Haccın anlamı üzerine

Bugünlerde ülkemizde 85.000 civarında Müslümanın evinde mutlu bir hac telaşı var yine...

27 Mayıs 2026 (10 Zilhicce 1447) Kurban Bayramının birinci günü…

Bilindiği üzere hac İslam’ın beş şartından biridir (diğerleri: kelime-i şehadet, namaz, zekât, oruç). Hali vakti yerinde olan ve gitme imkânı bulan her Müslümanın ömründe bir kere Mekke’deki Kâbe’yi usulüne göre ziyaret etmesi dinimizde farz kılınmıştır. Haccın nasıl yapılacağı ilmihallerde ayrıntısıyla anlatılır.

Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı her yıl hacca gideceklere kurslar düzenlemektedir.

Ülkemizde hacı adayları bu kutsal yolculuğuna şimdiden başladılar. Dünyada da iki milyon civarında Müslüman ve aile aynı mutluluğu ve telaşı yaşıyor. Uzun yolculuklar bile bu kadar sıradan, kolay ve güvenli hale geldiği halde konu hac olunca olağanüstü duyguların yaşanması bu yolculuğun kutsiyetinin işareti olmalıdır. Hele 10 yılı aşkın bir süredir sıra bekleyen iki milyon insanın arasından bu yıl hac kendilerine kısmet olmuş bulunan insanların ve ailelerinin sevincini bir düşünün!

Bu duyguların en yoğun yaşandığı şu günlerde, İmam Gazâlî’nin ünlü eseri İhyâ’dan hacca dair bazı pasajlar sunacağım. Umarım hacı adaylarımız bu pasajlardaki çok önemli mesajları dikkate alırlar.

Rabbimden, tüm hacı adaylarının mebrur ve makbul bir hac yapmış olarak sağlıkla ülkelerine ve ailelerine dönmelerini diliyorum.

Hac, Kâbe ve Mekke’nin önemi:

“Aziz Peygamberimiz, ‘Makbul bir hac dünya ve dünyadaki her şeyden daha değerlidir; makbul haccın tek karşılığı var, o da cennettir’ buyururlar.” (İhyâ, çev. M. Çağrıcı, İst. 2024, I, 352)

“Beytullah’ın gönüllerde sıradanlaşmasını istemeyen Hz. Ömer, hac görevleri tamamlanınca ‘Ey Yemenliler! Yemen’inize, ey Suriyeliler! Suriye’nize, ey Iraklılar Irak’ınıza gidin artık!’ derdi.” (I, 353)

(Kâbe’ye yakınlığı gönlünde hissetmelisin.) “Eski âlimlerden biri der ki: ‘Ta Horasan’da yaşayan, ama Beytullah’a orayı tavaf edenlerden daha yakın olan nice insan vardır.’ Şöyle de bir söz söylenmiştir: ‘Allah’ın öyle kulları var ki, Allah’a yakınlık kazanayım diye Kâbe onları tavaf eder.” (I, 354)

“Ahir zamanda insanlar dört farklı kesim olarak hacca giderler: Yöneticiler dinlenip rahatlamak, zenginler ticaret, fakirler dilenmek, hocalar da şöhret için…” “Bu hadiste insanların –hac ibadetine de bulaşması beklenen- dünya hevesleri özetlenmiştir. Bunların hepsi de haccın faziletine zarar verir ve onu seçkin kulların haccı olmaktan uzaklaştırır.” (I, 385)

Makbul haccın önündeki günah engellerini kaldırmak:

“Bunun anlamı, hacca niyet edince kul haklarını ödemek ve sırf Allah için yapılmış halisane bir tövbe ile bütün günahlarından tövbe etmektir. Yapılan her haksızlık ilâhî rahmete engeldir ve her engel, insanın yakasına yapışıp şöyle seslenen bir alacaklı gibidir: ‘Nereye gidiyorsun! Melikler meliki olan Allah’ın evine gitmeyi mi hedefledin! Oysa sen şu evinde O’nun buyruğunu önemsiz görür, çiğnersin. Günaha boğulmuş bir kul olarak O’na varmaktan utanmıyor musun! Ya seni kabul etmeyip kovarsa!” (I, 394)

“Hac yolculuğu ahiret yolculuğuna çok benziyor. Acaba hangisi daha yakın? Hac mı yoksa ölüm mü? Nereden bileceksin! Belki ölüm daha yakındır. İnsan, hac için aracına binmeden ahiret için tabuta binebilir. Üstelik tabuta binmesi kesindir; hac yolculuğunun nasip olup olmayacağı ise şüphelidir. Şu halde insan, olup olmayacağı bile şüpheli bir yolculuk için onca tedbir alıp azığını, taşıtını hazırlamaya uğraşırken, gerçekleşeceği kesin olan yolculuğu nasıl ihmal eder!” (I, 395-6)

Hacılar ve yoksullar:

“… Bir kısım aldanmışlar da paralarını hac yolunda harcamaya düşkündürler. Komşularının aç-açık olmasına aldırış etmeden peş peşe hacca giderler. Bunlar hakkında (Hz. Peygamber’in evlatlığı ve dostu Abdullah) İbn Mes‘ûd (r.a.) şöyle demiştir: ‘Öyle bir zaman gelecek ki, sebepsiz hacca gitmeler artacak; bunların yolculukları kolaylaşacak, yeme içme sıkıntıları da olmayacak. Fakat sevaptan mahrum olarak dönecekler. Bunlardan kimileri (hac yapıp sevap kazanacağım diye) ıssız çöllerde aç susuz dolaşıp kaybettikleri develerini ararlar da hemen yanlarında (yoksulluğa) esir düşmüş komşularına yardım etmezler.” (III, 614)

YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.