Bütün otokratların dilinde aynı hikaye

Demokrasinin ve hukuk düzenine en büyük tehdidin aşırı yetki kullanmaya hevesli liderlerden geldiğini hem kendi tecrübelerimizle, hem de dünyadan örneklerle biliyoruz. Seçimle gelen ve iki seçim arasındaki parantezde kendisini sadece seçilmiş olmaya bağlı hisseden başkanlar, başbakanlar vesaire bugün, demokrasiyi doğduğuna doğacağına pişman eden kurnazlıkla hüküm sürüyorlar. Hukuk şöyle dursun, herhangi bir ahlaki kuralı umursamadan, sadece yapabildikleri kötülük yapıyorlar.

Topluma ve muhaliflerine ellerinin ağır olduklarını göstermek için daha çok sertlik ve daha çok baskıdan başka yol bilmiyorlar. Yetki tamamen ellerine geçtiği zaman siyasi rekabetten asla hoşlanmıyorlar.

Şiddetli bir popülizm, sahte propaganda faaliyeti, algı ve manipülasyon ile sömürülebilecek ne kadar değer varsa hepsini sömürme cesareti de bu liderliklere eşlik ediyor. Her gün daha büyük yalanlar ve sonra daha büyük bir yalan. İktidarlarının devamı için retorikten başka bir şeye ihtiyaçları bulunmuyor.

Hepsinin ortak iddiası; ülkelerinin askeri veya ekonomik tehdit altında olduğu ve eğer kendisi iktidarda olmazsa tehditlerin asla savuşturulamayacağıdır. Çoğu kez gerçekte var olmayan bir tehdidi üretirler veya küçük çaplı geleneksel problemleri ortada sebep yokken büyütürler. En kötüsü de önce ülkelerinin başına iş açarlar, sonra da o işin üstesinden gelebilmek için kendilerinin ne kadar gerekli olduğunu anlatılar.

Sadece kendi halklarını değil dünyayı da tehdit eden iki örneğe bakalım: Trump ve Putin…

Esasen ikisi de megaloman ama ABD Başkanı bunu belli etmekten çekinmezken Rusya Başkanı megalomanisini çaktırmamaya çalışıyor. Trump, bazen ticari anlaşmalarla, bazen vergi oranlarını artırdığını söyleyerek, bazen de askeri tehditle Amerika halkına büyük paralar kazandırdığını iddia eden bir palavracı. Gerçekte hiçbir Amerikalının ekonomik durumu iyileşmiş değil, çünkü Trump’ın iddia ettiği gibi o anlaşmalar ve vergiler uygulanabilir değil. Uygulandığında ise hiçbiri tek taraflı değil. Diğer ülkeler de ABD’ye vergi uygulayacaktır. Sonuçta, Yeniden Büyük Amerika gibi büyük bir iddiayla göreve gelen Trump, ülkesini belki de tarihin en sevimsiz ve yalnız ABD’si haline getiriyor. Amerika ekonomik olarak büyümüyor ve muhtemelen O’nun görev süresi bittiği zaman ülkesinin dünya ticaretindeki payı birkaç puan daha düşmüş olacak. Trump’ın bıraktığı miras Amerika’yı gerçekten yeniden büyük yapmayı bir hayli zorlaştıracak. Çünkü hamaset ve palavra ne ticareti büyütür, ne enflasyonu düşürür ne de bir ülkeyi daha itibarlı yapar. Sadece gülünç hale sokar ki Trump’ın Amerikası da böyle….

Putin’in Rusyı’sı da böyle. Tarihin en büyük imparatorluk iddiaları eşliğinde bir yandan Ukrayna’da batağa saplanmışken öte yandan da ekonomide dibe vurmuş yoksul bir ülke. Rusya’da kimse savaşta kaç gencin öldüğünü ve niye öldüğünü bilmiyor. Putin despotizminin iştahını doyurmak için daha kaç bin, on bin veya yüz bin gencin öleceği de kestirilemiyor. Ekonominin neden tepetaklak gittiği de sorgulanamıyor. Ama Trump gibi Putin de ülkesinin tarihteki en iyi dönemini yaşadığını ve zaferden zafere, başarıdan başarıya koştuğunu anlatıyor.

Tıpkı diğer otokratlar gibi… İrili ufaklı hepsi, ülkelerine sadece yolsuzluk, yolsuzluk, güvenlik problemi, risk ve küresel rekabette gerileme getirdikleri halde hiçbir zaman gerçekleşmeyecek büyük hikayeleri iştahla anlatmaya devam ediyor. Zira, önemli olan netice değil hikayenin gücüdür. Hikayenin gücü de aynı şeyi ısrarla anlatmaktan gelir. Hazin olan şu ki toplumların bu hikayelerin yarattığı illüzyondan uyanmaları bazen uzun seneler alıyor; bazen de hiç mümkün olamıyor.

YORUMLAR (11)
11 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.