmeyeceği şekilde değişmesinin zeminini hazırlar. İktidar bloğunun da, Türkiye’nin istikrar isteyen kesimlerinin de artık bu tür tarih yorumlarını tarihçilere bırakma zamanı gelmiştir. Türkiye statükoyu değiştirmek değil korumak zorunda olan bir devlettir. Bir ara değiştirmeye çalışmış ama başarısız olacağı belli olmuştur. Anlatısı da, tarih yorumu da, siyaseti de yeni gerçekliğe uyum sağlamalıdır…

YORUMLAR (3)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
3 Yorum