İleri-geri adım bahsine bir de böyle bakalım

Tarafların partizanlık yaptığı tartışmalarda sonuç almayı beklemek nafiledir. Kim haklı, kim haksız, ne doğru ne yanlış bilinmez; fanatizm galip gelir. Zafer hep aynı takımındır: Kesin inançlıların… Tutarlılık, prensip, ahlaki tutum aramak nafiledir. Mesela, ABD Başkanı bir hafta önce muhalefetin dostu ve patronu olarak hedefteyken, Cumhurbaşkanı ile oturup sohbet ettikten sonra mütebessim siması muhalefetin suratına tokat gibi çarpılmış bir fotoğraf olabiliyor.

Gerçeği ne olduğunu aramaya çalışanlar çelişkiye hazır olacaklar. “Yendik yendik, ileri adım attık geri adım attık” tartışmalarından adil netice bekleyenler de boşuna vakit harcamasın. Bu ülkede önemli olan görüntüdür, resimdir, şekildir. Muhteva önemsizdir, kişiden kişiye ve günden güne değişir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Biden’le görüşmesi önemlidir. Bu görüşmede PYD/YPG konusunun, FETÖ iadesinin, Doğu Akdeniz’in veya F-16 tedarikinin gündeme gelmesi ya da çözüme kavuşturulması kıymeti harbiyesi olan bir husus değildir. Görüşme oldu, bir de sorunlar mı çözülecekti!

Evet dış politika hep söylendiği gibi netice alma sanatı ama neticeden kasıt içeride işe yaraması olmadıktan sonra dış politikaya da pek ihtiyaç da duymazdık.

Erdoğan’ın önce “Doğu Akdeniz gündemimize gelmedi. Gelmediğine göre de Sayın Biden’ın gündeminde değil, benim de gündemimde değil” dediği sonra bir şekilde gündeme geldiği açıklanan Doğu Akdeniz meselesi böyle bir konudur. Gündeme gelip gelmemesi önemsiz hal gelen bu dosya, Türkiye’yi aylarca büyük bir coşkuyla ayağa kaldıran Mavi Vatan kampanyasıdır. Gür sesler yükseldi, denizler kabardı, gemiler sıra sıra dizildi, notalar verildi, sayısız kez navtex ilan edildi, heyecan artsın diye dizi filmler çekildi; restler zaten çekildi. Netice! Neticeye gerek var mı ki? Önemli olan iç politikada esen rüzgardır. Yine de sular durulduktan sonra ortaya çıkan tabloya bakalım… Türk-Yunan sorunu iki ülke arasından çıkıp Avrupa Birliği’nin konusu haline geldi. Rum Kesimi’ne 30 yıllık ABD ambargosu kalktı. Yunanistan, yakın tarihte olmadığı kadar ABD ile yakınlaştı; bizim dışlandığımız F-35 projesine dahil oldu. Yeni askeri üsler açıldı, yetmedi Fransa ile savaş uçağı anlaşması imzaladı. Şu sıralarda da aralarında Türkiye'nin bulunmadığı 8 ülke - ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Mısır ve İsrail- petrol platformlarının güvenliği temalı bir tatbikat yapıyor. Biz ise başladığımız yerin gerisindeyiz. O yüzden konu gündeme gelmiş gelmemiş, çok takılmıyoruz.

Suriye’de durum daha ciddi ama en azından gündemde tutmaktan imtina etmiyoruz. Zira mesele can yakıcı. Ne var ki, çok yatırım yaptığımız, ağır bedeller ödediğimiz ve hala da ödemekte olduğumuz Suriye politikası da içerideki gösterişli tabloya karşı pek parlak değil. Üç hedefimiz vardı. Esad gidecek, mülteciler geri dönecek ve toprak bütünlüğü korunacaktı. Toprak bütünlüğünden kasıt malum, YPG’nin özerk bir alana sahip olmamasıydı. Esad kaldı, mülteciler artık gerçeğimiz ve PYD/YPG konusundaki gergin durum ortada. Üç hedefimiz de gerçekleşmedi.

S-400 konusunda da başta ABD olmak üzere dünyaya meydan okuduk. Tehditlere kulak asmadık, geri adım atmadık; 2,5 milyar Dolar ödeyip Rusya’dan füzeleri aldık. Bunun üzerine F-35 projesinden çıkarıldık ve siparişimiz bloke edildi. Ödediğimiz 1,4 milyar Dolar da bloke ama o bir şekilde çözülür. Ne var ki hava kuvvetlerimizin uçak filosu artık yetersiz ve şimdi talep ettiğimiz F-16’ların gelip gelmeyeceği belli değil. S-400 konusunda elbette Doğu Akdeniz’de de olduğu gibi haklı olduğumuz noktalar vardır. Bu yüzden, süreç boyunca söylenmedik laf bırakmadık. En nihayet bir süper güçten ötekine geçen füze tedariki zaman zaman bir bağımsızlık destanına da dönüştü. Ama bugün savunmasıyla, hücumuyla hava sistemimiz artık daha mı güçlü diye sorulunca tatmin edici cevap gelmiyor.

Dış politikadaki bu dezavantajlı tabloya bir de yaşanan süreçlerin ekonomiye olumsuz yansımalarını da ekleyelim mi? Ya da küresel planda marka değerimizdeki gerilemeyi… Kim kazandı kim kaybetti, geri adım ileri adım bahsini bir de öyle düşünelim.

YORUMLAR (41)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
41 Yorum