İhtiyat akçesi ve genel gidişat

Geçtiğimiz pazartesi günü haber kanallarına Merkez Bankası’nın (MB) ihtiyaç akçesi olarak ayırdığı paranın yasal bir düzenleme ile Hazine’ye devredileceği haberi düştü. Bu haber şu ana kadar ekonomik gidişata dair duyduğumuz haberlerin hiç şüphesiz en ağırı, en düşündürücüsü.

Bu yazının kaleme alındığı dakikaya kadar bu haber yalanlanmadı, tekzip de edilmedi. Dolayısıyla biz bu haberin doğru olduğu ve hayata geçeceği görüşündeyiz.

Önce bu ihtiyat akçesi nedir, kısaca onu açıklayalım. MB’nın her yıl safi kârının belli bir miktarını bir tür sermaye yedeği olarak ayırmasıdır. Bu aslında şirketlerde de yapılır, her yıl kâr üzerinde bir takım yasal yedekler, kâr yedekleri ayrılır ve bunlar şirket bilançosunda özkaynaklar altında takip edilir. Şu anda MB’nın ihtiyaç akçesinde yaklaşık 40 milyar TL üzeri bir para birikmiş durumda.

Gelelim Hazine’nin bu kararına… Her şeyden önce bu karara neden olduğunu düşündüğümüz bütçe açığına bir bakmak lazım. Hazine’nin 2019 yılı bütçe açığı hedefi 80 milyar TL iken, bu rakam sadece yılın ilk çeyreğinde 36 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Belli ki bu para ile bütçe açığı finanse edilmeye çalışılacak.

Daha önce de MB’nın temettü (kâr payı) dağıtması, genelde yapıldığı nisan ayından ocak ayına çekilmişti. Şimdi de ihtiyat akçesi kullanımı devreye alınarak yeni bir finansman kaynağı oluşturulmaya bakılıyor.

Geçtiğimiz aylarda bu sütunlarda yazdığımız gibi Türk ekonomisinin ezeli sorunu sermaye yetersizliği ve buna bağlı dış borç-dış kaynak bağımlılığıdır. Bu hastalık maalesef son dönemde ülkemize olan dış güvenin azalması ile daha da tedavi edilemez bir hal almış durumda. Gerek devletin gerek bankaların gerekse özel sektörün dış borç bulması giderek daha zorlaşmaktadır. Kaldı ki bankalar ve özel sektör hali hazırda ciddi bir yabancı para cinsli borç yükü altındadır.

Bu kararın uygulanması ve MB’dan alınacak olan ihtiyaç akçesinin piyasaya nakit olarak enjekte edilmesi halinde ise… her şeyden önce bu, fiili olarak para basmaktan farksız olacak ve enflasyonist bir sonuç doğuracaktır. Türk lirasının değerini düşürücü ve döviz kurlarını yükseltici bir etki göstermesi kaçınılmaz. Ayrıca bunun faizlerin de yükselmesine ve büyümenin düşmesine yol açmasını da bekleyebiliriz. Siyasi bir müdahale olmadıkça faiz artışı ile büyüme arasında bir ters orantı kaçınılmazdır. MB daha geçen hafta para politikası ile 10 milyar TL kadar nakdi piyasadan çekerken, bu sefer bunun tersi bir hamle yapması doğru bir karar olmakla kendi içinde çelişki olacaktır.
Ülkemizde ekonomi yönetimi teknik bir tarafsızlıktan ziyade daha çok siyasi bir bakış açısı ile yönetildiği için bu karara siyasi bir gözle de bakmak lazım. Görünen o ki hükümet mali disiplini sağlamak ve bütçeyi güçlendirmek için elindeki her silahı kullanacağa benziyor. Bu, bir anlamda güzel bir gelişme. Ama tabii ki bıçak kemiğe dayandı misali MB ihtiyat akçelerine kadar kullanılmaya başlanması, yaşadığımız sıkıntıların ciddiyetini gösteriyor.

Bir de şu var; ekonomideki yapısal sorunlar, dış piyasaların Türkiye’ye olan güvensizliğini düzeltecek olan demokrasi, hukukun üstünlüğü, şeffaflık gibi adımlar atılmadan bu tarz işlemlerin yapılması sadece günü kurtarmaya yetecektir. 40 milyar TL gibi bir para belli bir noktaya kadar sorunlarımıza çözüm olur ancak kalıcı tamiratı ve iyileşmeyi sağlamaz. Sağlamayacaktır.
Zira görünen o ki iktidar halen büyük projelerinden vazgeçmiş değildir. Buna mukabil inşaat, konut sektöründeki durağanlık devam etmektedir. Burada ismini zikretmeyelim ama geçen hafta önemli bir bankamızın bilançosu ve kârlılığı beklenenden çok kötü gelmiştir. Bazı ekonomi yorumcuları, ünlü analistler o kârlara ve bilançolara da artık şüphe ile baktıklarını söylediler.
Kendi ülkemizde, kendi analistlerimiz, kendi mali tablolarımıza güveni kaybettilerse, o güveni dış yatırımcılardan bekleyemeyiz.
Ünlü ekonomist, eski hazine müsteşarı Mahfi Eğilmez, MB’dan ihtiyaç akçelerinin istenmesini “kefen parasının kullanılması” olarak niteledi. Sadece bu benzetme bile içinde bulunduğumuz durumun vahametini ortaya koymaya yetiyor.

Nasıl ki bir bankadaki mevduat, banka patronunun ya da hissedarlarının malı değilse; MB’nin ve Hazine’nin varlıkları da onları yönetenlerin değil tüm milletin malıdır. Bugün kısa vadeli amaçlarla harcanmaya başlanan rezervlerin yarın yerine nasıl konacağı şu an için soru işaretidir. Hele bir de bu paranın İstanbul seçimleri için harcanacağına dair dedikodular var ki, biz bunlara inanmak bile istemiyoruz.

YORUMLAR (11)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
11 Yorum