Türkiye, şu “yönü belirsiz dünya”ya ne kadar hazır?

Küresel risk ve fırsatların bugünkü gibi yoğunlaştığı dönemlerde bir ülke için olabilecek en kötü şey hazırlıksızlıktır. Ekonomik, diplomatik ve siyasi gelişmelere plansız, programsız yakalanmak ve rüzgara göre harekete mecbur kalmak. Türkiye epeyidir böyle bir durumdadır.

Bir yandan çevresinde kendisini yakından ilgilendiren olaylar öte yandan başta Trump problemi olmak üzere küresel riskler karşısında coğrafi konumu dışında bütün alanlarda donanımsızdır. Kaldı ki iktidar ikincisini; yani Trump’ın varlığını da kendisi için avantaj olarak değerlendiriyor. ABD’nin demokrasi ve hukuku sorgulamayı bırakması, aksine daha az hukuk ve demokrasiye yatkınlık sergilemesini, içeride hükümet etme rahatlığı olarak görüyor. Bu da yanlış bir analiz ve zannettiği faydayı sağlamadığı gibi ülkeye kesinlikle zarar veriyor.

Ülkenin hem kriz hem de istikrar dönemlerinde kendinden emin olacak ve dünyayı da yeterli kapasitesi olduğuna ikna etmeye ihtiyacı vardır. Hava atmak asla yetmez.

Kapasitemize ve hazırlıklarımıza bakalım…

Kesinlikle iyi olmayan ve yaklaşık sekiz yıldır krizde olan bir ekonomi… Bütün dünya pandeminin ürettiği sınırlı enflasyondan hızla çıkabilmişken, biz zaten pandemi öncesinde başlayan ve sonrasında katlanarak devam eden ağır bir hayat pahalılığı döneminin hala tam ortasındayız. Geçen yılın planları tutmadı; sonunda pes edip yüzde 30 enflasyonu bile başarı kabul ettik ama bu da gerçekleşmedi.

2026’nın hedefinin tutup tutmayacağı şüphe uyandırıcı. Dahası, ağır bir gıda enflasyonu yaşanıyor ve bu da “büyük” ve “güçlü” bir ülkenin iddialarıyla çelişiyor. Çünkü, ücretli kesimin büyük çoğunluğu yoksulluk ve açlık sınırında bir hayata mecbur kalıyor. Unutmayalım aynı zamanda asgari ücretin ortalama ücret haline geldiği bir ülke burası…

Emeklilerin durumu ise doğal olarak çalışanlardan daha kötü. Onlara durumlarını idare edebilecek bir maaş veremiyoruz. Öte yandan, yabancı yatırım alamadığımız için de dünyanın en yüksek faizini ödemek zorunda kalıyoruz. Çünkü, Merkez Bankası’nın rezervleri ayakta kalabilsin diye ancak bol kazanç vaadiyle dışarıdan para getirtebiliyoruz.

Refah artışı ve iyi bir hayat garantisi gibi sözler artık inandırıcı olmadığı için söylenmiyor bile.
Küresel güç denkleminde nereye otururuz, varın hesap edin…

Ekonomisi krizdeki bir ülkenin, hiç olmazsa siyaseti ve iç barışı yolunda olmalı. Gelin görün ki bu sahalarda ekonomiden daha ağır bir tablo yaşanıyor. Siyaset denilen şey neredeyse tümüyle baskı, çatışma ve cezalandırma ekseninde yürüyor. Ülkenin en büyük şehrinin belediye başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı arkadaşlarıyla birlikte hapiste. Partisi -ana muhalefet- benzersiz şekilde kayyum dahil bir dizi tehdit altında. Ülkenin genelinde de muhalif karakterdeki bütün unsurlara ağır bir baskı uygulanıyor.

Kriz ve fırsatlara hazırlıkta en önemli iki kalemde tablo böyle… Bir ülkeyi kalıcı olarak güçlü kılacak eğitim, akademi, teknoloji, tarım vs, gibi kalemlere ise bakmak cesaret istiyor.

Türkiye’nin fırsat, zaman ve kaynak kaybettiği, küresel rekabette gerilediği artık verili bir durumdur. Sadece iktidarın devamına odaklanmanın, temel sorunlarla yüzleşmek yerine günü ve sandığı kurtarmayı hedeflemenin başka bir sonucu olamazdı.

Bugünün krizler ve belirsizlikler dünyasında kendisini hazırlıksız kılan herşeyi ısrarla yapan bir ülkeyiz.

Zayıf, kırılgan ve vatandaşı için refah üretemeyen bir ekonomi ile iyi çalışmayan bir demokrasi ile muhalefeti gözüne kestiren bir yargı, ne kadar hamaset yaparsanız yapın hiçbir ülkeyi güçlü kılmaz. O ülkenin iddiaları değil, problemi büyük demektir.

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.