Galiba ‘kitap yasaklama’ ayıbından hiç kurtulamayacağız

Bu ülkede yaşanan haksızlık ve hukuksuzluklar, tahammül sınırlarını zorlayan öyle bir noktaya geldi ki, her gün kalbimizin üzerinde koca bir kaya ile dolaşır gibiyiz. Sanki hiç derdimiz yokmuş gibi şimdi bir de ‘kitap yasaklama’ ayıbı çıktı başımıza.
Doğrusu demokrasinin sınırları bu kadar zorlanmamalı. Zira bu ülke, zaman zaman millet iradesi darbelerle kesintiye uğratılsa da uzun bir demokrasi tecrübesine sahip.
AK Parti iktidarı öncesinde de hukuk ve demokratik teamüller ağır saldırılara maruz kalmasına rağmen devletin kurumsal hafızası bir şekilde ayağa kalkarak yoluna devam etmeyi başarmıştı.
Ancak bugün en azından kağıt üzerinde anayasa ve yasalarda fazla bir eksiklikler olmamakla birlikte ‘vesayet’ dönemlerini çağrıştıran çok tehlikeli bir süreç yaşanıyor.
Haliyle bugün, gelecek umutlarımızı yok eden karamsar bir rüzgara teslim olmuş durumda hayatlarımız.
Çünkü hayatımızı tanzim edecek olan anayasa ve yasalar adeta askıya alınmış gibi. Maalesef hiçbir hukuki ve ahlaki kuralı dikkate almayan keyfi uygulamalarla karşı karşıyayız.
Halkın özgür iradesiyle seçilmiş muhalif belediye başkanları konvoylar halinde tutuklanıp hapse atılıyor. Ve öylesine bir korku iklimi yaratılmış durumda ki, sandıkta kazanılamayan belediyelerin başkanları Silivri ile korkutularak AK Parti saflarına alınıyor.
Oysa bugüne kadar AK Parti’yi millet nezdinde itibarlı kılan tek güç, millet iradesi olmuştur.
Unutmayalım; 24 yıldır iktidarda olan AK Parti, sandıkta tecelli eden millet iradesini itibarsızlaştırarak değil sandığın emanetine sahip çıkarak milletin teveccühüne mazhar olmuştur.
Talihsizliğe bakın ki o AK Parti şimdi, milletin sandıkta vermediği belediye başkanlıklarını demokrasi dışı yöntemleri kullanarak almaya çalışıyor.
Evet, devlet gücünü kullanarak sandıkta alamadığınız belediyeleri kendi hanenize yazdırabilirsiniz hatta siyasi ahlakı zorlayarak bazı milletvekillerini transfer de edebilirsiniz.
Ama unutmamak gerekir ki, bu etik dışı yöntemlerle toplum hafızasında asla meşruiyet kazanamazsınız.
Ve millet bu karışık işleri bir yere not eder, sandık önüne geldiğinde ise siyasi iktidara en ağır faturayı kesmekten çekinmez.
AK Parti’yi, kendi ilkelerini bile yok sayan böylesine yanlış bir istikamete kimler sevk eder doğrusu anlamak mümkün değil.
Artık şunu biliyoruz; AK Parti’yi İstanbul’da üç kez yenen Ekrem İmamoğlu’na önce hiçbir hukuk literatüründe olmayan ‘ahmak’ kelimesi yüzünden siyasi yasak getirildi, arkasından 30 yıllık diploması elinden alındı, sonra da bir siyaset mühendisliğini çağrıştıran sahur vakti operasyonuyla tutuklanıp hapse atıldı.
Ayrıca bir de bütün bunların üstüne bonus olarak ajanlık soruşturması kapsamında yargılanıyor.
Kısacası, sofistike bir yol temizliği ile İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı denkleminden çıkarıldı.
Evet mevcut tabloya göre İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı yapılamayacak. Normalde İmamoğlu problemini çözmüş bir iktidarın daha sakin bir görüntü vermesi gerekir. Ama görünen o ki İmamoğlu hapiste olmasına rağmen iktidar kendisini güvende hissetmiyor.
Ekrem İmamoğlu’nun mahkemede yaptırılmayan savunmasından oluşan “Millet Şahidimdir” isimli kitabının yasaklanıp emniyet tarafından toplatılması haberini görünce ister istemez “Cezaevindeki bir insandan neden bu kadar korkulur?” demekten kendimi alamadım doğrusu.
Tabii esas vahim olan, Türkiye’ye geçmiş dönemlerde büyük ayıplar yaşatan ‘kitap yasaklama’ utancına yeniden maruz kalmamız…
Galiba iktidarlar değişse de makus talihimiz hiç değişmeyecek. Yöneticilerimiz halkımızın ekmek problemini çözemeseler de ‘kitap yasaklama’ işinde çok başarılılar maşallah.
Doğrusu iktidarın bu tür hamlelerle ne yapmak istediğini anlamak mümkün değil. Zira böylesine yasakçı yöntemlerin iktidara bir yarar sağlayıp sağlamayacağı şüpheli ama İmamoğlu’nu Türkiye çapında efsane haline getirmesi kaçınılmaz gibi gözüküyor.
Nitekim Ekrem İmamoğlu’nun kitabının yasaklanması ile ilgili şu ifadeleri son derece anlamlı:
“Demokrasi yarışından korktu diplomamı iptal ettirdi. Tutuklanıp hücreye atılmamı istedi. Sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklattı. Sosyal medya hesabımı defalarca kapattırdı. Yetmedi, mahkemede savunma hakkımı dahi engelletti. Sanıklara soru sormama bile tahammül gösteremedi. Şimdi ise bana yaptırmadıkları savunmamın yer aldığı ‘Millet Şahidimdir’ kitabımı daha yayımlanmadan yasaklattı. Emniyet güçleri eliyle matbaalar basıldı ve kitaplar toplandı.”
Eğer bu kitabın iktidara zarar vereceği gibi bir endişeye kapılanlar varsa, kimse kusura bakmasın ama bu kelimenin tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır. Çünkü ‘kitap yasaklamak’, bugüne kadar hiçbir siyasi iktidara yarar sağlamamıştır.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.