Artık çözümün hızlanmasına mani bir hal var mı?

Masanın üzerinde bir çözüm süreci var. Bir de Ankara’nın Suriye’de SDG’nin silahsızlanması, etkisizleştirilmesi ve eritilmesi talebi vardı. SDG birkaç hafta içinde, idare ettiği geniş topraklardan hızla çekildi ve iki bölgeye kadar geriledi. Arap aşiretleri SDG çatısından desteklerini çekti ve üç aşağı beş yukarı SDG, YPG’ye dönüştü. Aynı anda Suriye yönetimi Kürtlere bu ülkenin tarihinde daha önce bahsi bile açılmamış haklar tanıdı. Kimlik, kültür, eğitim, yönetime katılma vb gibi haklar. Ardından bütün bunları tamamlayan bir anlaşma imzalandı.

SDG Lideri Mazlum Abdi sonuçtan memnun görünüyor. “Şam ile yapılan anlaşma halkımızın kazanımlarını koruyacak. Anlaşmada Kürt kentlerine, -bunlara köyler de dahil-Suriye ordusu girmeyecek” dedi. Ayrıca, “Kamışlı, Derik, Kobani ve Cizir’de bulunan SDG’ye bağlı güçler, tugay olarak Suriye ordusunun bir parçası gibi bulundukları yerleri korumaya devam edecekler" diyerek “korunan kazanımlar”ı özetledi.

Suriye Cumhurbaşkanı El Şara da büyük bir problemi kısa sürede çözmüş olmaktan memnun.

Anlaşma ne ifade ediyor? Süreci yakından izleyen Yıldıray Oğur’un cümleleriyle cevaplayalım:

“Özetle Rojava Özerk Yönetimi siyaseten bitti ama Kürtlerin kendi yaşadıkları bölgelerde yerel siyasi gücü ve otoritesi tanındı. SDG’nin alternatif bir ordu olma hali lağvedildi ama askeri olarak Suriye ordusu içinde erimeden kalması sağlandı. Kimlik, kültür ve eğitim hakları garanti altına alındı.”

Anlaşmanın garantörleri ABD ve Fransa; ve ABD dahil birçok Avrupa ülkesi de anlaşmayı takdirle karşıladılar. Türkiye çok çoşkulu değil ve ortalıkta SDG’nin hızla gerilediği günlerdeki sevinç havası görünmüyor. Ancak, SDG’nin varlığına baştan beri en çok itiraz eden ve bunun çözüm sürecine engel olduğunu söyleyen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan iyimser sayılabilecek bir açıklama geldi.

Bakan, YPG/SDG ve Şam hükümeti arasında varılan mutabakatın çok anlamlı ve önemli olduğunu belirtti. “Suriye’deki örgüt üyeleri Suriyeli değiller ve şu anda Suriye'deler. Tek amaçları ise Türkiye'nin ulusal güvenlik çıkarlarına zarar vermek. Ve biz bunun gerçekten ortadan kalkmasını istiyoruz” dedi ama ardından anlaşmayı olumlu karşılayan şu sözleri de söyledi:

"Prensip gereği, Türkiye olarak, taraflar kim olursa olsun bir uzlaşıya varırlarsa bunu destekleriz. Çünkü belirli ilkeler üzerinde anlaşmaya vardıkları sürece, bizim açımızdan desteklemeye değer olduğunu düşünüyorum. Ancak Türkiye'nin ulusal güvenlik çıkarları konusunda kendi endişelerimiz, kendi kırmızı çizgilerimiz var. Yine de Şam hükümeti SDG ile bir anlaşma yaptığında, bunlar genellikle gözetilir.”

İlginç bir şekilde Kürt meselesinin Suriye ayağındaki problemlerin çözümü Türkiye’deki süreçten daha hızlı ilerledi. Başlangıçta daha zor görünüyordu ama ABD ve Avrupa’nın girişimleri orada yolun daha hızlı açılmasını sağladı. SDG aşırı taleplerinden vazgeçirildi ve onlara yönetim otoritesine bağlı olarak varlıklarını korumak/sürdürmek için garanti verildi. Hatta, valilik, bakan yardımcılığı ve bürokratik pozisyonlarla yönetime katılma imkanı sunuldu.

Fidan’ın sözlerinden anlaşıldığı kadarıyla bütün istediklerimiz olmasa da ABD eliyle, Ankara’nın hassasiyetleri de anlaşmaya dahil edildi.

Bu durumda geriye bir soru kalıyor: Artık çözüm sürecinin önünde bir engel kaldı mı?

Doğal olarak gözler iktidara dönmüştür. Türkiye’nin yasal düzenlemeler dahil son adımları atarak Terörsüz Türkiye hedefini gerçekleştirmesine mani bir problem var mı? Bu soruyu cevaplayacak olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Yetki de sorumluluk da O’ndadır. Biraz daha tempo ve sahiplenme gerekiyor. Şimdiden sonra, sürecin istikametine dair daha içerikli ve kesin cümleler de duymalıyız. Ki, yol kazaları ve provokasyonlar havayı bozmasın.

YORUMLAR (7)
7 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.