Ankara’da böyle anlaşmalarla ilgilenen birileri var mı?
Bugünlerde keyifliyiz… Yakın coğrafyamızda; Suriye’de zamanında kendi başımıza açtığımız problemleri bir ölçüde halletmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yaşayalım. Bu da bir gelişme elbette ve orada kendi kendimize ürettiğimiz sorunu aşacak kadar ağırlığımız var.
Her fırsatta bölgede ve dünyada bizden habersiz adım atılamayacağını, biz olmadan hiçbir şeyin çözülemeyeceğini tekrarlayarak kendimizi rahatlatmamızda da sorun yok.
Artık ABD’ye, Rusya’ya, Çin’e laf edemiyoruz ama mesela bazen coşup Avrupa’yı adam yerine koymamak gibi hallerimizin de tadını çıkaralım.
İsterseniz olur. Para ve fırsat kaybetmeyi göze alırsanız dış politikayı böyle yürütebilirsiniz. İçeriğini önemsemeden yahut kazanılanın kaybedilenin hesabını yapmadan güçlü ve büyük ülke nakaratını tekrarlamak moral verici olabilir. Göğsümüzü de kabartabilir ki malum şu sıralar fena halde öyleyiz.
Ne yazık ki dünya bizim kendi kendimize anlattığımız hikayenin dünyası değil.
Dünyada içinde bolca dış politika planlaması olan ama daha çok ekonomi odaklı önemli şeyler oluyor.
Mesela, bizden çok daha zengin ve güvenli olsa da hâlâ bizi kıskanan Avrupa (AB) ülkeleri bir yandan ABD’ye kafa tutarken öte yandan Hindistan’la oldukça geniş çerçeveli bir serbest ticaret anlaşması imzalıyor.
Hindistan ile AB’nin toplam nüfusu 2 milyar ve ekonomileri dünya gayri safi yurtiçi hasılasının dörtte birini oluşturuyor. 2024’te 120 milyar euroluk dış ticaret ve yüzde 11,5’lik payla AB, Hindistan’ın en büyük ticaret ortağı konumunda. AB’nin amacı serbest ticaret anlaşması sayesinde Hindistan’a ihracatını 2032’ye kadar ikiye katlamak. 2030 yılına kadar Çin ve ABD’nin ardından dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi olması beklenen Hindistan’ın hedefi ise, şu an AB toplam ithalatında yüzde 2,5 olan payını daha da artırmak. AB; otomobil, kimyasal maddeler, içecek ve tarım ürünlerinde Hint pazarında avantajlar sağlarken Hindistan da tekstil, deri, ilaç ve çelik ürünlerinde yeni gümrük düzenlemeleri sayesinde fayda sağlayacak.
AB ile Hindistan arasındaki anlaşmanın Trump’ın dünya ekonomisinde tersine estirdiği rüzgarla bir ilgisi var ama çok fazla değil, sadece hızlandırdı. Çünkü iki taraf Serbest Ticaret Anlaşması’na (STA) henüz Trump televizyon şovlarında sahne alırken, 2007’de başladı. 2013’te görüşmelere ara verildi ve 2022’de tekrar başladı. Şimdi de imzalar atıldı.
Yani ortada uzun vadeli, stratejik düşüncenin ürünü çok önemli bir paket bulunuyor.
Söylemeye gerek yok. Bu anlaşmanın yarısı bile hayata geçecek olursa sonuçlarından olumsuz etkilenecek ülkelerin başında Türkiye geliyor. Pazar kaybı riskini ve rekabette gerileme ihtimalinin yanında, Gümrük Birliği Anlaşması gereği AB’nin STA imzaladığı ülkelere doğal olarak bizim de avantaj sağlamamız gerekiyor. Hepsi bu da değil. Unutmayalım, AB Hindistan’la anlaşmayı imzaladığı günlerde otomotiv ithalatında artık sadece “Made in Europe” menşeli malları kabul edeceğini ve dolayısıyla bizim otomotiv sektörümüzün geleceğinin sıkıntılı olduğunu ilan ediyordu. Dahası… Eş zamanlı olarak, Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği Anlaşması’nın yenilenmesi problemi de sessiz sakin bekliyor. 10 yıldır ne ilerleme var, ne de ilerleme iradesi…
Bilmem, Ankara’da AB ile Hindistan anlaşmasını veya böyle başka girişimleri umursayan, bundan endişe duyan ya da bunu fırsata çevirmek için bir fikri olan var mı! İş dünyasının cılız feryadı dışında kimseden ses çıkmadı.
“Dünya hızlı bir değişim içinde, Türkiye için de büyük fırsatlar var” gibi klişelerle insanları heyecanlandırmak kolay. Ama gerçek diplomasi ve ekonomik güç savaşı, hamasetle veya sloganla değil sahici mekanizmalarla çalışıyor: Strateji, planlama, sermaye, iyi ilişkiler ve iyi bir diplomasiyle… Havalı ve okkalı laflarla değil.
İktidar, elde ceza makbuzu marketlerde etiket denetlerken küresel pazarda paylaşım bitti, bitiyor. İçeride ve dışarıda gösterişle yıllarımızı geçirirken, geleceği görenler bırakın sınırları, kıtaları aşarak fırsatlara ve imkanlara odaklanıyor. Halklarına daha fazla refah, iyi bir hayat ve güvenlik sağlamak için sabırla ilerliyor.
