‘Baba ocağı’ değil de ‘anne ocağı’ olsaydı CHP…
Ülkemizin siyasi hayatını yakından gözlemlerken şaşırma duygumun zayıfladığının hayli zamandır farkındayım. Hayrete düşmem gerektiği düşünülebilecek nice olay, bana çoktandır olağanmış gibi geliyor…
Dün hayretimin arttığını bir kez daha hissettim.
Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel’in CHP’li seçmenlerle bayramlaşma girişimleri sayesinde…
Artık iki tarafın da ‘baba ocağı’ diye adlandırdıkları iki CHP var.
Kılıçdaroğlu partililerle CHP genel merkezinde buluştu; Özel de Güven Park’ta…
İki taraf da son savletleriyle en büyük kalabalığı toplamaya gayret etmiş…
Bir hafta öncesine kadar CHP genel başkanı sıfatı bulunan Özgür Özel, ülkenin dört bir tarafında düzenlediği mitinglerden kazandığı deneyimin yararını dünkü bayramlaşmada gördü.
Yalnız daha büyük kalabalığı toplamakla kalmadı, gelenleri arkasına takıp Anıtkabir’e kadar kilometrelerce yürütebildi de.
İki taraf arasında çetin bir mücadele sürüyor.
Kılıçdaroğlu’nu tutan gazetelerden birinde, siyasette paranın önemini vurgulayan bir yazı vardı dün.
CHP bu yıl 1,5 milyar TL Hazine yardımı almış… O paranın 600 milyon TL’sinin örgütler için ayrıldığını kayda geçirdikten sonra, Kılıçdaroğlu’nun, bazı il ve ilçe örgütlerine karşı ‘ödenek kozunu’ kullanabileceği ihtimalini hatırlatıyordu yazar…
‘Koz’ sözcüğü en isabetli kullanılışına bu ihtimalde kavuşmuş.
Böyle durumlarda danıştığım Kubbealtı Lugatı ‘koz’ sözcüğünü şöyle tanımlıyor:
1. İskambil oyunlarında diğer kâğıtlara üstün oldukları ve diğer kâğıtları alabilecekleri kabul edilmiş olan aynı işâreti taşıyan kâğıt grubu ve bu gruptaki kâğıtlardan her biri.
2. Sâhip olunan ve başarı elde etmek için öne sürülebilecek olan üstün durum.
3. Elindeki üstün durumu öne sürmek ve kullanmak.
4. Çıkış yapmak sûretiyle anlaşmak, aradaki anlaşmazlığı zora baş vurarak çözümlemek, hesaplaşmak.
CHP’nin yeni yönetimi elindeki ‘kozu’ güle oynaya kullanır artık…
Yeni yönetimden yana olduğunu belli ettiği için yakın izlemeye çalıştığım bir başka gazetenin yazarı da en az önceki kadar ilginç ‘şaşırtıcı’ bir yazı ile okur karşısına çıkmıştı dün.
‘Kılıçdaroğlu kimleri şaşırtacak?’ başlıklı yazının son paragrafı şöyle:
“Belki de gerçek ‘Türkiye ittifakı’na giden yolun taşları döşeniyor, neden olmasın?”
‘Türkiye ittifakı’, hem de gerçek olanı?
Deyim, AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından, kurumsal X hesabından paylaştığı şu mesajda kullanılmıştı, ilk olarak 2019 yılında:
“Ülkemizin bekasını ilgilendiren meselelerde, siyasi görüş ayrılıklarımızı bir tarafa koyarak, 82 milyon hep birlikte ‘Türkiye İttifakı’ olarak hareket etmeliyiz. / Vatandaşlarına güven veren bir Türkiye için hep beraber elimizi taşın altına koymalıyız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Türkiye İttifakı’ daveti, ‘Cumhur İttifakı’ ortağı MHP ile bazı konularda farklılaşma yaşandığı bir dönemde paylaşıldığı için, MHP’den kopma durumunda farklı bir ittifak arayışına girmenin AK Parti’de düşünüldüğü biçiminde yorumlanmıştı.
Öyle yorumlandığı için olacak, Devlet Bahçeli, hemen ertesi gün, “Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye İttifakı ile neyi kastettiğini elbette bilemeyiz” dedikten sonra şu kesin ifadeyle mesajı cevaplandırmıştı:
“Ülke bazlı siyasi ittifak olmaz.”
Yazarın “Türkiye ittifakı’na giden yolun taşları döşeniyor” tespiti o eski beklentiyi hatırlatıyor.
Kılıçdaroğlu’nun başına geçtiği CHP ile AK Parti’nin muhtemel birlikteliğini…
CHP’yi temsil iddialı iki tarafın dünkü eş-zamanlı bayram kutlama etkinliği yakın gelecekle ilgili beklentiler hakkında fikir verecek bir deney olay gibiydi.
Kılıçdaroğlu elde ettiği konumu kolayca terk etmeyecek… Tersine, konumunu önümüzdeki günlerin CHP’yi ilgilendiren gelişmelerini etkileme amacıyla kullanacak…
Partili belediye başkanlarının yargı süreçlerini etkileyecek bir ayrıştırmaya tabi tuttu konuşmasında Kılıçdaroğlu: Masum olduğuna inandıklarını kurtaracak; buna karşılık kirliye bulaşana göz yummayacak…
Yargı yoluyla siyasi sonuç alma girişimini meşrulaştırıp kolaylaştıracak bir müdahale hazırlığı bu.
Muhalifleri için ilk kez FETÖ ile ilişkili oldukları iddiasını da seslendirdi Kılıçdaroğlu…
Bayramlaşma etkinliğine çok daha kalabalık bir grubu çekebilmeyi başarmış Özgür Özel ise, CHP’yi yargı eliyle yeniden ele geçirmiş olan kadroya bırakmak niyetinde olmadığını belli etti…
İki taraf da sıklıkla ‘baba ocağı’ sıfatını kullandılar CHP’den söz ederken…
‘Ana ocağı’ diye adlandırsalardı CHP’nin akıbetini daha kolay öngörebilirdim…
Süleyman Peygamber’e aynı çocuğun annesi olma iddiasıyla gelen kadınlardan gerçek anne olanın, öldürülme tehdidi altındaki yavrusunu kurtarmak için iddiasından vazgeçmesine benzer bir sonuç Kılıçdaroğlu-Özel ihtilafından beklenebilirdi.
Kestirmeden söyleyebileceğim şu: Olan CHP’nin kurumsal kimliğine olacak…
