Büyükelçi nasıl böyle konuşabiliyor, artık biliyoruz
İsrail’in Gazze’de -hala devam eden- soykırıma cesaret edebilmesi ve Amerika’nın soykırıma -hala- destek verebilmesi birçok şeyle birlikte, bu ülkelerin İslam dünyasına asla saygı duymadıklarını anlatıyor. Sınır tanımadan ve hiçbir insani değeri dikkate almadan Gazze halkını öldürmeye devam ediyorlar çünkü karşılarında kendilerini bundan alıkoyacak bir güç bulunmuyor. Yalnız askeri güç değil, herhangi bir özelliği nedeniyle saygı duyulacak bir ülke bile bulunmuyor. Böyle olduğu için de ABD ve İsrail, 7 Ekim 2023’ten bugüne istediğini yaptı; bombaladı, öldürdü, yaktı, aç bıraktı. Sonra tekrar aynı şeyleri yaptı. Hala da yapıyor.
Bu şartlarda Türkiye dahil herhangi bir İslam ülkesinin övünmesinin, kendini önemsemesinin, büyük laflar söylemesinin anlamı yoktur. Olsaydı, Gazze bugün böyle bir durumda olmazdı. Ve eğer İslam dünyasının bir gücü olsaydı, Trump Barış Planı gibi en az Gazze katliamı kadar onur kırıcı bir girişime rıza gösterilmezdi.
Son vak’a ise daha onur kırıcı ve öyle de gelişiyor. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, İslam dünyasına karşı umursamazlık, adam yerine koymama ve saygısızlığın eseri çok ağır laflar etti. Muhatapları arasında Türkiye, Mısır, Ürdün, Körfez emirlikleri, Suudi Arabistan ve daha birçok ülke olan laflar. Ama problem zaten bu ülkeleri umursamamak. Sanki Gazze katliamı yetmezmiş gibi üzerine bir de şu sözleri söylüyor:
“İsrail'in oraları -vadedilmiş topraklar- hepsini alması iyi olurdu çünkü Tanrı bunu onlara bahşetti. Eğer bir gün İsrail bu toprakların tamamı üzerinde egemenlik veya kontrol kurarsa hepsini almaları sorun olmaz. Teolojik ve tarihsel olarak, Kutsal Yazılara göre, bu Tanrı'nın onlara vaat ettiği topraklardır.”
Gazze katliamı hala çok canlıyken Büyükelçi’nin bu sözleri, karşısında ciddiye alacağı bir İslam ülkesi bulunmadığı için söyleyebiliyor. Ciddiye alsa, umursasa biraz düşünür, böyle konuşmaz.
Nitekim, bu sözlere İslam ülkelerinden gelen cılız, ürkek ve sıradan tepki de neden umursanmadıklarını gösteriyor. Mısır, Ürdün, Lübnan, Endonezya, Kuveyt, Katar, Umman, Pakistan, Bahreyn, Suudi Arabistan, Suriye, Filistin, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dışişleri bakanları ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Arap Ligi, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) sekreterlikleri ortak bir kınama bildirisi yayınlamış. İmzacılar arasında, olayı tek başına kınamayıp ortak bildiriye dahil olmakla yetinen Türkiye de var.
Bir açıklama yayınlamışlar ama yanlış anlaşılmamak ve Trump’ın öfkesini çekmemek için çok çaba göstermişler. Diyecek pek söz bulamayınca da Büyükelçi’yi nazikçe Trump’a şikayet etmişler: “Huckabee'nin ifadeleri ABD Başkanı Donald Trump'ın ortaya koyduğu vizyonla ve İsrail'in Gazze'deki saldırılarını sona erdirmek için kapsamlı planla doğrudan çelişiyor.”
Açıklamadan öğreniyoruz ki Trump Planı aynı zamanda, “Bölgede gerginliğin tırmanmasını önlemek ve Filistin halkının kendi bağımsız devletine kavuşmasını sağlayacak kapsamlı bir çözüm için siyasi bir ufuk yaratmak üzerine kurulu” bir vizyona sahip!. Büyük iddia... Türkiye, ortak metin içinde de olsa ilk kez Trump Planı’na bu kadar büyük önem verdiğini açıkça dile getiriyor. Bunu da ekleyelim…
Bütün İslam dünyası bir araya gelip bir açıklama yapmaya niyetleniyor ama son anda O’nun Trump’un büyükelçisi olduğunu hatırlıyor. O zaman da ortaya, o adamı oraya atayan adama saygıdan ibaret bir açıklama çıkıyor.
Büyükelçi tabii ki böyle konuşur. Mani yok ki!
Acı bir tebessümden gayrı elden ne gelir?
Hepsi kendi halklarına dünya için ne kadar önemli, bölge için ne kadar vazgeçilmez ve vurduğu yerden ses getiren büyük liderleri olduğunu anlatıp duran ülkelerden çıkan sesin cılızlığı hazin değil mi? Peki, hal böyle olunca Gazze’nin dünü ve bugünü gibi, yarınından da endişe duymamak mümkün mü?
