Dini siyasete göre ‘düzeltmek’

Müslümanların tarihini sahabenin ne yaparsa doğru yapacağına dair ön yargınız olmaksızın okuduğunuzda… Tabii okuduğunuz tarihin de aynı şekilde önyargısız yazılmış olması lazım… Ümmet-i Muhammed’in Paygambersiz hayata intibak etmeyi beceremediğinden emin olursunuz.

Şunu da görürsünüz: İktidar insanı da dini de bozuyor.

Önce ‘iktidar hırsı bozuyor’ diyecektim sonra düzelttim. İktidar bozuyor. Gayet tabii iktidar hırsı da bozuyor.

Siyaseti ortaya koyduğun zaman dini kenara koyuyorsun.

Sonra dini siyasetin gereklerine uygun şekilde düzeltiyorsun.

‘Düzeltiyorsun’u yanlışlıkla yazmadım. Dine, siyasetin gereklerine uygun bir şekil veriyorsun. Uzun gelen tarafını kısaltıyorsun, kısa gelen tarafını uzatıyorsun. Fakihler, kelamcılar, sufiler bu uzatma ve kısaltma işleri için emek veriyorlar. Muvaffak da oluyorlar. Siyasi vaziyetlere uygun itikat maddeleri, itikadi ve ameli mezhepler imal ediyorlar. Siyasi tarihimizle mezhepler tarihini yan yana koyduğunuzda ikisinin seyrindeki paralellikleri tespit etmeniz mümkündür.

Fukaha, ulema, sufiler arasında istisnai şahsiyetler mutlaka vardı. Fakat bu istisnalar tarihin akışını değiştirecek bir keyfiyete ulaşamamıştır.

Prof. Dr. Ahmet Akbulut, “Sahabe Dönemi İktidar Kavgası” kitabında (OTTO Yayınları) bu tarih süreçlerinin izini sürüyor.

Müslümanların Peygamberimiz’in irtihalinden sonraki siyasi hayatını Beni Saide gölgeliğinde olan bitenler şekillendiriyor.

Hz. Ali, Hz. Fatıma ve Haşimoğulları Peygamberimizin gasli ve tekfiniyle meşgul. Başlangıçta Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer de orada.

Ensar Beni Saide gölgeliğinde toplanmış, Peygamber’in halefinin kim olacağını belirlemeye çalışıyor.

“Hz. Peygamber’in vefat haberi öğrenilir öğrenilmez Ensar Müslüman devletinin başına kendilerinden birini seçmek için Beni Saide gölgeliğinde toplandı. Ensar içinde en kuvvetli aday Hazrec’in lideri Sa’d ibn Ubade idi. Sa’d da halife olmayı çok arzuluyordu. O bu toplantıda hilafetin Medinelilerin hakkı olduğunu belirten bir konuşma yaptı. Sa’d ibn Ubade’nin konuşmasından öyle anlaşılıyordu ki Ensar bu işe Hz. Peygamber’in vefatından önce hazırlanmıştı.”

“Ensar’dan Sa’d’ı istemeyen iki kişi Hz. Ebubekir ve Ömer’e Ensar’ın Sa’d ibn Ubade’ye biat etmek üzere toplandığını haber verdiler. Bunun üzerine Hz. Ebubekir ve Ömer yolda karşılaştıkları Ebu Ubeyde’yi de alarak Beni Saide sofasına geldiler. Muhacirlerin ileri gelenlerinden olan bu zatların da toplantıya katılmasıyla siyasi çekişme başladı.”

Tarih-i Taberi’de rastladığım bir rivayette Beni Saide’deki toplantıdan evvela Hz. Ömer haberdar oluyor. Peygamberimiz’in hanesine giderek Hz. Ebubekir’i çağırıyor. Hz. Ebubekir Paygamberimiz’in naaşıyla meşgul. “Meşgulüm gelemem” diyor. Hz. Ömer ısrar ediyor. Sonra birlikte gidiyorlar.

Burada şöyle bir soru sormak caiz midir?

Hz. Ömer, Hz. Ebubekir’i çağırdığı gibi Hz. Ali’yi de çağırabilirdi. Beni Saide’ye beraber giderlerdi. Böylece istişare daha sağlıklı olurdu. Neden çağırmadı?

Bu sorunun cevabı yok. Müslümanlar arasında tartışıldığı da söylenemez.

Eğer rivayet doğruysa Hz. Ali’nin maksatlı olarak Beni Saide’deki toplantıya çağırılmadığı düşünülebilir.

Beni Saide’deki ‘çekişme’nin İslam’ın ilkelerine istinaden yapıldığını söylemek zor. Hz. Ebubekir Ensar’a şunları söylüyor:

“Biz sizden önce Müslüman olduk. Biz Muhacirler Peygamber’in aşiretindeniz. Onun aşiretinden olanlar hilafete daha layıktırlar. Araplar bu konuda Kureyş’ten başkasını tanımazlar.”

Ahmet Akbulut’un bu tartışmalarla ilgili eleştirilerine gelince.

En önemlisi şu:

“Beni Saide toplantısında ortaya atılan deliller arasında ‘emaneti ehline veriniz’ ilkesinin gündeme getirildiğine dair bir rivayete henüz rastlanmamıştır.”

“Beni Saide hadisesi Hz. Peygamber’den sonra Müslümanların ilk siyasi sınavıdır. İslam’a hizmet için çeşitli kişi ve grupların devlet başkanlığını ele geçirmeye çalışmasını bir fazilet yarışı olarak değerlendirmek de mümkündür. Ancak tarafların birbirlerine karşı ileri sürdükleri delillerin İslam’ın ortadan kaldırmaya çalıştığı cahiliye kültürü doğrultusunda yapılmış olması Peygambersiz hayata intibaksızlığın ilk belirtisi olsa gerektir.”

“Dünyada barış ve huzuru kurmak ve korumak için Allah tarafından görevlendirilen Müslümanlar siyasi hesaplar uğruna niçin birbirlerine kılıç çekmişlerdir? Aslında Cemel ve Sıffin’de dökülen kanların arkasında Beni Saide hadisesiyle başlayan siyasal birikim bulunmaktadır.”

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.