Çözüm yolunda duygusal kırılmalar…

Çözüm Süreci/Terörsüz Türkiye’nin tam olarak hangi aşamasında bulunduğumuza dair tahminde bulunmak zorlaşıyor. Baştan beri tahmin zorluğu vardı ama sürece dair en isteksiz görünen Cumhurbaşkanı Erdoğan bile kervanın yürümesine engel olmadı. Güçlü mesajlar vermemekle birlikte çözümün yanında saf tutmaktan geri durmadı. MHP Lideri Bahçeli’nin şiddetli diyebileceğimiz arzusu vardı ve hala devam ediyor. Ancak, mekanizmayı çalıştırma yetkisi iktidarda olduğu için tek başına bu arzu sürecin temposunu belirleyemiyor.

Yine de Öcalan’ın çağrısıyla PKK’nın kendini lağvettiğini ilan etmesi ve silah bırakmayı hızlandırması çözüm yolunda büyük adımlardı. Süreci, “Bu saatten sonra geri dönmek olmaz” noktasına taşıdı. Devamında, Meclis Komisyonu’nun çalışmaları ve artık sıranın af ya da infaz düzenlemesiyle tutuklu PKK’lıların ve DEM’li siyasetçilerin serbest bırakılması/hayata karışması aşamasına varması da aynı kanaati uyandırdı. Geri dönüşsüz noktadayız…

Malum, bu gelişmeler rağmen Ankara’nın baştan beri bir kaygısı vardı. Suriye’de SDG’nin gücü ve statüsü… Bu kaygıyı da ABD ve Suriye hükümeti gidermiş bulunuyor. ABD, örgüte alenen dirsek gösterdi, Suriye Ordusu askeri harekat başlattı; SDG büyük güç ve toprak kaybetti. Sorun hala çözülmüş değil ama SDG sadece birkaç gün içinde Şam yönetiminin önerdiği statüyü kabule yaklaştı.

Bu stres testine rağmen DEM ve İmralı süreçten kopuş mesajı vermedi. Aynı olumlu pozisyonu koruyorlar. İktidar sözcülerinin açıklamaları ve güvenlik bürokrasinden kamuoyuna yansıyan arka plan bilgilerine göre SDG’nin geriletilmesinden sonra Ankara’nın da süreç konusunda farklı bir yaklaşımı yok. Aksine, istekli oldukları ve hatta işlerin yolunda olduğu mesajı veriyorlar.

Açılım süreci…. Çözüm süreci… Terörsüz Türkiye. Üçüncü çözüm denemesini yaşıyoruz.

Müzakereler, kanuni düzenlemeler, politik ve jeopolitik adımlar şüphesiz çok önemlidir. Uzun yolun kilometre taşları ancak böyle döşenir. Ne var ki bu yeterli değildir. Gerçek bir çözümden bahsetmek; yani o uzun yolun hep açık kalması ancak, duygusal aşamanın tamamlanmasıyla mümkündür. Çözüm mutlak anlamda Kürtler kendilerini iyi, eşit, güvende ve bir başka izaha gerek kalmaksızın kardeş hissettiklerine tamamlanmış olacaktır.

DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın bu konuda endişeleri var görünüyor. Şu sözler Bakırhan’a ait:

"Günlerdir sınır bölgelerindeyim. Kürtlerin gözlerinde hayatımda hiç olmadığı kadar derin kırılmalara şahit oldum. Bunun en basit ama en derin nedeni şu: Bir halka alenen haksızlık yapılması, haysiyetlerini çiğneyecek sözler ve eylemler yapılması siyasetin ötesinde bir meseledir. O ince eşiği siyasete kurban eden hoyratlık, tarih boyunca ters tepti. Bu doğru okunmalıdır. İktidarın bu ikili politikalarını Kürtler sadece siyasette değil, hayatlarının her anında görüyor, yaşıyor. Ekranlarda katliam çağrılarına varan rahatlık, halka ve temsilcilerine hakaret, garip zafer naraları, had bildirenler ve parmak sallayanlar… “Kadim Kürt kardeşim” dediklerinizin yaşadığı duygu kırılmasını görmeyenlere sesleniyorum: Bu bir sitem değil; bir halkın vicdanında büyüyen tarihî kırılmadır. Kırılma derinlerde ve görmezden gelindikçe sessizce ve öfkeyle büyüyor. Şimdi bu duygu kırılmasını giderecek olan devlettir, medyadır, siyaset kurumudur.”

Kırılmanın Suriye’de son günlerde yaşananlarla ilgisi olduğu açıktır.

İnsanlar öyle hissediyorsa onlara “Ortada bir mesele yok. Siz niye böyle düşünüyorsunuz ki” demek işe yaramaz. Haklı haksız tartışması yerine son yaşananların yarattığı duygusal reaksiyonu gidermek, insanlara gerekçeleri anlatmak ve meselenin bir galibiyet mağlubiyet konusu olmadığını hissettirmek lazımdır. Bakırhan’ın dediği gibi devlet yani iktidar, siyaset yani AK Parti ve CHP ile medya bu problemle yüzleşmek ve acilen üstesinden gelmek zorundadır. En başta da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ana Muhalefet Partisi/CHP Lideri Özel’in yapıcı hamlelerine ihtiyaç vardır. Acilen adım atılmaması da süreci yaralayacaktır.

YORUMLAR (20)
20 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.