Yeni politika İran’la arayı açmak mı?

Yakın dönemdeki örnekler gösteriyor ki ABD bir ülkeye zarar verebiliyor ama asla sonuç alamıyor. Irak ve Afganistan işgali dahil ABD yönetimlerinin bazen savaş yoluyla son derece vahşi ve acımasız, bazen de ekonomik güç kullanarak denediği hamlelerin sonucu istediği gibi olmuyor. Evet, yıkıcı bir gücü var ve istediği olmadığında da siyasi maliyet ödemeden ellerini yıkayıp oradan çıkabiliyor ama düşündüğü siyasi sonuçlar fiyasko derecesinde hedefinden sapabiliyor. Özellikle İslam ülkelerine yönelik girişimleri başarısızlık serisi… Ardında bıraktığı yıkım o ülkeye ve bölgeye barış getirmediği gibi yeni düşmanlıklar ve gerilimler üretiyor. Bu da malum, ABD’nin umurunda bile olmuyor.

Öteden beri belirli dozda devam eden ve şimdilerde Trump yönetiminin akıl ve hesap tanımayan hamleleriyle savaşa kadar varan İran dosyasını da böyle değerlendirmek faydalı olur. ABD, bombardımanlarla İran’a büyük zarar verdi ama nihai hedefi olan rejim değişikliğini sağlayamadı ve hatta bir ölçüde bunun imkansız olduğunu tecrübe etti.

Ne var ki Trump yine denemeye devam ediyor ve şimdi de İran’a yönelik tam izolasyon istiyor, dünyayı da kendisine yardım etmeye çağırıyor. Bu çağrıya eşlik eden bir ABD iç siyaseti gerçeği var. ABD Başkanı an itibariyle kasım ayındaki ara seçimlerde halk desteğini kaybetme ihtimali yüksek bir lider durumundadır. Seçimi kaybederse sadece topal ördek olmakla kalmayacak, kaybın şiddetine göre kendi partisi tarafından bile, başta Epstein dosyası olmak üzere birçok sebeple ağır ve taşınmaz bir yük haline gelecek. Büyük ihtimalle görevinde kalmaya devam edecek ama eski gücünde olamayacak. Süreç böyle gelişirse İran politikasının gevşemesi ve zaten sınırlı olan destekçilerini biraz daha kaybetmesi kaçınılmaz olacak.

Büyük ihtimalle Trump sonrası -yani en geç iki sene sonra- ABD’nin başarısız ve beceriksiz İran politikası da sakinleşecek ve diplomatik kanallara havale edilecek.

Yani, Trump’ın ileri geri ve tutarsız açıklamalarını ayıklarsak ABD’nin İran’a yönelik izolasyon veya savaş projesi fikirsiz ve pamuk ipliğine bağlıdır.

Bu durumda Türkiye’nin izolasyona hızla katılması; bir İran bankasının ve bir İran havayolu şirketinin faaliyetlerini yasaklaması iyi bir tercih gibi görünmüyor. Mekke Anlaşması’nın aslında İran’ı hedef aldığına ve anlaşmanın ABD’yi fevkalade memnun ettiğine dair analizleri de ayrıca not edelim.

Esasta değilse bile sembolik adımlarla birdenbire ve görünür şekilde İran karşıtı bloka yaklaşmış görünüyoruz.

ABD’nin oyun planı hatırına Türkiye ile İran arasındaki ilişkileri bozmaya değmez. İki ülke arasında hiç gereği olmayan ve karşılıklı zarar göreceğimiz bir gerilime dahil olmanın anlamı yoktur. Ortada, sonuç alamayacak ve sonuç alamadığında da faturasını bölge ülkelerinin ödeyeceği bir plan var. Hatta plan değil kontrolsüz öfke… ABD yine elini yıkayıp çıktığında bölge ülkeleri başbaşa kalacak. Bu da İran’a karşı girişime dahil olmamamızı, soğukkanlı kalmamızın daha isabetli olacağını anlatıyor. Hatta, bırakın izolasyonu, hep iddia ettiğimiz siyasi gücümüzü kullanıp iki taraf arasında yatıştırıcı rol üstlenmemiz gereğini gösteriyor.

Suudi Arabistan, BAE ve genel olarak Körfez ülkelerinin İran’la geçmişten gelen ve son dönemde daha da aktif hal alan problemleri olabilir. Bizim bu ülkelerle yakın dostluğumuz da üzerimizde baskı oluşturabilir. Ama aynı zamanda İran’la bazen sahada rakip olsak da her zaman belirli seviyede tuttuğumuz iyi ilişkiler hem bölge hem de Körfez ülkeleri için avantajdır, bunu da kaybetmeyelim. Elbette İran’ın en iyi dostumuz olması gerekmiyor ama İran halkının öyle kalmasının önemini de unutmayalım.

YORUMLAR (15)
15 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.