İran’ın protesto tecrübesi
İran’da 15. gününe giren büyük halk protestolarının akıbeti hakkında internet ve telefon yasağı nedeniyle fazla sağlıklı bilgi bulunmuyor. İletişim yasakları nedeniyle kesin ve güvenilir bilgilere ulaşmak çok zor. Ancak İran’ın (rejimin) yaşadığı en büyük protestolardan birisiyle karşı karşıya olduğu aşikar.
İran bu türden protestolar konusunda oldukça tecrübeli. En büyüğü 2009 yılında Ahmedi Nejat’ın seçimleri kaybettiği halde galip ilan edilmesiyle başlayan ve ülkenin birçok tarafına yayılan protestoların benzerleri 1999, 2017, 2019 ve 2022 yılında da yaşanmıştı. Dünya kamuoyunda her biri, İran rejimi yıkılıyor beklentisi yaratan bu protestoların hiçbirisi rejimin yıkılmasına yol açmadı.
İran’da bu türden protestoların başarısız olmasının farklı nedenleri bulunuyor. Bunların başında rejimin çok güçlü ve iyi organize olmuş bir güç/baskı aparatına sahip olması geliyor. Sepah olarak anılan Devrimi Muhafızları Ordusu, İran’ın resmi ordusu Arteş ve gerektiğinde sayıları milyonları bulabilecek olan gönüllü milis teşkilatı Besiç bu aparatın en önemli üç ayağı. Ülkede yaygın güçlü istihbarat ağı ve İran dışında Afganistan, Pakistan, Irak ve Lübnan gibi ülkelerde bulunan silahlı Şii grupları da, İran rejiminin koruyucu unsurları arasında dahil etmek gerekir.
****
Bu unsurların ihtiyaç olması halinde silah kullanmaktan imtina etmeyecekleri biliniyor. Hele kendi varlıklarının tehlikeye düştüğünü hissetmeleri halinde doğabilecek şiddet potansiyeli muhtemelen İran’da dönüşümü engelleyen en önemli unsurlardan birisi.
İran rejiminin halk nezdinde kabul görmediği inkar edilemez bir gerçek. Farklı oranlar olsa da gerçek anlamda rejime sadık olanların sayısının yüzde 5 ile 10 arasında değiştiği söyleniyor. Ancak hem yukarıda sözü edilen kurumlar ve hem de diğer yönetici elitleri rejime sadık. Tüm protestolarda rejimin tavanında hiçbir çatlak yaşanmadı. Oysa İran İslam Devrimi esnasında Şah’a bağlı bir çok ordu mensubu ve bürokrat devrime destek vermişti.
Toplumsal muhalefet bir hissiyat olarak güçlü ancak organize bir yapı değil ve diğer protestolarda olduğu gibi bu protestolarda da kitleleri arkasına alacak bir lider yok. Son protestolarda eski İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi’nin ismi zikredilmekle beraber, Pehlevi tüm protestocuların önderi olacak siyasi bir şahsiyet değil. Ülke genelinde yayılan protestoları ortak amaca kanalize edebilecek bir yapı ya da eğilim yok.
Rejim bu zamana kadar baş etmek zorunda kaldığı çok sayıdaki kitle protestoları ile tecrübe sahibi oldu. Göstericileri yer yer öldürerek, ya da daha sonra idam ederek sert tedbirler uyguluyor. Ancak asıl stratejisi protestoları aşındırmak. İran rejimi, kademe kademe aşındırarak protestoları etkisiz hale getirme konusunda çok başarılı. Kendisi de sokak hareketleri ile kurulan İran İslam rejimi, sokakların gücü, potansiyeli ve psikolojisi konusunda bilgi ve tecrübe sahibi.
İran, nüfusu yaklaşık 90 milyon, büyüklüğü ise 1,6 milyon kilometre kare (Türkiye’nin neredeyse iki katı) olan bir ülke. Dünyanın üçüncü büyük petrol rezervlerine sahip ve doğalgaz kaynakları konusunda ise dünyada ikinci sırada. İran’ın tüm bu doğul servete rağmen, yıllık gayrisafi milli hasılası (geliri) sadece 500 milyar dolar civarında (Türkiye 1,5 trilyon dolar). İran’ın kişi başına düşen milli geliri de 5 bin 500 dolar (Türkiye 17,5 bin dolar )
Zaten olması gerekenden bir hayli düşük olan milli gelirin önemli bir kısmı, yönetici elitler tarafından paylaşılıyor. Yaşanan ekonomik sefalete, rejimin baskıcı, yasakçı uygulamaları da eklenince halk arasındaki memnuniyetsizlik günden güne artıyor. Rejimin yukarıdan dayattığı (İslami) kuralların halk nezdinde bir saygınlığı ve kutsiyeti yok.
Şia inancına göre can veya mal güvenliği tehlikedeyken kişinin inancını gizlemesine izin veren takiye, halk tarafından rejime karşı uygulanıyor. Yani kamuda görülen dindarlık, rejimin gazabına uğramamak adına yapılan bir riyakarlıktan öte bir anlam taşımıyor.
İran, Türkiye’yi de çok yakından ilgilendiren önemli bir dönüşümün eşiğine geldi. Bunu baskı ve tehditle öteleme imkanı, eski protestolara kıyasla, daha düşük gibi gözüküyor. Umarız bu dönüşüm büyük trajediler yaşanmadan gerçekleşir.
