Zihniyet meselesi

Bir iletişimci olarak, Abbas Abalı müstearıyla yazdığım ve 1997 yılında yayımlanan ‘Ekranın Büyüsüne Kapılmadan’ kitabımın sunuşunda şu tespitte bulunmuştum: “Toplumumuz uzunca bir süredir kültürel bakımdan bir geçiş dönemini yaşamaktadır. Kitle iletişim araçlarının yaygınlaştırdığı Batı tipi çağdaş kültürle, köklü ananevî kültürümüz çatışmaktadır. İçinde bulunduğumuz kültür karmaşıklığı veya kargaşası sadece fikir plânında kalmayıp, sosyal ilişkilerimizi de etkilemektedir. Tanpınar’ın deyişiyle ‘hayatımız ikiye bölündü.’”

Bilincimizi felce uğratan bu hâl artarak devam etmekte ve bir zihniyet meselesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Düşüncede ve yazmada bunun izlerini görmekteyiz.

***

Cumhuriyet ülkemizin en eski gazetesi. Çarpık yayın çizgisi doğrultusunda olsa da, kültür ve sanata verdiği önem bakımından takdire değer. Çıkardığı eklerden biri de kitap eki ve haftalık olarak yayımlanıyor. Ek’in yayın yönetmeni Turhan Günay konunun en tecrübeli isimlerinden. İki de editörü var. Yayın geleneğiniz, yeterli kadronuz, sürekli yazanlarınız varsa işinizi doğru dürüst yapmanız beklenir. Ciddiyet ve özen olmayınca, yazılanlar düzeltilmeden okurun karşısına çıkıyor.

5 Nisan tarihli Cumhuriyet Kitap’tan örnekleyelim: Selçuk Altun’un numaralar vererek kaleme aldığı yazıları zevkle, bilgilenerek okuduğumu söylemeliyim. Yazmayı bilen ve kültürlü olsa da gelip zihniyet meselesine takılıyor. Bu sayıdaki yazısında, 4456 numaralı notta ve önceki yazılarında da “Hazreti Google” yazmaktan kaçınmıyor. Hazret “Yüce kabul edilen adların başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen unvan” (TDK Sözlüğü) olarak tanımlanıyor. Altun bunu bilmez mi? Elbette bilir, fakat sözde esprili yazma, belki de alay etme güdüsünü yenemiyor. Yazısındaki diğer çarpıklıklar: “… bir kitap lansmanında…” (tanıtımında yazmakta ne gibi bir beis görülüyor?). “… polyglot ve bibliyofildir.” (Bibliyofile aşina olsak da polyglot neyin nesi?) “ … bir kültürazzisel örnek:” (Adeta dile çalım atma çabası kişiye ne kazandırır?)

***

Eklerde öne çıkartılan yazarların fotoğraflarına kapakta yer veriliyor. Bahse konu ekin kapağında Hıfzı Topuz yer alıyor. Kendisiyle Gül Atmaca son kitabı ‘Nevbahar’ üzerine bir söyleşi yapmış. Batılı zihniyetin eksiksiz temsilcisi Topuz, yaşı gereği Osmanlı Türkçesi’ni (Osmanlıca deniyor) bilse de, şöyle bir cümle kurabiliyor: “Mektuplar gerçek, sadece Türkçeleştirdim.” (Latin harflerine aktardım demeyi düşünemiyor.) Söyleşide “editör ne işe yarar?” dedirtecek bir ifadeyi de aktaralım: “O güne kadar aileler kızlarını bilmem hangi paşanın kızıyla evlendirmeye çalışıyor…”

***

Ekte öne çıkartılan bir diğer kitap, Hasan Cemal’in ‘Hayat İşte Böyle Geçip Gidiyor’ adlı eseri. Orhan Baylı’nın tanıtım yazısı destek mahiyetinde. Yazmanın temel sorunlarından biri de, nasıl yazılacağını bildiğimizi zannettiğimiz kelimeleri yazarken tereddüt gösterip sözlüğe başvurmamak. Baylı, “… siyasal panaromasıyla…” ve “… aleste beklediği…” yazarak bu tuzağa düşüyor (doğrusu panorama ve alesta). Yazıdan, “… bir oraya bir buraya konan kelebek uçuşu anlatım…” cümleciğini beğendim. Kitabın içeriğindeki paspallığa da değinmeden geçemeyeceğim. Karalar bağlamış yazarımız diyor ki “73 yaşındayım, 48 yıldır gazeteciyim. Hiç bu kadar mutsuz olmadım. Hukuk ve özgürlüğün hiç bu kadar ayaklar altına alındığına tanık olmadım. Kimse kaderiyle ölmüyor buralarda…” Darbeler dönemlerini yaşamış (gerçi kendisi de Milli Demokratik Devrim saflarında yer alarak darbe özlemi içinde olmuştu) birinin bunları yazarken ruh sağlığının yerinde olduğunu düşünmek mümkün mü? Kitaplarının, geçmişte AK Parti milletvekilliği de yapan Mehmet Faruk Bayrak’ın sahibi olduğu Everest Yayınları’ndan çıktığı notunu da düşelim.

YORUMLAR (8)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
8 Yorum